Kaan Sekban. Ömrünün baharında bir beyaz yakalı. Plaza hayatının tam göbeğinde bir bankacı. Dost mu düşman mı olduğu belli olmayan ‘dostman’larla çevrili hayatını, yönetici adı verilen ama ne yönettiği asla bilinmeyen insanların elinden kurtarıp hayallerinin peşinden gitmeye cesaret eden bir ofis kahramanı…
“Sizi keşfettikten sonra kendime çok kızdım. Korkak olmama. Bu saatten sonra korkmayacağım. Kaybedeceksem de korkmadan kaybetmek istiyorum.”
“Bir ay önce işyerimle tek celsede boşandık. İşim, hayalimdi ancak işyerim mezarım olacaktı neredeyse. Arada sıkıldığımda, bir anlık gafletle ‘Acaba ayrılmasa mıydım?’ diyesim geliyor ardından sizin beyaz yakalı videolarınızı açıyorum. Veee kendime geliyorum.”
“Ben de büyüyünce Kaan Sekban olacağım!”
“Seni yeni keşfettim. Bu kadar samimi, bu kadar benim duygularımı, konuştuklarımı dile getiren birini görmedim henüz. Senin gibi adamlara ihtiyacımız var.”
Bir hayal uğruna Amerika’da oyunculuk eğitimi alan; odasında, perdesinin önünde Türkiye’nin ilk ‘ev yapımı talk show’unu başlatan, nihayet kendi stand up gösterisine çıkmayı başaran, koşullar her ne olursa olsun asla pes etmeyen bir insanın ilham verici öyküsü bu.
“Sevgili Kaan, bu sabah öyle bir uyandım ki delirerek… Kendimi bir konteynıra atayım, benzin döküp yaksınlar beni istedim. Ta ki seninle tanışana kadar! Tüm gün evden çıkmadan seni izleyeceğim. Yaşa, var ol Kaan!”
“Hem çalışıyorum hem tezimi bitirmeye uğraşıyorum. Zamanım çok daraldı. Birazcık depresyondayım galiba. Ama sizi keşfetmek çok iyi geldi. Bir doz sabah, bir doz akşam alıp mutlu oluyorum!”
“Bir anda girdin hayatımıza. Renk kattın. Yıllardır seni tanıyor gibiyiz. Uzun zamandır eksik olan şeyi tamamladın sen; gülmeyi.”
“En keyiflisi de ne biliyor musunuz? Sizi o şahane yöneticilerimize izletmek! Birkaçı üslubunu düzeltti. Siz bizi gülümsetip o insanlara özeleştiri yaptırdınız ya, sağolun!”
“Cesaretiniz o kadar ilham verici ki sorguladığım kararlarımı kesinleştirmemi sağladı. Var olun…”
Her sabah hayallerine koşmak yerine işe gitmek zorunda kalanların umuda yolculuk öyküsü…
Kitap bir adamcağızın mütevazı hayat hikayesi, ekstra bir şey yok yani. Ama o hikaye, (ünlü olma kısmına kadar tabii) pek çoğumuzun da hikayesi aynı zamanda. Ben mesela, hiç plazada çalışmadım, hayatım fabrikalarda geçti. Ama hikaye aynı hikaye, insanlar aynı insan, yöneticiler aynı yönetici, yaşanılan haksızlıklar aynı haksızlıklar.... İnsan kendi başına gelenlerin başkalarının da başına geldiğini, yalnız olmadığını, suçun hatanın kendinde değil sistemde olduğunu bir kez daha görünce, içi ferahlıyor, kendini daha az kötü hissediyor sanki. Tabii aralardaki mizah ve kahkaha dozunu da unutmamak gerek. Okunması çok şart bir kitap değil, ama buna benzer bir hikayeniz varsa, okurken çok güleceksiniz.
Sesli kitap olarak dinledim basit bir anlatım amma o kadar da abartılacak bir durumu yok.Kaan Sekban bir pazarlamacı gibi her haliyle her yerde fikirlerini nasıl satacağını nasıl pazarlayacağını biliyor zeki birisi ama daha çok kazanmaya odaklanmış bana göre ne bir zanatkaar ne de bir yazar neyi ne zaman nasıl satacağını bilen arz talep durumunu da iyi gözlemleyen bir zeka. Akıllı genç ne diyelim. Beni pek o kadar da güldürmedi ayrıca.
Çok sempatik dili olduğunu kabul etmek lazım.Fakat örneklerini tekrarlaması hem de bunu açık ara vermeden yapması rahatsız etti beni.Kişi tasvirleri de öyle.Okula geldiğinde de hafif egosunu sezmiştim.Kitapta nedense gözüme battı.Bazen kendiyle çeliştiğini de düşündüm.Keyifle okuma sürecini aksatıyor bu durumlar bence.Yine de “adamının olması” konusundan yakınırken “arkadaşımın tanıdığının ajansı” tabirini kullanması ve bunun gibi birkaç örnek canımı sıktı.Her şeye rağmen yaptıkları paha biçilemez ve küçümsenemez.Hep kahkahayla!
Başlarken bu kadar etkileneceğim aklıma gelmezdi! İçerisinde bulunduğum plaza hayatı zaten yeteri kadar gerçek dışı geliyordu ama şimdi gün içinde yaşadıklarıma herkesin önünde gülmemek için zor tutuyorum kendimi :)) ve hatta bazen beni de anlatmış plazadaki tiplemelerin içinde (asansörde bile Amerika’dan aldığı e-reader’dan kitap okuyan tip:))) neyse ki kitaptaki plaza yöneticilerine benzemiyorum:D okurken çok eğlendim!!
Herhangi bir edebi beklenti olmadan, biraz eğlenmek ve kafa boşaltmak isterseniz keyifle bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap olmuş. Kaan Sekban, hepimizin aşina olduğu plaza hayatından yer yer çok komik benzetmeler yapmış, güldürmeyi başarmış. çok büyük bir beklentiye girmeden, kimmiş bu Kaan Sekban diyerek okursanız keyif alabilirsiniz ancak kurumsal hayatta başarılı/başarısız olmakla ilgili iddialarını çok da ciddiye almamak gerek. Sadece yalakalar başarılı olur, iyi niyetli çalışanların hepsi başarısızlığa mahkumdur yaklaşımı gerçeklikten oldukça uzak.
Hikayesini eğlendirici şekilde anlatan bir beyaz yakalı otobiyografisi. Kitap son düzlükte ortalama üstü bir kişisel gelişim kitabına dönüşüyor ama iyi anlamda. Kitap boyunca satır aralarında Kaan Sekban’ın fikir ve görüşlerinin aslında “doğru fikirler” olduğunu ve diğer insanların “yanlış fikirlere” sahip olduğunu hissediyorsunuz. Kariyerinde ve etrafında karşılaştığı diğer egolu insanlarla anlaşamaması bu yüzden muhtemelen. Sahne için biraz ego şart ne de olsa.
Storytel’den dinlemek suretiyle okudum için bende kitaptan çok talkshow etkisi yarattı diyebilirim ve bu şekilde değerlendirdiğim için de gayet eğlenceli buldum. Kaan Sekban’ın kariyer yolculuğunu anlattığı bu kitabında hayatı beyaz yaka çalışma düzeninden geçmiş herkes bişeyler bulabilir. Sistem içerisinde kaybolup giden yetenekli bir insanken düzenini değiştirip kendi orijinal yolunu çizebilmesine de çok sevindim doğrusu. Umarım çabaları başka insanlara da umut oluyordur. Haksızlığa uğrayıp oturmaması ve plazalarda hakkı yenen tonlarca beyaz yakalının da komik de olsa sesi olması, güldürürken düşündürmesi hoşluklar arasında.
Bu biyografik söyleşi tadında kitap keyifli bir okuma vadediyor,bir bankacının hayallerinin pesinden koşarak kendi gerçeğini keşfetmesi ve pes etmeyerek sahne sanatçısı olmasının öyküsü,bankacı olmak isteyen,plazalarda çalışmak isteyen,oyuncu olmak isteyen hatta hala hayal kurabilen herkes okumalı bence bu kitabı
Ünlü olmuş herkes birinin yakını, terfi alan herkes yalaka, hayır diyebilen herkes saygısız, sigara molası veren herkes kaytaran. Ofisteki herkes sana düşman, herkes sinsi, bir sen samimisin. Seni beğenmeyen yönetmen bu işi bilmiyor ama seni beğenen oyuncu Türkiye'nin en iyi oyuncularından biri oluyor. Yersen. Bankacılığı biraz bilen biri olarak zaman zaman eğlenerek, çoğu zaman da 'keşke oyunculuk dersi alırken biraz da farkındalık eğitimi alsaymış' diyerek okudum.
Kaan Sekban'ın bu kitabını storytelden dinledim Beyaz yakalılıktan gösteri dünyasına geçmeye calismasini anlatti annesiyle olan bir sigara daha içelim mi diyaloglari içeren kisma bayildim. Annesi her daim yaninda oldu çok şanslı
Ben sesli kitap olarak, kendi sesinden tercih ettim. Benzer bir performansı sahnede de sergilediğinden ve gitmeye bir türlü fırsat bulamadığımdan ikamesi gibi oldu. Kariyerine bir bankada beyaz yakalı olarak başlayan Kaan Sekban'ın trajikomik anılarıyla birlikte bugününe gelmesini anlattığı kitabı olarak özetleyebiliriz konuyu da.
Sesli kitap olarak dinledim ve 2xe alma şansım vardı Allah’tan. Herkesi hayat hikayesini yazmasına gerek yok. Öyle müthiş ufaklar açacak bir hayat hikayesi de değil. Storytel’de komik bir şeyler dinleyim diye açtım. Zorla bitirdim.
Çok güldüm, çok eğlendim ama aynı zamanda 15 senedir Türkiyede yaşamayan bir insan olarak ucundan sıyırdığım ve bir üyesi olmaktan son anda kurtulduğum "plaza kültürü"ne dair de çok şey öğrendim!
Kitabı okuduğumda tüm bankacı arkadaşlarımın anlattıklarını hatırladım. Kariyerini insanlığının önüne getiren kapitalist düzenin piyonu olmuş zavallıları tanıdığımı hatırladım. Yazara da acıdım ve kurtulacağı günleri bekledim sayfalarda.
Ama bizzat tanıyan bir çok dostum olayların tamamının gerçek olduğunu, yazarın da kapitalist rolünü yaşayarak oynayıp çok canlar yaktığını doğruladı.
Yine de ibretlik bir kitap. Bu kurtulmaya çalışanın gözünden. Bir de inanarak yaşayan gözünden okumak isterseniz; Akın Öngör - Benden Sonra Devam. Sövmek için ara vereceğiniz bir kitap..
valla kac puan versem diye dusundum durdum ama tek gunde okudum, biyografi okumaktan keyif aliyorum ben galiba. daha fazla okumaya calismaliyim🌎
ben 21 yasimda -cok erken belki ama- harika yoneticilerle calistim hep. okurken cok uzuldum kaan’a. hakkini cok yemisler. allah hepimizin karsisina cok guzel insanlar cikarsin, sirket degil yonetici secmeye devam 🌸
10 yillik kurumsal hayatin sillesini yemis bir beyaz yakalinin hikayesi. Eminim okuyan herkes kendinden birseyler bulacak ve tekrar sorgulayacak kendini ne kadar mutluyum diye. Hic suphesiz isimiz hayatimizin buyuk kismini kapliyor ve genel olarak herkes mutsuz is yerinde ama kimse de degistirmek icin birseyler yapmiyor. Tabii ki herkesin kendine gore hakli nedenleri var ama hayatimizi en mutlu sekilde yasayabilmemizden daha onemli oldugunu sanmiyorum bu nedenlerin. Bu kitap insanda farkindalik yaratiyor ve insani tesvik ediyor. Ben yazari instagramdan takip ediyorum. Is hayatinin eksilerini tiye alan videolarina bayiliyorum. Kendisiyle de tanisma firsatini yakaladim ve kesinlikle cok mutevazi ve cagdas bir insan.
Kitaptan en sevdigim kisimlardan birkac alinti:
"Iste size beyaz yakali kariyerde bir kural daha; her zaman oldugunuzdan daha yukarida bir konumda gibi davranin, burnunuz yeteri kadar yukarida olursa bir sure sonra herkes size o 'mis gibi' yaptiginiz pozisyonu yakistiracak ve beklediginiz terfi kendiliginden geliverecek!"
"Ruh esimi degil belki ama ruh isimi bulmustum ben."
"Ve butun bu yolculukta en cok da basardiklarima degil 'basaramadiklarima' minnetarim ben. Suratima kapanan butun kapilar zamani geldiginde her birini tekmeyle acmam icin gerekli zemini hazirladi sadece."
Kaan Sekban, denk geldiğimde televizyon şovlarını izlediğim, sosyal medyadaki güncel bazı yorumlarından, duruşunu beğendiğim biriydi. Kim olduğunu, ne olduğunu, nereden geldiğini, nasıl yükseldiğini bilmiyordum elbette.
Sekban'ın kendi yaşam öyküsünü anlatırken, neredeyse tüm beyaz yakalıların bir örnek yaşamlarından bahsettiği bu muhteşem kitabını okuyunca, gördüm ve öğrendim ki yanlış hayaller ile başlayan bir yaşamın sizi sıkıştırdığı cendereleri kırıp, onlardan kurtulmak mümkünmüş.
Çok severek okuduğum bir kitap oldum, sanki Kaan Bey'le sohbet ediyormuş ve bana anılarını anlatıyormuş gibi hissettim. Üniversite hayatı ve beyaz yakalı iş hayatı yıllarında adeta iç güdülerine ve kadere kafa tutarak olmayanı zorlamış (pek çoğumuz gibi) sonrasında ise su akmış ve yolunu bulmuş gibi bir hayat. Kendisinin instagram hesabının ilk videolarını yayınladığı dönemden beri takipçisiyim, severek de takip ederdim/ediyorum. Bu kitabı okumak, instagramda takip ettiğim yılların arka yüzünü görmek gibi oldu benim için :) Adam adeta, "nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını" sözünün vücut bulmuş hali. Kendi sınırlarını zorlayarak, risk alarak konfor alanı dışına çıkarak, toksik hayatta kaybolmuş bir beyaz yakalı iken kendi hayat yolunu çizen hatta kitleleri etkileyen biri olmuş. İnsan bir ilham alıyor, biraz da gaza gelmiyor desem yalan olur :)
Başlamam bir hataydı zaten. Daha önce de birkaç kez elim gitti. ‘Yea! Gerek yok’ deyip başlamamıştım. Neyse..
Yani Kaan. Seni takip ediyorum da o yüzden okuyayım dedim desem, değil. Tanımıyorum da. Aniden hayallerinin peşinde koşmaya başlamış birinin hikayesinden feyz alınacak bir şey bulma ümidiyle başladım ama zaten kısa olan kitabının 70%’ini niye sıkıcı bankacılık (finans da değil) hikayelerine ayırt etmeyi tercih ettin ki? Ayrıca, aralara attığın küçük esprilerin hiçbiri ama hiçbiri komik değildi. Hatta yazarlık bir plaza işi olsa, muhtemelen oradan da kovulurdun bence. Neyse ki değil.
Alınmaca yok; 2 yıldız. 2. yıldızı da kendime, kendime çıkardığım ders için veriyorum; Kötü kitaplar olmasa iyi kitabın değerini nasıl anlar, ne kadar iyi olduklarına nasıl müteşekkir olabiliriz ki? Yani, yine de teşekkürler. 😊
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine alıp okuduğum ‘Tebrikler Kovuldunuz’ kitabı, ‘En iyi kişisel gelişim kitabı’ etiketine güvenen sayısız bestseller’ı cebinden çıkarır desem abartmış olmam. Çünkü bu kitap, hayallerine kavuşmak için konfor alanından çıkmış ve yavaş adımlarla başladığı yolunda depar atmış birinin kendi dilinden anlattığı yolculuğu. Kişisel gelişim kitabı kasıntılığı, bol keseden tavsiyeleri yok. Ben böyle hayallerime ulaştım diyor ve hikayesiyle sizi genelde güldürse de sonlara doğru mutluluktan ağlatıyor da! Onunkisi gerçek bir La La Land. Yüzüne kapanan kapıların haddi var hesabı yok. Ama ruh işini bulmak ve bunu insanlarla paylaşabilmek de kolay değil. Yürekten bir alkış geliyor benden de ona.
Türkiye'de çok yapılmayan İş hayatı komedisinin bildiğim birkaç temsilcisinden biri olan Kaan Sekban'ın kitabını çerez niyetine okumak istedim. Bir iki yer dışında komik gelen ve ya haklı bulduğum bir kısım olmadı. Ben iş hayatında yaşananları anlatmasını beklerken, kendi işini nasıl bulduğu hiç vazgeçmediği gibi kişisel gelişim zırvalarıyla doldurmuş kitabı. İyi bir insan olduğu yazdıklarından ya da videolarından belli oluyor, ancak kitap çıkarmak, şov yapmak, 100bin kişi tarafından izlenmek gibi durumlar günümüzde çok basit olmaya başladı. Bunun ya farkında değil, ya da zamanına beyaz yakalı iken çok fazla ezmişler arkadaşımızı. Videolarda güldüğümü fakat kitabından çok da keyif alamadığımı söyleyebilirim.
Çok böyle bir edebi eser değil de bir anlatı okuyacağınız beklentisiyle girerseniz bence beklentilerinizi gayet karşılayacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kaan’ın yolculuğunda hem iş hayatında hem kişisel hayatında karşılaştığı birçok zorluk ve kişi tiplemeleriyle benim de karşılaşmamdan mıdır bilemiyorum ama kitabın bana gerçekten dokunduğu yerler oldu. Okurken gerçekten zevk aldım, mizah ile harmanlanmış bir kariyerler arası geçiş, kendi yolunu bulma hikayesi okumak istiyorsanız tavsiye ederim👍
2017 yazında bir anda hayallerine kavuşarak, unlu ve popüler olmuş bir -eski- beyaz yakalı' nin ibretlik 10 yıllık kurumsal hayat seruveni.
Anlatım dilinin çok basit olması, göz açıp kapayıncaya kadar okuyup bitirmenizi sagliyor.Yazar'in sistemle birlikte, kendini de eleştirebilmesi objektif olabilmesi bakimindan guzel.
her beyaz yakali'nin hayallerinin peşinden gidebilirse, en sonunda mutluluğa kavuşabileceğini gösteren, güzel bir hayat hikayesi.
Özellikle üniversite ve iş hayatında sürekli karşılaştığımız o yapmacık insanları ve iğrenç plaza hayatını oldukça eğlenceli bir şekilde anlatan çerezlik bir kitap. Her sabah zorla uyanıp, mutsuz olduğumuz işlere gittiğimiz bu ülke koşullarında bizlere farklı alternatiflerin de olabileceğini mizahi bir anlatımla hatırlatıyor yazar. Yine de hemen gaza gelip istifa etmemekte fayda var tabi :)
Kitapcida gezinirken kapagini begenip aldigim bir kitap. Son derece akiciydi. Yazar, beyaz yakalilarin plaza eziyetini cok guzel aktarmis. Karakterler eglenceliydi. Instagram hesabina goz attim, hic de fena degil. Corbada tuzumuz olsun diyelim. Yeni bir kitap cikarirsa alirim, bunu da tavsiye ederim.
Beyaz yaka iş hayatından sahnelere uzanan öyküsünü çok güzel aktarmış Kaan Sekban. Hayalleri için sürekli bir şeyler denemesi çok ilgimi çekti. Artık bitti plaza hayatına geri dönmem gerek dediği noktada da yeniden çorap söküğü gibi gelen bir yükseliş. Bu arada kitabın ilk yarısında eğer siz de bir beyaz yakalıysanız bir çok tanıdık olayla karşılaşacaksınız. Bir çırpıda okudum.
Beyaz yakalıların aslında kirlenmiş gri yaka olduğunu espirili bir dille anlatıyor. Yaşadıklarını yaşamış ya da çevreden dinlemişseniz kitap daha anlamlı hale geliyor ve okuyunca daha çok gülüyorsunuz :) Kafa dağıtmalık, akıcı ve komik bir kitap. Son olarak Dizüstü Edebiyat tarzında kitapları seviyorsanız tavsiye ederim ^^