Mutluluk sağlıkla, sağlık mutlulukla mümkündür. Bağışıklık sisteminin dengeli ve güçlü çalışmasının ilk şartı yaşam sevincidir. Doğru beslenme ve bitkisel kürlerin gücüyle yaşamdan keyif alabilirsiniz. Bu kitap modern yaşamın en önemli sorunlarına, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış gerçeklerin ışığında bakıyor. Katkı maddeleriyle dolu işlenmiş gıdalarla gelen depresyon, stres, halsizlik, fazla kilolar ve uyku problemi, vücudunuzun imdat sinyalleridir. Bu sorunları ilaçlar çözmez, aksine daha da kötüleştirir. Şifa gıdanızdadır. Mutluluk Kürleri'ni yeni başlangıçlara vesile olması için yazdım. Kitaptaki 21 günlük beslenme modelini uyguladığınızda. Kendinizi hiç olmadığınız kadar enerjik ve dinç hissedeceksiniz! Fazla kilolarınızı vereceksiniz. Hem de hiç aç kalmadan! Uykunuz düzene girecek! Depresyondan kurtulmaya başlayacaksınız! Hayata pozitif bakacaksınız! Ve kendinizi hiç olmadığınız kadar mutlu hissedeceksiniz! En önemlisi, Mutluluk Kürleri'ni okuduğunuzda, şifanın fıtratı ile oynanmamış gerçek gıdada olduğunu anlayacaksınız. Hipokrat'ın binlerce yıl önce söylediği "Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun."
1955 yılında Erzincan'ın Refahiye ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Erzincan'da tamamladıktan sonra İstanbul'da Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında başlayan şiir, felsefe, sosyoloji, tarih, edebiyat ve dini araştırmalarını; mesleki bir formasyonun ötesinde, temel yaşamsal ilgi ve tutum olarak sürdürmeye çalıştı.
Canan Karatay'ın Türk halkına şaka gibi, "Ekmek yerine ceviz yiyin!" dediğini hatırlarsınız. Bu kitap da halkın aslında içten içe bildiği ama şartlar el vermediğinden yapamayacağı önerilerle dolu. Ülkemizdeki insanların belki küçücük bir kısmı kitaptaki tüm önerileri finanse edebilecek durumdadır. İşbu beslenme şeklinde yediklerinizde kesinlikle ve kesinlikle GDO, hormon, tarım ilacı vb. zararları bilinen şeylerin olmaması gerekiyor. Kısaca her yediğiniz organik, yani tamamen doğal olmak zorunda yoksa doktorun sözleriyle "hayır değil şer gelir".
Şeker, buğday gibi şeylerin, özellikle tam buğdayın yanı sıra marketlerde satılan "paketlenmiş her şeyden" uzak duracaksınız. Buna süt, peynir, salça, yoğurt, turşu da dahil. Turşunuzu, yoğurdunuzu evde yapacaksınız. Süt ya açık süt olacak ya da günlük süt alacaksınız. Kime, neye güvenecekseniz artık! Şirdan mayasından olmayan peyniri de yemeyeceksiniz. Onu da arayıp bulun bir zahmet.
Doktorun uzak dur dediklerini yerseniz, Allah yazdıysa bozsun, hastalanırsınız, ölürsünüz. Söz dinlerseniz, elbet iyileşirsiniz. Keskin hatlarla, kalın puntolarla, defalarca yazdığı gibi bağırsak floranızı düşünmek zorundasınız! Ha "takviye" de alacaksınız tabii, takviyesiz olur mu?
Bu kitapta benim gibi beslenmeyle ilgili kitaplar okuyan, yabancı yayınları takip eden, belgesel izleyen insanların ilk defa duyacağı pek bir şey yok. Editörün tekrar gözden geçirmesi gereken sayfalar var çünkü konuşma diliyle yazılmış ve bazı kurallar atlanmış ya da fark edilmeden hata yapılmış. En önemlisi bu ülkede ve bu şartlar altında insanların ancak ninni gibi dinleyeceği beslenme önerileriyle dolu.
Dr. Ümit Aktaş'ın kendini tekrar etme huyu olduğunu düşündüren sayfalardan da bahsetmek lazım biraz. O kadar sık oluyor ki artık "sadede gel" demek istiyorsunuz. Özellikle kitabın ilk başlarında binlerce kez ilaç endüstrisinin, "modern tıbbın" ne mel'un bir şey olduğundan bahsettiği sayfalar insanı yoruyor... Dur bir dakika, tavsiye ettiği o takviye hapları, ampülleri gökten mi düşüyor? Üstelik kimsenin gaza gelip almak zorunda olduğu bir hapı bırakmasını da istemeyiz, değil mi? Evet, ülkemizde fazla fazla ilaç yazma modası var, bunu biliyoruz ve her hap gerekli değildir... ama gerekli olanı da var bunun. Canınız söz konusu olduğundan siz yine de dikkatli olun derim.
Sağlığına önem veren her insanın göz gezdirmesi gereken bir kitap. Yazarın bilimsel araştırmalarla desteklediği bölümleri faydalı buldum; fakat konuşma diliyle yazılmış olması her ne kadar okumayı kolaylaştırsa da kanıtlanmamış bilgiler paylaştığı izlenimini uyandırıyor. Her konuya değinileceğine birkaç temel konuda ayrıntı verilebilirdi.
bu alanda okuma yapan biriyseniz kitap çok fazla yeni bilgi vermiyor, fakat mevcut bilgileri derleyip toparlıyor ve sınıflandırıyor. çeşitli tarif ve önerilerle de kendi savını destekliyor. kendi hayatında bize dayatılandan ziyade farklı beslenme tiplerini uygulamaya çalışan insanlar için güzel bir el kitabı olabilecek bir kitap.
Akıcı bir dili vardı. 1 buçuk günde okundu. Probiyotiklere vurgu yapan bir kitap. Evde turşu, yoğurt, kefir yapıp yemeyi öğütlüyor. "Vücudumuzda hücreden çok bakteri var, aslında bizler bakteriyiz" şeklinde bir bilgi vardı. Bu ilgimi çekti. Teorik olarak okumanın çok bir esprisi yok. Uygulanırsa faydalı olabilir.
Benim Özetim: stres tehlikeli - stresi boşver karabuğday iyi melisa çayı, yeşil çay iyi turşu, yoğurt, kefir mutlaka yapılmalı ve yenilmeli sezaryen kötü (bebek probiyotik almıyor, sezaryenle doğanlarda alerjiler vb. çok oluyor) et ve yağ yiyin önerisi var. rafine (mesela riviera) zeytinyağı kötü 8 saat uyumak iyi/gerekli omega-3 ... balık falan cevizi, fındığı, fıstığı kabuklu bekletip - yemeden önce soy yararlı bakteriler brokoliyi çok seviyor şekerlerin her türü kötü (meyve yiyebilirsin) dilini de sevdim. güçlü bir dili var. metaforları da ("1 bardak tarım ilacını çocuğunuza içirir misiniz?", "elinizde sadece bir çekiç varsa, her şeyi çivi olarak görürsünüz") dikkat çekiciydi.
kötü bulmadım. çok tekrar eden bir kitap. ve özetimin aksine, sistemli anlatılmış, tasarımı iyi bir kitap. bilgilendirici kutucukları ya da kürlerinin listelenmesi falan net. okunabilir.
Bu alanda yeni yeni okumalar yapmaya başlayanlar için oldukça faydalı bilgiler içeren bir kitap. Farklı sağlık problemleri ile baş etmede beslenmenin önemi vurgulanmış. Tabii bununla da sınırlı değil, sağlıklı beslenme biçimi nasıl olmalı, nelere dikkat edilmeli gibi noktalara değinilmiş. Benim hoşuma giden okura sunulan bilgilerin bilimsel temelinin olması. Bölümler kısa kısa, akılda kalıcı, kitap herkese ulaşılabilir olacak şekilde yazılmış. Benim için oldukça keyifli ve verimli bir okumaydı.
Şu sıralar insülin direnci ile uğraşıtığımdan bu kitap iyi geldi. Genel olarak kısa bir özetlemek gerekirse: - Günde 1000 mg EPA+DHA içeren Omega 3 alınacak - Probiyotik (yoğurt, turşu, kefir, peynir etc) ve prebiyotikler (soğan, sarımsak, ceviz, sebzeler) alınacak - Günde en az 2000 mg C-vitamini alınacak. (Ben 1000 mg alıyorum) - D-vitamini eksik olmayacak , günde 15-20 dk güneşe çıkılacak(korumasız) - yeşil çay içilecek - tereyağ ve sızma zeytinyağı yenilecek, margarin yok. - bitki çaylarından ve kürlerden destek alınacak - buğday hiç yok ( ekmek, makarna...) , kara buğday yenecek - proses edilmiş hiç bir şey yenmeyecek - her gün hareket, yürüyüş yapılacak - güzel uyunacak ( 6-8 saat) - bol protein ( yumurta, et, sakatat, tavuk..)yenecek - sebze meyve mevsiminde yenecek - meyve ve sebzeler çiğ yenecek (meyve suyu yok, posası değerli) -bir çok hastalığın sebebi yanlış beslenme, şifası da doğru beslenme - şeker asla kullanılmayacak
Daha önce okuduğum 7den 70e Taş Devri Diyeti ve Canan Karatay kitaplarından çok da farklı iddialar yok, ek olarak otizm ve KYS hakkında bilgiler var. Yazarın üslubu çok sert, sürekli birine bir parmak sallama, haddini bildirme havasında yazılmış ki bu beni okurken oldukça rahatsız etti. Diğer yorumlarda da belirtildiği gibi yazar kendini hem farklı bölümlerde hem de aynı paragrafta çokça tekrar ediyor. Beyan ettiği fikirlere katılıyorum fakat onun söylediği gibi organik ve doğal ürünlere ulaşabilmek anlatıldığı kadar kolay değil maalesef. Kitap kapağı çok iddialı olduğu için merak uyandırdı ve yeni bir şeyler öğrenir miyim acaba diyerek aldım, benim beklentilerimi çok karşılamadı.
Tekrarlanan bilgiler olsada yine de çok başarılı ve zihin açıcı bir kitap. Tekrarların amacı bilinç altına floranin önemini kazımak olduğunu düşünüyorum.
Vücudumuza yaptıklarımıza ve vücudumuzun tepkilerine dair bir sürü bilimsel kanıtın ışığında yazılmış güzel bir kitap. İçindeki bilgileri yavaş yavaş uygulamaya başladık, bakalım sonunu getirebilecek miyiz
Çok akıcı bir dille yazılmış.Bir sağlık kitabını bu kadar keyifli okuyacağım aklıma gelmezdi.Vücudumuza verdiğimiz zararı kitabı okuyunca idrak ediyor ve harekete geçme isteği duyuyorsunuz.
Kolay okunan, basit anlatimli, eglenceli bir kitap. Biraz fazla kiskirtici hissetirmesinin disinda faydali oldugu suphesiz bilgiler iceriyor. Guzel olmakla birlikte "Tas Devri Diyeti" isimli rahmetli Ahmet Aydin'in kitabini kesinlikle Mutluluk Kurlerinden once oneririm
Konulara genel başlıklar halinde değinmiş ve kendini tekrar etmiş o anlamda biraz sıkıcı bir kitap olmuş, bizim gibi 3 dünya ülkelerinde ayrıca kendi tohumunu kullanmanın bile devlet eliyle baltalandığı ülkemizde sağlıklı beslenmek özellikle çocuklarımızı sağlıklı beslemek konusunda ne kadar başarılı olabileceğimiz tartışılır.
Herkesin okumasını ve okuduklarından yola çıkarak yeme tarzını değiştirmesini tavsiye ederim. Anlatılanlar gerçekten etkileyiciydi. Daha sağlıklı olmak aslında çok da zor değilmiş.