"Kalenderilik âlem halkının hayrında şerrinde olmamak, Cennet ve Cehennem korkusu taşımamak, halk arasına kanşmamak, mücerred olarak cihanı dolaşmaktır, insan terk ü tecrîd gibi değerli bir nakde ve teslim, rızâ, tevhîd ve sabır servetine mâlik olduktan sonra, parayı, altın ve gümüşü, malı ve mülkü hiç bir zaman özlemeyecektir. İnsanın gerçek dostu Fakr'dır. Bundan utanmadıktan sonra insanın başka şeylerle işi ne olabilir ... fakr, insanı en olgun ve yüksek mânevi mertebelere eriştiren bir telâkki olarak takdim edilir. Zira insanı bu dünyanın bütün kaygularından kurtararak her iki cihanda aziz edecek olan fakr'dır. Fakr insanı sultan yapar. Tecerrüd, yani bütün insanlardan, dolayısıyla beşerî zaaflardan ve eksikliklerden soyutlanmak ta böyledir ...
İşte bu telâkkiler daha IX. ve özellikle X. ve XI. yüzyıldan itibaren tıpkı gezginci Budist, Zerdüştî ve Maniheist râhipler gibi, yaşanan hayat tarzım ve dış görünüşü büyük ölçüde etkilemiş ve ilk Kalenderler, Baba Tâhir misalinde olduğu üzere, dağ ve tepe başlarındaki mağaralarda insanlardan uzak, yalnız başlarına ve yarı çıplak bir kılıkla, asgarî yiyeceklerle yetinerek yaşayan bekâr ve münzevî bir hayat sürer olmuşlardır."
“Baka bre çirkin gebe karınlu şehirlüsi, yüz kez yüz bin yıldır ki ben bu milke gelürem bir taşı bir taş üzerine komadım."
Otman Baba
"Muhit-i zevrak menem Hak menemdür Hak menem
Tamû vü uçmağ menem cümle mekân bendedir
Evvel ü Âhir menem Ganî vü Fakır menem
Zâkir ü mezkûr menem küfr ü îman bendedür
Cümleye ma’bûd menem Kâ’be menem put menem
Âdem’e maksûd menem işde fulân bendedir"
Kaygusuz Abdal
"Terk ü tecrîd ehliyüz hânümandan fâriğüz
îki âlemden birîyüz în ü ân’dan fâriğüz
Varımız mahbûb ile meydür kalandan fâriğüz
Biz de bir kaç lâübâliyüz cihandan fâriğüz"
Hayreti
"Mezhebi İslâm’ı yok bir kaç nefer Torlaklar
Lâneti vü bid’ati Şeytan ile ortaklar
Çün libâs-ı Şer’u dînden ûr ü üryandır bular
Terk ü tecrîd oldı sanman bir nice çıplaklar
Hiç birisinden değiller yetmiş iki milletin
Cümleden merdûd ü hâricdir bu kavm-i âklar"
Latifi