Sabahattin Ali’nin kızı, Cumhuriyet Türkiyesi’nin müzik ve kültür atılımının önemli öğrencilerinden Filiz Ali’nin yaşamöyküsü, 1940’lardan günümüze Türkiye’nin öyküsü aslında.
Konservatuvar yılları, Amerika’da Türk bir genç kız olarak yaşadıkları, sonrasında Türkiye’nin en önemli sanat merkezi olan CRR’nin sanat yönetmenliği...
Tüm bunların ardından yolun başındaki gibi bir müzik okulu kurma arzusuyla doğan AIMA (Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi) Filiz Ali’nin yaşamının her anı müzikle, çalışmayla, okumayla dolu.
Annesiyle ilişkilerini, anne olmaya dair duygularını ve hiç bitmeyen öğretmenliğinin iç içe geçtiği ruh hallerini büyük bir içtenlikle -zaman zaman da özeleştiriyle anlatan- Filiz Ali’nin anıları Türkiye’nin bir dönemine tanıklık ederken kültür ve sanat dünyasının kazanımlarını ve kayıplarını anlamamızı da sağlıyor.
“Yok Bi’şey Acımadı ki...” Filiz Ali’nin neşeli üslubuyla kaleme aldığı, okuyanı zaman zaman hüzünlendirse de her şeye rağmen yılmadan çalışan ve ayakta kalan bir kadının hikâyesi olarak yol gösterici bir metin. Aynı zamanda umut verici.
“Elinizde tuttuğunuz bu kitapta üzüntü ve gözyaşı olmayacak. Hep güzel şeyler anlatacağım size. Doğanın, sanatın, müziğin, dostluğun, çocukların, gençlerin, hayatın güzelliklerini, tanıdığım ve örnek aldığım güzel insanları anlatacağım.
Dileğim, çocuklarıma, torunlarıma, öğrencilerime, okurlarıma güzel anılar bırakmak. O kadar.”
Filiz Ali (1937, İstanbul) Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Piyano Bölümü’nü bitirdikten sonra Fulbright bursu ile ABD’ye gitti. New England Conservatory (Boston) ve Mannes College of Music’te (New York) eğitimini tamamladı. 1985-86 yıllarında Londra Üniversitesi King’s College’ın Müzikoloji Bölümü’nden Yüksek Lisans derecesi aldı. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda piyano ve eşlik öğretmeni (1962-65), İstanbul Şehir Operası ve İstanbul Devlet Operası’nda korrepetitör (1965-72), Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda piyano ve eşlik öğretmeni (1972-85) olarak çalışan Prof. Filiz Ali, 1987 yılında Müzikoloji Bölümü’ne geçti. 1990-2005 yılları arasında kurumda Müzikoloji Bölümü Başkanı olarak görev yaptı.
1989-92 yılları arasında Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun Genel Sanat Yönetmenliğini yapan Prof. Ali aynı zamanda Uluslararası Eskişehir Festivali’nin de müzik danışmanlığını sürdürmektedir.
1962-1985 yılları arasında TRT Ankara ve İstanbul radyolarında ve 1985-86 yılları arasında Londra’daki BBC Türkçe Yayınlar Bölümü’nde müzik programı yapımcılığı da yapan Filiz Ali, “Cumhuriyet”, “Hürriyet”, “Yeni Yüzyıl”, “Radikal” ve “Milliyet” gibi günlük gazetelerde ve “Esquire”, “Marie-Claire”, “Vizyon”, “kitap-lık”, “Müzikoloji Dergisi” gibi dergilerde müzik yazarlığı yaptı. 2002-2004 yılları arasında Açık Radyo’da “Katalog” adlı müzik programını hazırlayıp sundu. Balkan Müzik Forumu’nun kurucularından olan Filiz Ali, Uruguay’ın başkenti Montevideo’da toplanan UNESCO Uluslararası Müzik Konseyi’ne Türkiye temsilcisi olarak katıldı (2003). 2005’ten bu yana European Music Council (Avrupa Müzik Konseyi) Türkiye temsilciliğini sürdürmektedir. Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’ni Destekleme ve Geliştirme Derneği ile Ayvalık Kültür Sanat Vakfı’nın kurucusudur. Halen, kurucusu olduğu Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’nin yöneticiliğini yapmaktadır.
Keşke babasıyla geçirecek daha çok günleri, daha çok anısı olsaymış. Tabii ki elinde değildi. Babası ölmüş-öldürülmüş, annesinin bir mesleği-gelir kaynağı olmayan bir çocuk olarak yatılı okula-konservatuvara gönderilmiş. İyi ki de öyle olmuş. Bu sayede birçok müzisyen yetişmiş, Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi kurulmuş...
“Evlenmeden önce anneme yazdığı bir mektupta babam, ‘Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku […] ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz’ diyerek hem anneme sevgi sözü veriyor hem de kitaplarını sevmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini söylemeyi ihmal etmiyor. Ardından da ‘İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu’ sözleriyle annemi de okumanın ve kitapların dünyasına çekmek istiyor.”(s.24)
Filiz Ali çocuk denecek yaşta babasının vahşice öldürülmesiyle yaşadığı acıları, çektiği sıkıntı ve meşakkatleri fazla dillendirmeden, kitabın adından da anlaşılacağı gibi zorluklardan ziyade güzellikleri anlatarak, bir dönemin sanat (bilhasa müzik) yaşamına tanıklık ederek yazmış biyografisini. Keyifle okunan bir kitap çıkmış böylece ortaya, biyografi sevenlere öneririm...
Güzel bir kitaptı. Sabahattin Ali'nin ruhunun Filiz Ali'nin sanatçı ruhunda devam ettiğini sevinerek görmek ve bu ruhun o'nun eserlerini okuyan her insanın belleğinde devam edeceğini bilmek umut verici. Ayrıca aynı dönemi paylaşan daha nice yazar ve şairin de hayatlarına dokunmuş oldum bu anı kitabı sayesinde. Hocamızın daha uzun yıllar yaşaması dileğiyle.
“Sabahattin Ali’nin kızı” olarak başladığı hayat serüvenine “Filiz Ali” olarak devam edebilme cesareti ve azmiyle; upuzun ve dopdolu bir yaşam hikayesi ile karşımıza çıkıyor yazar. Zaman zaman buruk ve kırgın da olsa hep pozitif, neşe dolu, tuttuğunu koparan güçlü bir kadın portresi çizmiş. Ben zaten içinde sanat aşkı olan, üreten, ilham veren insanlara hayranım. Küçük yaşta babasını kaybetmiş, ev hanımı annesiyle kalakalmış bir kız çocuğu. Üstelik elde avuçta hiçbir şey yok. Fakat o yılmamış, sıkı sıkı tutunmuş hayata. Çalışmış, üretmiş, ilham vermiş, bir sürü sanatçı yetiştirmiş idealist bir Türk kadını. İmrenerek okudum.
Filiz Ali'yi, Sabahattin Ali'nin kızı olması dışında tanımıyordum açıkçası. Sözünü sakınmayan üslubunu sevdim. Şu da oldu bu da oldu, falanca da oradaydı diye olan biteni anlatmış. Hele ki tanımadığım isimleri sayfa sayfa yazmış. Hikaye gibi kurgulanmış olsa daha zevkle okurdum.