Gündelik dilimize ve alışkanlıklarımıza derinden sirayet etmiş mizah dergilerinin ve onların kimi zaman sokakta neredeyse aynılarına rastladığımız tiplemelerinin bir tarihçesini çıkaran Muhalefet Defteri, en uzun soluklu dergi Akbaba’dan Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmayı başarmış Gırgır ve 2000’li yıllarda en çok okuduğumuz LeMan, Penguen ve Uykusuz’a kadar ülkemizde yayımlanmış bütün dergileri etraflıca ele alıyor. Çizgiye tutkuyla bağlı olanlara çok sevdikleri dergilerin perde arkasını anlatmasının yanı sıra Zalim Şevki, Avanak Avni ve Abdülcanbaz’ın ardındaki yerli/yabancı esin kaynaklarını da gösteriyor.
Mizah güçtür, muhalif mizah güçlüyü ürkütür. Nelere güldüğümüzü, ne zaman neyin söylendiğini ve neyin söylen(e)mediğini okurken şaşıracak, kültürümüzle, tarihimizle, toplumumuzla ilgili, “hem komik hem ciddi” bilgiler edineceksiniz.
1969 Ankara doğumlu. Bilkent Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Lisans eğitimi aldı, Gazi ve Ankara Üniversitelerinde Gazetecilik yüksek lisans ve doktorası yaptı. Çizgi roman ve mizah ile ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Kültür tarihi ile ilgili çalışmalar yapıyor. Kitapları: Türkiye’de Çizgi Roman (İletişim Yayınları, 1996/2002), Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi (İletişim Yayınları, 2001), Karaoğlan, Erotik ve Milliyetçi Bir İkon (Oğlak-Maceraperest, 2003), Çizgili Hayat Kılavuzu (der. İletişim Yayınları, 2002/2004), Çizgili Kenar Notları (der. İletişim Yayınları, 2007), Cumhuriyetin Büluğ Çağı (İletişim Yayınları, 2008)
Güzel bir araştırma, ancak bu kitabın bir "Türkiye mizah dergileri tarihi" olmadığını en baştan söylemek lazım. Kitap daha çok yayın tarihi boyunca mizah dergilerinin muhalif boyutunu ele alıyor. Gırgır üzerinde çok fazla durulmuş, belki böyle olması gerektiği de söylenebilir, ancak diğer dergilere kesinlikle yetersiz derece yer ayrılmış. Çarşaf, Limon, Leman gibi dergilerden az biraz bahsediliyor. Pişmiş Kelle, Hıbır, HBR, Avni gibi dergiler üzerineyse sadece hemen hemen birer satır söz ediliyor. Penguen yine bir iki satırla kalmış, Uykusuz yanlış görmediysem hiç yer alamamış.
Ben yerli mizah dergilerinin tüm tarihini ele alan bir çalışma beklentisi içinde olduğum için bu kitaptan çok tatmin olmadım, ancak akademik bir gözle bakarsak iyi bir çalışma olduğunu söylemek şart.
Öncelikle otuz yılı aşkın bir süredir karikatür dergilerini oldukça yoğun bir şekilde takip ettiğimi gururla belirtmek isterim :)). Bu kitapta Türkiye’deki karikatür dergiciliği tarihi, sosyal ve politik boyutlarıyla ele alınmış. Oldukça ayrıntılı olmasıyla sürecin arka planındaki olayları da öğrenebiliyorsunuz. Aynı konu hakkında sürekli bilgi vermek bazen tekrara düşürse de, her seferinde başka bir bakış açısının sergilenmesi ilginin dağılmasını engelliyor. Bunun yanı sıra, dönemin siyasi hayatı çok yerinde tespitlerle öyle bir anlatılmış ki, zaman zaman mizah dergiciliğinin ötesinde bir memleket - siyaset tablosu çizildiğini şaşırarak farkettim. Hatta cumhuriyetin erken dönemleri, tek ve çok partili dönemlerde hükümetlerin sağ/sol politikalara bakışlarındaki anlamlandıramadığım bazı olayları artık daha iyi kavradığımı belirtebilirim. Yine Akbaba, Markopaşa ve Gırgır efsaneleri, iktidar ve mizah dergileri arasındaki ilişkiler, bu ilişkinin toplumdaki yansıması gibi nitelikli konular bazen akademik bazen de sosyal bir dille oldukça güzel anlatılmış. İslami mizah gibi göreceli olarak geri kalmış bir türün dahi geniş bir şekilde bahsedildiği bu kitabın mizah dergisi severleri için öz, derli toplu ve bulunmaz bir kaynak olacağını düşünüyorum. Tebrikler👏👏👏