Hakkında adı ve soyadından başka hiçbir fikrim olmadan, tamamen sezgisel itkilerle kendisini çalışma öznesi olarak seçtiğim insanın, yani Sabahattin Kurt’un, bu kadar tertemiz ve dejenere olmamış, anasından doğduğu gibi kalmış bir insan olduğunu bilemezdim. Bugünün neoliberal değerlerinin hegemonyasında bu değeri tam olarak algılamak çok zor. Çünkü insani ve etik değerler gereksiz kılındı. Solun asabiyye kavramı ile tanımlanan moral üstünlüğü da ağır tahribata uğradı, bu tahribatın etkileri hâlâ sürüyor ve telafi edilebilmiş değil. Ancak köklere dönerek bu tahribatı moral değerlerle yenilemek ve ilişkileri yeni kavramlarla kurabilmek mümkün. Başlanacak yer zaten hazır bekliyor: Kızıldere ve Sabahattin Kurt.
• • •
Bir devrimci için en yüksek erdem ve vasıflar tek tek sıralansa: Davaya adanmışlık, ideallere inanç, cesaret, fedakârlık, yoldaşına saygı, emekçiye sevgi ve şefkat, örgütün verdiği her görevi layıkıyla yerine getirme, kararlılık, dürüstlük, mertlik, tevazu, özel mülkiyete gündelik hayatında da karşı tavrı, devrim ve sosyalizme mutlak inanç gibi kriterler söylenebilir. Tüm bu kriterler değerlendirildiğinde, tek söz söylenebilir: Sabo 1 NUMARADIR.
“Oğluna çok düşkün olan baba Salih Kurt, tam bir ruhsal çöküş yaşar, anne Saime Kurt için ise dünyayla ilişkisini kesip aylarca hiç durmadan sürecek gözyaşı dolu günler başlamıştır.
Niksar Savcılığı’ndan bir telgraf gelir aileye ; ‘Cenazenizi şu saate kadar almazsanız buraya gömülme işlemi yapılacaktır’ diye. Zaten o saate yetişmeleri imkânsızdır, o yılların ulaşım koşullarında. Aile, ‘usullere göre defnedilmesi’ talebini iletir cevaben. Gelen ikinci telgrafta Sabahattin Kurt’un Niksar’ın Şavşak Mezarlığı’nda 52 no’lu mezara gömüldüğü bildirilir.
Ama Şavak Mezarlığı’nda Sabahattin Kurt’un küçük kardeşi Semih Kurt ile yaptığımız aramalara, resmî makamlar nezdinde araştırmalara, mezarlık çevresinde oturan ailelerin yaşlı büyükleriyle yapılan görüşmelere rağmen mezar yerini bulmak mümkün olmadı. Ne bir iz, ne bir işaret, ne de öyle telgrafta yazıldığı gibi bir mezar numarası veya belediyede bir kayıda rastlandı.
Yani 40 yıldır mezarı ve dolayısıyla bir ziyaretçisi bile olmadan yatıyor Sabahattin Kurt.”(s.81)