Ne doğan güneşe aşinayım, ne yanı başımda titreyen bedene. Bir kadını parmak uçlarıyla sevemeyecek kadar vahşi korkularım. Ruhuma aşina tek şey kan kırmızı öfke. O kırmızı ki kurşuni yalnızlığa perde.
Ben sıfır noktasında yeni doğan bir adamım. Öfkem kana susamış kırmızı bir çağlayan. Öfkem, cehennem ateşinden bir sandal. Öfkem geçmişe tutunan tek yanım. Öfkem aklım.
kitap çooooook uzamıştı. 600 küsür olmak yerine rahat 300 sayfada da halledilirdi. hafıza kaybı olayı ve derin devlet ilişkileri iyi kurgulanmıştı. aşk kısmı klasik nehir erdem varîydi; hatun-adam-kadın, hiç sevmem hele hatun kelimesini 😒
Yeni yıla yeni sayfaya böyle bir kitapla başlamak istemezdim... Nehir Erdem en sevdigim yazarlardan biridir ama bu kitabı beni çok yordu. Sonlara doğru toparlasa da o kadar kötüydü ki başları katlanamadım. Bas erkek karakter sinirlerimi bozdu, onu sorgusuz sualsiz seven kadın karakter ayrı sinirlerimi bozdu. Benim lügatımda aşk ve inanç bu olmadığı için kadının salt inancı beni rahatsız etti. Bir yerde insan yeter demez mi arkadaş. Demedi gerçekten. Ama ben kitabın son sayfasına kadar bu duruma kırk bin kere yeter dedim. Genel hatlarıyla orta halli bulduğum ve baş karakterler hariç diğer karakterleri cok sevdiğim için bu puanı verdim. Hoşuma giden tonlarca diyalog olsa da çok uzatılmıştı, gözardı edilemeyecek kadar. Yazara ilk kez başlıyorsanız kesinlikle bu kitabını almayın. Daha sonraya bırakın.