3,5 ⭐
Paralel Odalar Teorisi, ilk çıktığında capcanlı kapağı ile dikkatimi çeken, konusunun ilginç oluşu ile bir yerden sonra merakımın iyice depreşmesi ile aldığım kitaplardan birisi oldu.
Üniversite ortamında geçen kitaplar okumayı seviyorum ben. Ortamın rengarenk oluşu, hayata yeni atılan bir adımda karakterlerin başına gelen tatlı sert olayları okumak keyif verici. Bu yüzden Paralel Odalar Teorisi'nin işlendiği ortamı, gerçekçiliğini çok sevdiğimi söyleyebilirim.
Ana karakterimiz Nihan, üniversite hayatının olmazsa olmazlarından "anlaşılamayan ev arkadaşları" durumundan muzdarip bir kız. Bu yüzden de kendine yeni bir ev, yeni bir yurt kalacak uygun bir yer araştırmaya başlıyor. Ancak şöyle bir durum var ki dönem ortası olduğu için hiçbir yerde kendine uygun bir yer bulamıyor.En son çaresi okul panolarına asılan ilânlardan bir umut bir şey çıkması. Ve o umut onu bir yerde tutup çekiyor ve ev arkadaşı arayan bir diğer ana karakterimiz Teoman ile ilk karşılaşması gerçekleşiyor. Böylelikle her ne kadar Teoman ilk başta itiraz etse de ev arkadaşı oluyorlar.
Kitabımız genel olarak kitap sonuna kadar olaysız ilerliyor. Tekdüze bir yavaşlıkla, gerçek olan bir monotonluğu okurken buluyoruz kendimizi. Bu yüzden Paralel Odalar Teorisi'nin işlenişi bakımından gerçeğe en yakın üniversite hayatını anlattığını söyleyebilirim. Küçük flörtler, derslerin işlenişi (saçma sapan mafya kılıklı hocalar falan yok 😂) her yerden karşımıza çıkabilecek hayat sorunları içimizi sımsıcak eden yazım tarzıyla su gibi akıp gidiyor kitap.
Ancak bu kadar güzel bir işleniş ve devam edişin yanında kitabın benim için en çok eleştirilecek noktası, MBTI kişiliklerinin kitaba tamamen yön vermesi.
Nihan özgün bir kişilik, ortama ayak uyduramayan sürekli istemese bile sivrilebilen bir kız, en azından yazar bize bunu anlatmaya çalışıyor kitap boyunca. Nihan'ın düşünceleri kendi anlatımıyla kalıpların dışında, toplumun kabul ettiği (!) bazı kuralları hiçe sayan ve ben buyum kabul etmezseniz kendi bileceğiniz iş tarzı bir kabüllenme. Bu davranışlarını da MBTI kişilik sonucuna bağlıyor ve aslında uzun zamandır belli bir kalıba sıkışmaya zorlandığını bu kişilik özelliğini öğrendiğinde aslında bunun kendi normal doğası olduğunu öğrendiğini düşünüyor. Ancak şöyle bir durum var ki Nihan kalıpların dışına çıkmaya çalışırken kendini farklı bir kalıbın içine alıp onda sıkışıp kalan bir kız. Kitap boyunca sürekli ben İNJT'yim. Ben buyum. Ben nadir bulunuyorum diyerek okuru adeta boğuyor. En azından ben boğuldum okurken. Bu yüzden de kişilik, karakter özelliklerinin sık sık tekrar edilmesini rahatsız edici buldum. Bu Nihan'ı olabildiğince narsist bir karakter olarak yansıtmış. Sonuç olarak yazarın bu durumun aslında normal olduğunu karakterlerin farklı özellikleri olduğunu yansıtmaya çalışırken bana göre karakterini "rahatsız edici" gösterdiğini düşünüyorum.
Kitapta yavaş yavaş işlenen ilişkinin tam dozunda olduğunu, vıcık vıcık aşk okumaktansa mantık çerçevesi içinde ilerleyen Teoman ve Nihan ilişkisinin özgünlüğünü sevdiğimi söyleyebilirim.
Çok keyifli, bazen sinir krizi geçirme eşiğine getirse de sımsıcak bir kitap Paralel Odalar Teorisi. Hep kalıpların dışında, bir o kadar da içinde. Hem bir nevi içimizden hem de dışımızda kalan bir öykü.