Bir durakta bekleyen ya da karşıdan karşıya geçen insanlar, her gün birbirleriyle apartman girişinde karşılaşan komşular, iş yerinde selamladığınız veya görmezden geldiğiniz arkadaşlar, hâl hatır sorduğunuz tanıdıklar veya uygar bir kayıtsızlık içinde yok saydığınız kimseler: Toplu yaşamın tüm bu karşılaşma ve etkileşim anları, benliklerin kuruldukları ya da yıkıldıkları, savunuldukları ya da sunuldukları bu anlar Goffman’ın maharetli merceğinde bir kez daha yerini buluyor. Burada her şey durumsaldır, düzen ise bir müzakere sisteminden ibarettir. Yapı-fail, dışsal-içsel, norm-pratik gibi mekanik ayrımlar burada yerini çatışma ve uzlaşımı, dağılma ve bütünleşmeyi, yorumu ve kaideyi, düzenliliği ve olumsallığı aynı anda içeren durumsallıklara bırakır. Burası etkileşimin, indirgenemez sui generis düzenidir. Yalan söylemek kötüdür ama bir yakınınızı hayati bir riskten korumanız gerektiğinde yalanın bir meşruiyeti olabilir. Sırada önünüze geçilmesi bir saygısızlıktır ama uçağını kaçırmak üzere olan bir kişi bunu sizden usulünce rica ettiğinde anlayışla karşılayabilirsiniz; kırmızı ışıkta geçmek yasaktır ama karınız doğum sancısı içerisindeyse bu ihlal görmezlikten gelinebilir.
Kısacası Goffman için toplumsal eylem her zaman bir masa tenisi maçı gibidir. Birbirlerinin huzurunda olan katılımcılar, müşterek toplumsal tanımları, o anda ve o durumsallıkta sürekli biçimde müzakere ederler ve birbirlerine göre yeniden konum alırlar. Bu sebeple, Weberci bir anlama yöntemi üzerinden sadece eylem saikleriyle veya bireyin anlamsal dünyasıyla yetinmek, analitik açıdan Goffman’ı çok da fazla cezbetmez.
Böylece neredeyse natüralist bir sosyoloji önerir Goffman; insan sürülerini sanki bir belgeselci sessizliğiyle gözlemler, not alır, detaylara bakar. Bu açıdan bir taraftan etolojiye [hayvan davranışlarının bilimine], diğer taraftan ise, net bir Durkheimci vurguyla, bir düzen tesis eden “ritüellere” gider.
Sonuç: neredeyse rahatsız edici derecedeki soğukluğuyla doğru orantılı bir “ince görme”, en banal ve sıradan olanda yakalanan devasa bir senaryo…
Erving Goffman was a Canadian-born American sociologist, social psychologist, and writer, considered by some "the most influential American sociologist of the twentieth century". In 2007, The Times Higher Education Guide listed him as the sixth most-cited author of books in the humanities and social sciences. Goffman was the 73rd president of the American Sociological Association. His best-known contribution to social theory is his study of symbolic interaction. This took the form of dramaturgical analysis, beginning with his 1956 book The Presentation of Self in Everyday Life. Goffman's other major works include Asylums (1961), Stigma (1963), Interaction Ritual (1967), Frame Analysis (1974), and Forms of Talk (1981). His major areas of study included the sociology of everyday life, social interaction, the social construction of self, social organization (framing) of experience, and particular elements of social life such as total institutions and stigmas.
Kitap Amerikan orta sınıfının günlük hayatta her gün tekrarladığı ritüellerin sistematik bir şekilde sosyolojik analizini içeriyor. Destekleyici değiş-tokuş, telafi edici değiş-tokuş, bağ işaretleri bölümlerinden özellikle faydalandım. Yazarın gözlemlerinden örnekleri, romanlardan, haberlerden alıntıları teorik bilgilerin bağlamına oturtulmasını sağladığı için okuması da nispeten daha rahat bir kitap. Türkçe tercümesini de oldukça iyi buldum.