“Şimdi şöyle bir şey var; Sevin Okyay diye bir ismi biliyorlar, fakat beni pespaye buluyorlar. Benim Sevin Okyay olduğuma inanmıyorlar bir defa. Kapıya gidiyorsun mesela, unutmuşum davetiyemi her zaman olduğu gibi, böyle anlaşılıyor yani. Almıyorlar seni içeriye. Allah’ım yarabbim, kapıda duruyorsun ki seni tanıdık biri gelsin de, bunların yüzüne tükürsün, koskoca Sevin Okyay’ı içeri almadınız mı diye, seni içeri alsın. Ya da sıkılıyorum gidiyorum, o kadar da uzun boylu değil.”
Sevin Okyay’ı sinema yazılarından, polisiye programlarından, çevirilerinden, kitaplarından, basketbol haberlerinden, fantastik muhabbetlerinden… biliriz. Yani “Sevin Okyay diye bir ismi” biliriz. İsimden biraz daha fazlasını bilmek, bu müthiş çalışkan, müthiş komik, müthiş yetenekli kadını azıcık daha tanımak için, iyi bir başlangıç…
Sevin Okyay çok özel bir kişilik, nerede görsem keşke arkadaşım olsaydı uzun uzun sohbet edebilseydik derim. Kitabı onu daha yakından tanımak üzere almıştım, ama kitabın kendisini yansıttığını sanmıyorum, sanırım nehir söyleşi tarzında kitaplar yazılırken sorular, kurgu her neyse daha incelikli yapılması gerekiyor. Keşke Sevin Okyay tıpkı Patti Smith gibi kendisi yazsaymış kendini.
Öyle bir kitap ki, okurken sanki kendimi bir odada oturmuş Pınar İlkiz'in Sevin Okyay ile samimi bir sohbetine tanıklık ediyormuşum gibi hissettim.
Sevin Okyay'ın sinema, spor üzerine yazdığını, çevirmenliğini biliyordum ancak Harry Potter kitaplerini oğlu Kutlukhan Kutlu ile beraber Türkçeye çevirdiğini bilmiyordum.
Bir çoğu ile tanışmaya can atacağım ne harika insanlarla yolları kesişmiş Sevin Okyay'ın....İlknur Üstün, Hüseyin Kemal Gürmen, Tim Sevrin, Andrei Tarkovsky, Kurt Vonnegut, Sevna Somuncuoğlu, Ferhat Uludere, marcel Marceau, Udo Kier....bu değerler ile minik anekdotları okurken çok imrendim.
Çok derinlemesine bir anlatı olmamkla beraber dili oldukça yalın, yolaylıkla okunan, Sevin Okyay'ın hayat felsefesine dair ipuçları barındıran keyifli bir kitap.
Sevin Okyay'ı çok severim. Ancak bu kitap iyi bir söyleşi kitabı olmamış. Hiç bir konu düzgün deşilmemiş, soru-cevap, başka konuda soru-cevap şeklinde ilerlemiş. Çok ilginc olabilecek bir yaşam öyküsü, bölük pörçük, gerekli gereksiz bir sürü dağınık bilgi toplamına dönmüş. Bari düzgün bir gruplama yapılsa ya da kronolojiye oturtulsaydı. Deşifre edilip basılmış. Yıldızlar Sevin Okyay için, kitap için değil.
Okuduğuma pişman değilim, Sevin Okyay tabii. Ama daha fazlasını da beklediğimi itiraf etmeliyim. Nehir söyleşilerde genelde olan, çocukluktan, aileden, özel yaşamın hoşbeşinden bahsedildikten sonra mesleğe, uzmanlığa dair derinlikli bir sohbete girişme kısmı bu kitapta bir türlü gelmiyor.
Öğrenerek, severek, merak ederek okudum. Bir heves bitti, keşke daha uzun olsaydı dedim... Ama olsun, bu kadarı da şahane oldu. Çünkü kendisi de pek sevmiyor konuşmayı. :)