70’li yılların tekinsizliğinden filizlenen “eli kanlı” bir büyüme hikâyesi.
Siyasi gerginliğin had safhada hissedildiği, kutuplaşmanın keskin olduğu bir Türkiye. Nüfuzlu bir ailenin üniversite çağındaki oğlu İrfan, aşkın dönüştürücü gücüne kapılarak bilmediği sulara yelken açar. Kendisini ispat etmek için çıktığı yolda Ankara, Akçakoca, İstanbul üçgeninde sürüklenen İrfan’ın cüretkârlığının bir sınırı yoktur.
Atmosfer yaratmaktaki ustalığıyla dikkat çeken Hasan Gören, ilk romanı Zan’da sürükleyici bir dille kotardığı iç burkan bir hikâye anlatıyor.
Sıraladığımız dört olasılığın ikisinde İrfan ölü, birinde katil, diğerinde ise yaşıyor ve suçsuz. Şimdi, ölme, katil olma ve suçsuz kalma durumlarını İrfan’ın tercihlerine göre değerlendirecek olursak, o kendisi için en kötüsü olan ölümden kaçınmaya çalışmış, en iyi durum olan suçsuz kalmayı ise başaramamıştır. Peki nasıl yapabilirdi bunu?
Yalın, akıcı, yakıcı buruk bir hikaye, aynı zamanda bir yakın zaman şahitliği bir iç muhasebesi, içinde yaşatan, soluk aldıran ve düşündüren bir roman tüm kitapseverlere hararetli tavsiyelerimle.
Yakın dönem Türk edebiyatı okumalarına devam… Hasan Gören’in ilk romanı “Zan”. Ben oldukça başarılı buldum. Siyasi gerginliğin yüksek olduğu 70’li yıllarda İrfan, Serap ve Fuat adlı üç karakterin etrafında gelişen fakat dönemin politik atmosferinden ziyade daha varoluşsal temalara doğru evrilip genişleyen bir roman. Dönemin önemli paşalarından birinin oğlu olan İrfan’ın, devrimci çevrelerde lider konumundaki Fuat’ın yurtdışına kaçmasına yardımcı olma girişimiyle açılıyor roman. Fakat sonrasında bu iki adamın da aşık olduğu Serap ortadan kaybolunca İrfan’ın giriştiği arayış süreciyle birlikte polisiye bir yapıya da bürünüyor. Roman boyunca karakterler oldukça iyi geliştirilmiş, özellikle de İrfan’ın düşünce yapısını yer yer bilinç akışına yaklaşacak şekilde ortaya koyan kısımlar sayesinde ana karakterimizle özdeşleşebiliyor ve bir sonraki adımının ne olabileceğine dair varsayımlarda bulunabiliyoruz. Metnin genel akışı içinde sırıttığını düşündüğüm parodik diye nitelendirilebilecek bazı kısa parçaları saymazsak okurun merak düzeyini metin boyunca yüksek tutmayı başaran, diliyle de yapısıyla da oldukça rahat okunan özgün bir roman “Zan”.