Bağlanma ve Kaybetme üçlemesinin ikinci cildi olan Ayrılma, ayrılık yaşantısı ve ona eşlik eden kaygı duygusunu, ebeveynlerin çocuğu terk etmekle tehdit etmesinin yarattığı korkuyu ve ebeveyn-çocuk ilişkisini tersine çeviren durumları ele alması bakımından alanındaki temel eserlerden biridir. Bowlby bu ciltte korkuya yol açan durumları tekrar inceler ve bunları hayvanların gözlemlenmesinden elde edilen bulgularla karşılaştırır. Korkunun, ani hareket, karanlık ve ayrılık gibi belli başlı durumlarda ortaya çıktığı sonucuna varır ve aslında zararsız sayılabilecek bu durumların tehlike riskinin arttığına işaret ettiğini söyler. Bowlby'nin eseri psikanalitik teoriye katkısı ve bu alanda bir eksik olarak nitelendirilebilecek biyolojik perspektifi kullanması bakımından literatürde önemli bir yer tutar.
Bowlby will always be my hero, though his writing is a real snore. but the evidence of his theory happens ALL THE TIME. He's right up there with Darwin and Jung, and other heroes, oh yeah.
Üçlemenin ikinci kitabı Ayrılma büyük oranda çocuklarda korku ve kaygıya durumuna ayrılmış. Ve bu durumun yol açtığı ayrılık kaygısına. Bowlby'nin deyişiyle tüm bunların sonucu Kaygılı Bağlanma dediğimiz durumu ortaya çıkarıyor. Kitap tamamen bu bağlanma stili üstüne inşa edilmiş. Kuramsal örnekleriyle, bilimsel çalışmalarıyla ve bütünsel olarak dönemin bakış açısını yansıtarak bütünsel bir çerçeve sunuyor bize. İlk kitap bize daha çok bağlanma davranışının nasıl ortaya çıktığını anlatırken ikinci kitap ayrılık durumunda bağlanma davranışının nasıl etkilendiğini tüm yönleriyle bize aktarıyor.
"Kişilerin bağlanma figürlerinin ihtiyaç duydukları zaman kendilerine yanıt vereceklerine dair güven sorunu yaşadıkları, ancak bu figürlere yakın dururlarsa onlara ulaşabileceklerini düşündükleri hemen fark edilir. Bunu aşırı bağımlılık olarak adlandırmak konuyu anlaşılması güç bir noktaya taşır. Burada "ayrılık kaygısı" teriminin bile uygun karşılık olduğu söylenemez. Bu durumu en iyi tanımlayan terim "kaygılı bağlanma" ya da "güvensiz bağlanma"dır. Bu terim bağlanma figürlerinin ulaşılamaz ve/veya duyarsız olmasından, yanıt vermemesinden duyulan korkuyu daha açık bir biçimde tanımlanmaktadır ve kişinin bağlanma figürüne doğal olarak yakın durma arzusuna saygı göstererek bağlanma figürüyle ilişkisinin bitmesinden korktuğu için kaygı yaşadığını yansıtmaktadır."
Čteno v češtině. Základní výzkumy v 70. letech, především o pobytu dětí v jeslích a o matčině nepřítomnosti v řádu dnů a týdnů. Čekala jsem více o naprostém odloučení, leč nikoliv. Dnes už klasické dílo.