What do you think?
Rate this book


81 pages, Kindle Edition
Published June 8, 2017
Erbaş
Tıpkı kapalı gözlerin, bakışların fazladan ifade ettiği her şeyi silerek yüzüne masum ve ciddi bir güzellik kazandırması gibi, Albertine'in uyanırken kesik kesik ettiği ama anlamsız olmayan sözlerin de karşılıklı bir konuşmadaki gibi dile pelesenk olmuş ifadelerle, aynı nakaratlarla, anlatım bozukluklarıyla lekelenmemiş, saf bir güzelliği olurdu. Nihayet Albertine'i uyandırmaya karar verdiğimde bunu çekinmeden yapabilirdim; uyanışının geçirdiğimiz geceyle hiçbir ilgisinin olmayacağını, uykusundan gecenin güne kavuşması gibi uyanacağını biliyordum. Gözlerini aralar aralamaz gülümseyerek dudaklarını bana uzatmıştı ve ben de henüz tek bir söz etmemiş o ağzın, bir bahçenin gün doğmadan önceki sessizlği gibi huzur veren tazeliğini tatmıştım.
Hakmen
Nasıl ki kapalı gözler bakışların fazlasıyla ifade ettiği her şeyi silerek çehreye masum ve ciddi bir güzellik katarsa, Albertine'in uyanırken söylediği, anlamsız olmayan ama sessizliklerle bölünen sözlerinde de, normal konuşmalar gibi sürekli birtakım sözel alışkanlıklarla, tekrarlarla, hatalarla kirlenmeyen, saf bir güzellik vardı. Zaten Albertine'i uyandırmaya karar verirken korkmama hiç gerek yoktu, uyanışının geçirdiğimiz geceyle katiyen alakalı olmayacağını, sabahın gecenin içinden doğması gibi, uykusunun içinden doğacağını bilirdim. Gülümseyerek gözkapaklarını araladığı anda dudaklarını bana doğru uzatır, o daha hiçbir şey söylemeden ben o dudakların sessiz bir bahçenin güneş doğmadan önceki tatlı serinliği gibi huzur veren diriliğini tadardım.