Şamanizm bir “Din”mi, yoksa bazılarının iddia ettiği gibi Avrasya coğrafyası halklarının günümüzde de sürdürdüğü eski zamanlardan aktarılarak gelen kültürel bir ritüel mi?
Yunan başta olmak üzere dünyanın halkları geçmişindeki “çoktanrılı” mitolojik zamanları bir kültürel miras olarak sahiplenip, o mitolojinin yeniden üretimini yapıp dünyaya kendini yeniden anlatırken, neden biz özellikle ısrarla “Türkler hiçbir zaman çoktanrılı” olmadı diyerek mitolojimizi, atalarımızın dinini utanılacak bir olguymuş gibi saklamaya çalışırız.
Tektanrılı dinler “insan” ve “insan merkezli” bir dünya sunuyor. Dünyanın neredeyse 40 bin yıllık dini Şamanizm ise bütün insanlık kültürünün içine girmiş, tektanrılı dinlerde de birer motif, bir kalıt olarak çeşitli biçimlerde varlığını sürdürüyor.
Doğayla bir olmayı, onun sesini duymayı, dinlemeyi öğütleyen, bütün canlıları ve cansızları “can” sayan bu çoktanrılı laik din nasıl bir inanç sistemi öneriyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şamanizme yaklaşımı nasıldı, onun için neler demişti?
Belki de Şamanizmin bütün felsefesini şu sözlerle özetlemek mümkündür: bir orman için kötü ve zararlı olan bizler için de kötü ve zararlıdır.
Sosyolog, Şaman Araştırmacısı 1974’te Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Issık-Köl Bölgesinde doğan Timur B. Davletov, 1990’da Leningrad (şimdiki St. Petersburg) Olimpiyat Rezervleri Spor Lisesi’nden mezun oldu. 1993’te girdiği İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü 1997’de tamamladı. 2006’da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sosyoloji Anabilim Dalında “Din ve Milliyetçilik Etkileşimi Bağlamında Güney Sibirya Türklüğü” konulu yüksek lisans (M.A.) tezini savunduktan sonra halen aynı okulda Doktora (Ph.D.) tezi üzerine çalışmaktadır. 1999’dan beri Genel Sekreterliğinde çalıştığı Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)’da Sibirya Uzmanı olarak çalışmaktadır. Hakasça, Türkçe, Rusça ve İngilizce bilmekte ve uluslararası ilişkiler, enerji güvenliği, eski Türklerin sosyal siyaseti, günümüzde Türklerin inanç sistemleri ve sosyo-kültürel değişimi konularında araştırmalar yapmakta olup 105’i aşkın çeşitli yazı ve makale, 60 üzeri çeviri makale, ayrıca Türkiye’de yayınlanmış iki romanlaştırılmış destan ve Hakas Türkçesinden Anadolu Türkçesine akademik olarak aktarılan iki kahramanlık destan sahibidir.
Hakkında çok şey bildiğimi düşündüğüm hatta üzerine saatlerce konuşabileceğimi sandığım bir kavram hakkında hiç bir şey bilmediğimi farkettiren bir kitap.
Güney Sibirya Türk coğrafyasında Şamanizmin hala yaşandığı izlerinin çok taze olduğu bir alan ve bu alanda Timur Hoca hem çobanlık yapmış hem de sosyoloji araştırmaları yapmış bir akademisyen. Bu özellikleri O’na coğrafyayı ve insanları farklı bakış açıları ile görme şansı vermiş. Eser bu alanda son derece eşsiz.
Şamanizme ilgi duysam ve araştırsam da pek fazla kaynak okuduğum söylenemez. Ama yine de sanıyorum ki okuduklarım ve okuyacaklarım arasında en kapsamlı eser budur. Şamanizmin basit ama her yönüyle ele alındığı, başlangıç için çok uygun bir kitap. Şaman Hakas Türkleri arasında yetişen ve bu kültürün bir parçası olan bir yazarın elinden çıkması ise okunan her cümleyi daha özel kılıyor. Bir çırpıda bitmesini istemedim ve bir ders kitabı edasıyla bölüm bölüm ilerledim. Altını çizdiğim pek çok bilgi oldu ama baktım tüm kitap karaya dönecek ben de bıraktım. Gerçekten çok güzeldi.
Bir eleştiri olarak, bazı konuların fazlaca tekrarlandığını düşünüyorum. Özellikle tebliğcilik ve misyonerlik konusu sürekli olarak karşımıza çıkıyor. Bu da bir yerde maalesef can sıkıntısına dönüşüyor.