Oğlan, kızın yolunu bekliyordu pencerenin önünde. Kız, susuz toprakların hiç tanımadığı, alışınca da vazgeçemediği bir su gibi akarak geliyor; pencereye, gün boyu beklenmiş bir gülücük taktıktan sonra ardında çiçek kokuları bırakarak karşıdaki köhne eve giriyordu. Sonra bahçe akşama yakalanıyordu. Serin gecenin içinde kayan taşra otobüsleri, şehri bilen hemşeriler, alacakaranlık bakan adamlar, eskisi gibi olmayan gökyüzü, yorgun düşmüş ameleler, kum taşı, harç kar, tuğla getir… Şoseler, çıtır çıtır konuşan sobalar, intihar hapları, şiirler, sureler, dualar, tarifler…
Ethem Baran, geçen günleri konuşturuyor. Eşyaları, sessizliği, kalabalığı, yolculuğu, kederi, yürek sızlatanı, takılıp kalanı, bir türlü geçip gitmeyeni, ahşap evleri, patikaları, televizyonu…
Unuttuğum Bütün Akşamlar, Ethem Baran’ın ustalık dolu hikâyeleri… Nehir gibi akıp giden hatıralar…
1962’de Yozgat’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Yozgat’ta tamamladı. 1983’te Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Yönetimi ve Planlaması Bölümü’nden mezun oldu. Çeşitli dergilerde öykü, deneme ve eleştiri yazıları yayımlandı. İlk öykü kitabı Sonrası Ayrılık 1991’de çıktı. Onu 1994’te yayımlanan Kurutulmuş Gül Mevsimi izledi. Dönüşsüz Yolculuklar Kitabı (2005 Yunus Nadi Öykü Ödülü), Unuttuğum Bütün Akşamlar (2005), Bozkırın Uzak Bahçeleri (2006), Evlerimiz Poyraza Bakar (2009), Bulut Bulut Üstüne (2011), Zira (2015), Döngel Dünya (2020 Sait Faik Hikâye Armağanı), Güzelliğini Gördükçe Ağlayasım Geliyor (2021) adlı öykü kitapları ile Yarım (2008), Emanet Gölgeler Defteri (2013) ve Köhne (2024) adlı romanları vardır.
süründü resmen çok zor bitti, hiçbir şey anlatmadan bu kadar uzun süre konuşabilmek gerçekten ilginç, okunuyor mu okunuyor ama bir şey elde etmiyorsunuz, anlatımın içeriği tamamen örtbas ettiği bir sözcük yığını... birçok kitabı da basılmış, okuyucusu var demek...
Kitap dört bölüme ayrılmış. Son bölümde, yazarın 1991’de yayımlanan ilk kitabı Sonrası Ayrılık’tan bazı öykülerden oluşuyor. Bu bölümdeki öykülerin bazıları öyküden çok anlatıya yakın olsa da yazarın güçlü kalemi metinlerin etkisini yükseltiyor. En sevdiğim bölüm, uzun öykü de diyebileceğimiz Kurutulmuş Gül Mevsimi oldu.