Yaşadığım büyük utancı bedenimden akıtacak daha keskin bir acı arıyordum. İğnenin battığı yerden sızıyordu ılık kan. Parmağımdan süzülen kan benim kanımdı. Yaşadığım korkular benim korkularım. Yaşadığım hayat benim hayatım değildi ama. Sabredersem ateş, kadınlığın ateşi döner miydi bana? Bir rüyadan arta kalanlar, derinlerden, ta çocukluktan çınlayan hatıralar. Garip, güzel, korkunç İstanbul’dan Antakya’ya uzanan, ormanda biten bir yolculuk. Neyi konuşsa hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilen erkekler.
Gönül Kıvılcım; Kader’in, Dolunay’ın, Melek’in ve ormandaki diğerlerinin hikâyesini anlatıyor… Tarihi olmayan zamanın, kadınların… Uğultular, hepsi görünen ve hiçbiri anlatılmayan küçük ve büyük sırların romanı. Neden peşinden gideriz geçmişimizin? Ejderha uyanır diye korkar mıyız?
Boğaziçi Üniversitesi‘nde iktisat eğitimi aldıktan sonra yüksek lisansını Norveç’in Bergen Üniversitesi’nde kitle iletişim dalında tamamladı. Gazetecilik hayatına Berlin’de, Aktüel dergisi Almanya muhabiri olarak başladı. 1992-96 yıllarında Alman radyosu ve televizyonunda çalıştı. Yurda döndükten sonra gazecilik mesleğini Radikal gazetesinde ve NTV Radyo’da sürdürdü; yabancı televizyonlar için belgesel türünde yapımlarda görev aldı. 1998’den sonra edebiyat alanında çalışmalarına ağırlık veren yazarın ilk öykü kitabı Kasaba ve Yalanlar 2001 yılında yayımlandı. Bu kitaba adını veren öyküsü Unions Verlag tarafından yayımlanan Liebe, Lügen, Gespenster başlıklı Almanca antolojide yer almıştır. Gazetecilik yıllarındaki gözlem ve araştırmalarından yola çıkarak yazdığı ilk romanı Jilet Sinan (2001), Arnavutça'ya ve Rumence'ye çevrildi. Parçalı Aşklar (2004), Yaşayan Tanıklarla Karaköy (2010) ve Suç Sarayı (2012) yayımlanan diğer kitaplarıdır.
Beklediğimden de güzel bir kitapmış bu. Sırlarla dolu bir geçmişin izinden giderken merak uyandıran, iç acıtan, isyan ettiren tekinsiz bir roman. Beni çok etkileyen Antakya'da geçiyor olması da bonusu...
Sometimes, we visit bookstores just to look around or to run away from the rain. That’s how I came across this book, waiting for a friend in a bookstore. The cover was the first hook. Millais’ Ophelia.. one of my faves. Maybe it’s time to get into Turkish literature, I thought making an excuse to exceed my budget for buying new books. The book is so well written, the characters specially Kader the main character is very well thought & depicted. I waited 2 weeks to read the final chapter just to make it last longer. Great book & a greater writer.
Kadınların dünyasını farklı kadınların hayatlarına dokunarak ele alan sıra dışı bir roman. Bir aile sırrının peşinden, İstanbul’dan memleketi Antakya’nın ormanlarına sürüklenen Kader, kendi yaşamındaki çıkmaza da bir çare aramaktadır. Bu yolculuk Kader’in gerçeklerle yüzleşmesi bakımından oldukça yorucu ve tedirgin edicidir. Hem İstanbul’un birbiriyle çelişen semtlerindeki hayatları hem de taşrada perde arkasında yaşananları bir ailenin özelinden yola çıkarak okura sunan, sürükleyici bir roman.