What do you think?
Rate this book


290 pages, Paperback
First published August 28, 2017
“[...] ve tüm bu düşünce savaşlarını, beni o mecburiyete zorlayan aynı adamın bana hediye ettiği arabanın içinde yapıyordum.” (27)

“Aile dediğin kafa karıştırıcı olmamalıydı. Basit olmalıydı mesela. Sevmeli ya da nefret etmeliydi. Bu kadar düz, net. Sevsem mi şimdi onları, kızsam mı yoksa onlara, ne yapsam diye kafa patlatmamalıydım. Neredeyse bir aşk ilişkisi kadar karışıktı şu iş.” (27)
“Ben yaşlı bir adamım, küçük hanım.” (38)
“Ben oyun oynayacak yaşı çoktan geçtim, hanımefendi. Yaşlı bir adam olduğumu unutuyorsunuz.” (44)

“Ben başıma bela aldım ya!”
“Bela değilim ben!”
“Seni küçük bela... İlla hayatıma bir şekilde dahil olup, işleri karıştıracaksın, değil mi?”
“Küçük de değilim! Büyüdüm ben!” (40)

“Gözlerin çok... Korkunç...”
[...] Gözleri gevezeydi; yalnızca konuştuğu dili çözemiyordum.
“Bu, gözlerin hakkında duyduğum ilk tanımlama. Talihsiz oldu.”
“İmkansız!” diye çıkıştım. Kocaman açık bir yaraya benziyordu. Ve o yara benimle konuşuyordu. (10)
“Demek istediğim, gözlerinde yaralar var senin. Mavisine acımadan yaralar açmışlar gibi siyah çizgilerin. Gözlerinin mavisine kesikler bulaşmış. Canın çok yandı mı?” (14)



