“Dışarıdan ve yukarıdan bir bakışın ‘mutlak aşağı’ olarak gördüğü Çingenelerin de Bourdieu’nün deyişiyle ‘egemenlerin gırtlağıyla konuştuklarını’ ve kendilerinin en aşağısına yerleştirildiği hiyerarşide daha da aşağı konumlar tarif ettiklerini görüyoruz. Medyatik ve güya romantik bakışın ürettiği ‘Roman’ imgesini sahiplenenlerin ‘Çingeneleri’ –muğlak ve kararsız bir şekilde de olsa– kendilerinden daha aşağı görmeleri bunun en dramatik biçimidir.” -Necmi Erdoğan-
Çingene, Roman, esmer vatandaş, şopar... Varlıkları hep bilinen ama dünyaları nadiren inceleme konusu olan, topluluk adları üzerinde bile bir uzlaşma bulunmayan bir etnik grup... Derya Koptekin, İzmir’in “Çingene mahalleleri”ndeki sosyal hizmet merkezlerinde yıllarca çalışmış, günlerini Çingene/Roman çocuklarla iç içe geçirmiş, “sahayı da bilen” bir psikolog olarak özellikle çocuklara yöneliyor ve bütün sorularını onlar hakkında bildiğimizi sandığımız tüm klişeleri bir yana bırakarak soruyor; cevabı onların seslerinde arıyor: Kendilerini hangi gruba ait görüyor, etnik gruplarını hangi isimle adlandırıyorlar? Hayalleri, beklentileri neler, ne tür ayrımcılık örnekleriyle karşılaşıyorlar? En önemlisi, Türkiye’nin ötekilerinden olan Çingene/Romanlar, kendi kimliklerini hangi ötekiler üzerinden kuruyor, toplumsal hiyerarşide kendilerini nasıl konumlandırıyorlar?
Biz Romanlar Siz Gacolar ile Derya Koptekin, “Gacoların” hep teğet geçtiği, baktığı ama görmediği bu dünyaya ışık tutuyor.
harika bir çalışmaydı. bir sene boyunca kuştepe'de okuyan biri olarak ekstra ilgiyle okudum kitabı. uzun uzadıya yorum yazacak enerjim yok şu sıralar fakat gerçekten azınlıklara ilgisi olanlar için harika bir kaynak olduğunu düşünüyorum. insanı bir kitaptan öteki kaynağa sürükleyebilecek, dolu dolu ama dili de çok temiz bir kaynak.
üzerinden birkaç hafta geçti kitabı bitireli, ama rahatça söyleyebilirim ki en çok aklımda kalan, zihnime kazınan iki şey var. ilki, bu çocuklar neden çocuk değil, ikincisi ise evleri ile dışarısı arasındaki çizginin romanlarda olmaması. ikincisini zihnimden silemiyor ve durmaksızın düşünüyorum. bana birçok şey çağrıştırıyor. çok düşünmek lazım, çok.