"Küçük bir kitaptır yaşamak" Küçük bir kitabın içine sığan ama yankısını binlerce okurun sesinde bulan bir yaşamın öyküsü. Yüzlerce, binlerce yıldır acıları, ıstırapları, göçleri, kuşları, dönemeçleri, dip vurgunlarını, alt üst oluşları yaşamış bu toplumu, "bizi" yazan, Türk edebiyatında geçmişi, günü ve yarına, yerel kültürü ulusala ve evrensele bağlamayı başaran Ayla Kutlu yine ayrıntı zenginliği, yalın dil, güçlü, berrak bir anlatımla dip açıdan arı bakışa eriştirdiği derin, yoğun hikayeli kadınlardan birini KENDİNİ anlatıyor.
Ayla Kutlu, 15 Ağustos 1938'de Antakya'da doğdu. İlköğrenimini Antakya ve İskenderun'da, ortaöğrenimini İskenderun, Gaziantep ve Antakya'da yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi (1960). Burslu olarak okuduğu İçişleri Bakanlığı'nın merkez örgütünde görev aldı. Eğitim yöneticiliği, organizasyon ve metod konularında ek öğrenim gördü. Çeşitli baskı dönemlerinden geçerken, görevlerinden uzaklaştırıldı. Devlet İstatistik Enstitüsü, Başbakanlık, T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nde üst düzey görevlerde bulundu. Yazarlığı, Özgür İnsan dergisinde yazdığı kitap tanıtma yazıları ve öyküleri ile başladı (1976). İlk kitabı Kaçış'tan (1979) sonra art arda kitapları yayımlandı. 1980 yılında emekliliğini istedi.
Ayla Kutlu sadece kendi hayatını değil bir ülkenin geçtiği dönemi tüm gerçekliğiyle anlatıyor bu kitabında. Anne karnında olduğu, Hatay Devleti'nin 63. vilayet olarak Türkiye'ye katılmasından üniversiteyi bitirdiği zamana kadar geçen 22 yılını anlattığı kitabını güçlü kılan şey anki oradaymışım gibi, kendim şahit olmuşum gibi hissettiren ayrıntılı betimlemeleri. Aynı dönemi yaşayan ya da büyüklerinden dinleyen herkesin hayatından bir parça olduğunu düşündüğüm kitap komik, şefkatli, acıklı ve hoyrat. Özellikle milenyum neslinin okuma listesinde olması gereken bir kitap. Oyuncağı olmayan çocuklar ne yaparlar? Yokluk nedir? Okumak isteyen çocuklar nasıl okurlar? Kadın toplumda nerededir? İskenderun, Antakya eskiden nasıl bir yermiş? Asi nehrinin üstünü 2000 yıl süsleyen köprüye ne olmuş? Bilinçli olmak nedir? Okumak için imkan mı olmalı yoksa istek mi?