“Sır tek kişiliktir. Mahrem iki kişi arasındadır. Üç kişi kalabalıktır. Kural budur.”
Karanlıklar Prensi, Çöl Kraliçesi, Çiçero... Bu isimler roman kahramanları değil... Casusluk romanlarına taş çıkartacak entrikaların ve maceraların gerçek kişileri. Türkiye’yi mesken tutan gizli servislerin kanlı hesaplaşmalarından KGB’nin atom bombası sırlarının çalınmasına, Kıbrıs’ta Türk ve Yunan derin devletlerinin çatışmasından 6-7 Eylül olaylarına, ASALA’dan 12 Eylül darbesinde ABD’nin rolüne ve günümüzde ülkeleri çöküşe götüren ekonomi operasyonlarına dek binbir suratlı casusların dünyanın kaderiyle oynadığı, hayret verici, nefes kesici ama hepsi rahatsız edecek denli gerçek öyküler.
Usta gazeteci Murat Yetkin, Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’nda uluslararası entrikaların ya hedefi ya sahnesi ya da aktörü olan Türkiye’den bakıp 10 olayın perde arkasını Ankara’nın siyaset ve diplomasi koridorlarında biriktirilen notlar ve belgelerle, şimdiye dek bir arada okumadığınız ayrıntılarla anlatıyor. Dünya siyasetini bu kez “Katil kim?” sorusunun cevaplanamadığı, okurun sonsuz bir merak duygusu ve bitmek bilmez zihin oyunlarıyla baş başa kaldığı bir casusluk romanı tadında okuyacaksınız.
“Sabah saat 10 sıralarıydı. Etrafta pek kimse yoktu.O sırada İtalyan Büyükelçiliği giriş kapısından 100 metre kadar aşağıda, Atatürk Bulvarı 114 numaradaki Alman Büyükelçiliği’nin kapısından çıkan iyi giyimli bir çift de bulvardan yukarı doğru yürümeye başlamış, karşıya geçmeye hazırlanıyordu. Taksi şoförünü savan paketli adam da büyükelçilik tarafına doğru karşıya geçmeye başlamıştı.Paketli adam çifte doğru yaklaşırken ortalık büyük bir patlamayla sarsıldı. Patlayan, adamın elindeki paketti; kendisi de paketle birlikte paramparça olmuştu. Kaldırımın karşısındaki çift, patlamanın şiddetiyle yere savruldu. Liberali yardımlarına koştu. Adamın kulağından kan sızıyordu. Yanındaki kadın, eşi olduğu sonradan anlaşılacaktı, sarsılmıştı ama yaralı değldi.”
Bulgaristan Türkü bir ailede dünyaya gelen Yetkin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü mezunudur.
12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında Sıkıyönetim altında Bülent Ecevit tarafından çıkarılan Arayış dergisinde gazeteciliğe başlayan Yetkin, BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV ve Sabah’ın bulunduğu yayın organlarında muhabirlik ve haber yöneticiliği yaptı.
2001 Şubat ayından gazetenin kapandığı 2016 yılına kadar Radikal gazetesi Ankara temsilcisi olarak görev aldı.
2011 yılında Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Bu görevinden 1 Ekim 2018 tarihi itibariyle ayrıldığını açıkladı.
Yetkin, aynı zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümünde Süreyya Serdengeçti, Fatih Özatay ve Güven Sak ile birlikte "Türkiye'nin Ekonomik ve Sosyal Dönüşümü" dersini vermektedir.
***
Turkish journalist and columnist.
Born in Bulgaria to a Turkish family, he graduated from the Department of Mechanical Engineering at Middle East Technical University.
Following the September 12th military coup, Yetkin began journalism in Arayis magazine, which was published by Bülent Ecevit under Martial Law. Later, he worked as a reporter and news manager at BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV and Sabah Newspaper.
From February 2001 until the newspaper's closure in 2016, he worked as the Ankara representative of Radikal newspaper.
In 2011, he joined Hürriyet Daily News as Editor-in-Chief. As of October 1, 2018, he left this post.
The Authority also TOBB Economy and Technology University Department of Economics at Mr. Serdengeçti, Fatih Özatay and trust with Sake "Turkey's Economic and Social Transformation" gives the lesson.
Yine güzel araştırılmış bir kitap, üstelik rahat okunuyor ve bayağı da bilgi veriyor. Kitap sayesinde Türkiye'nin yakın tarihi konusunda bayağı şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Kitabın "entrikalar" kapsamı ilerleyen bölümlerinde bence gittikçe zayıflıyor, ama toplamda güzel bir kitap.
Eleştireceğim nokta maalesef bir detay, önemsiz görülebilir ancak güzel şeyler detayları yüzünden güzeldir benim gözümde. Mesele şu, kitap boyunca İngiliz istihbarat servisleri MI5 ve MI6'in isimleri M15 ve M16 olarak yazılmış. Hayır, bu "daktiloda 1 yerine l basılır" meselesi falan değil, net şekilde M16 yazılmış, hem de istisnasız olarak her seferinde. Yazarın böyle bir hata yapmayacak kadar bilgili olduğu ortada, zaten cümlelerin yapısından da yazarın aslında MI6 dediği anlaşılıyor, ancak sayfalar boyunca da M16 ibaresi tekrarlanıyor işte. Böyle bir harf hatası size önemsiz gözükebilir, ancak bu istihbarat üzerine bir kitap ve bu hata çok fazla göze batıyor.
Yazara Twitter üzerinden bu konuyu sorduğumda yanıt alamadım, bu da pek hoş olmadı.
Okumaya doyamadim. Cok iyi bir kitapti. Yakin tarihe ait onemli bilgiler vardi. Kitabin sonunda da dedigi gibi Murat Yetkin'in, bu bir belgesel. Cok basarililarindan biri hemde.
Cok az yorum, hep bilgi veren bir Kitap. Cok zihin acici.Gonul ister ki her kesimden, yastan insan okusun, belgeseli yapilsin, prime time’da ana akim medyada verilsin. Hamasetten uzak, surukleyici, sasirtici.Bir cok bilgiyi bilseniz de sasirtici.
Son Sozu de cok guzel toparladigini dusunuyorum. Murat Yetkin, eline, beynine , gozune saglik...
Tahmin ettiğimden çok daha uzun bir sürede bitirdim. Sevebi ise kitabın bilgi yoğun oluşu. Kitaptaki kişi, kurum ve olaylara pek hakim olmasam da bildiğim kadarıyla bile çok aydınlatıcı oldu. Bence yakın tarihi hakkında biraz olsun fikir sahibi olmak isteyen herkesin dönüp dönüp okuması gereken bir kitap!(
Murat Yetkin'in Meraklısına başlığı sadece meraklıları değil, gerçekten yakın tarih üzerine pek çok gözden kaçan önemli olayların perde arkasını muazzam çoklu taramalarla bizlere aktarıyor.
Bazı kısımları iki kitapta da aynı olduğundan özellikle okuduğunu hatırlayan okuyucu için sıkıcıymış gibi gelebiliyor. Öte yandan kaçınılmaz bir pekiştirme ile çok daha fazla aklınızda kalıyor.
En çok isteyeceğiniz şey daha fazla ne yazabilirdi diye sormak oluyor. Keşke derlediklerini bütün ayrıntısı ile eksiksiz aktarsa diyeceğiniz kitaplar. Sanırız daha ileriki yıllarda yenileri de eklenecek bizler de keyifle okuyacağız.
Murat Yetkin, Türkiye ve çevresindeki dünyanın son 100 yılındaki hercümercin arka planına ışık tutuyor bu kitapta. İstihbarat ilişkileri, casusluklar, komplolar, entrikalar... Soğuk Savaş, NATO, CIA, Kıbrıs, Naziler, SSCB, İttihatçılar, 1915 Olayları, ASALA, Azerbaycan-Aliyev, 12 Eylül, IŞİD, 2002-IMF... Gerçekten iyi bir inceleme
İstihbarat üzerine yazılan non-fiction kitapların büyük bölümü asparagas ve günün siyasi beklentilerine göre şekillenmiş yargılar üzerine kurulu oluyor. En iyimser haliyle bu kitaplar yazarın siyasi görüşüne uygun olarak dünyadaki büyük bir gücün yazarın karşısında olduğu siyasi grupları beslediği iddialarını içeriyor.
Bu yüzden genelde bu tarz kitaplar pek okunmaya değer olmaz, ancak Murat Yetkin'in kitabı gerçekten farklı. Öncelikle yazılan şeylerin büyük kısmı açık kaynaklara ve MY'nin gazetecilik geçmişinde birebir yaptığı görüşmelere dayanıyor. Okuyucu, istihbarat operasyonlarını sosyoloji, tarih ve dönemin siyasetini bilen birinin aktarımıyla okuyor. Bunu çok başarılı kotardığı için pek çok farklı köşeyazarı kitabın çeşitli bölümlerini köşelerine aktarıp kitaptan övgüyle söz etti.
Kitaptan ne öğreniyoruz? Ben şunları anladım:
1- ABD, istihbarat operasyonlarında gücüne kıyasla o kadar da başarılı değil. Avantajı, başarısız olduğunda başına genelde bir şey gelmemesi. 2- Sovyetlerin bu tarz operasyonlarda aşağı kalır yanı yok. Hem beceri hem ahlaksızlık açısından. 3- İstihbarat örgütleri, ülkelerin çıkarları doğrultusunda, büyük ve kanlı toplumsal olayları tetiklemekten çekinmiyor. 4- Türkiye'de bu tip istihbarat örgütlerinin bir şekilde ilişkilenmediği hareket pek yok.
Öncelikle, kitap iyi. Bilimsel olarak kaynak gösterilebilecek bir kitap değilse de istihbarat tarihi üzerine yazılmış iyi araştırma kitaplarından, ki Türkçe diğer örnekleriyle karşılaştırıldığında bu ciddi övgüye değer. Keyifli, hızlı okunuyor, ciddiyetinden ödün vermiyor ama sıkıcılaşmıyor da. Bunların tümü Yetkin'in iyi bir kalem olduğunu ve konusunu iyi bildiğini gösteriyor.
Seçtiği örnekler, 20. yüzyıl tarihine haberalma penceresinden gazeteci gözüyle bakmak için uygun. 300 sayfada ana hatlarıyla 20. yüzyılın bir panoramasını çıkarmak kolay iş değil, bunu komploları özetlemek yoluyla yapmak daha da güç. Kitap bunun altından kalkıyor. Üstelik yabancı kaynaklarda doğal olarak rastlanmayacak biçimde Türkiye'yi anlatısının merkezine yerleştirdiği için, Türkiye'nin 20. yüzyılda nasıl bir önem taşıdığını da bir yan etki olarak ortaya sermiş oluyor.
İkirciğe düştüğüm noktalar var. En önemlisi, Yetkin'in düşüngüsel konumunu ilginç buldum. Kitabın genel niteliği bir yana bırakılacak olursa, düşüngüsel anlamda bir ana söylemi yok. Örneğin, bu bir emperyalizm incelemesi değil. Ulusal bağımsızlık savaşlarından ve haberalma dünyasına etkilerinden büyük oranda söz edilmiyor. Yani 20. yüzyıl siyasi tarihine belirli bir pencereden yaklaşılırken bu yüzyılı var eden pek çok olgu, olay ve kavram da gözardı ediliyor. Böyleyken Türkiye'nin temel konularıyla ilgili söylemde de bazı tarihsel tutarsızlıklar veya düşüngüsel karışıklıklar çıkıyor.
Ermeni konusu buna iyi bir örnek: Yetkin sözü 'soykırım vardır'a getirmek istiyor ancak Türkiye'yi de bunun için içtenlikle suçlamıyor gibi görünüyor. Öte yandan dönemin birtakım tarihsel koşullarına ve olaylarına değinirken önemli pek çoğunu da dışarıda bırakıyor.
Çok önemli mi? Değil. Yetkin'in düşüngüsel konumunu bir okur olarak kavrayamamış olmam temelde kitaba yaklaşımımı etkiliyor mu? Hayır. Yetkin, bir gazeteci olarak iyi bir iş ortaya çıkarmak için benim düşüngüsel tutumumu taşımalı mı? Hayır. Söz ettiğim tarihsel tutarsızlık ve eksikliklerin giderilmesi kitabı daha nitelikli kılar mıydı? Kuşkusuz evet.
Birbirinden ilginc hikayeler, olaylar barindiran bir kitap. Basligi aslinda gayet iyi bir sekilde icerigi acikliyor, meraklisina entrikalar kitabi. Guzel tarafi, Murat Yetkin'in de belirttigi gibi mumkun oldugunca kaynak gostererek, olaylarin oznesi kisilerin ya da o kisiler hakkinda aciklamalarin referanslarini vererek yazmaya calismis. Tabi bir dolu da kendi anilarindan derlemeleri var, olaylarin oznesi kisilerle yaptigi roportajlar, kendi anilari v.s. Okumasi eglenceli.
Bir noktada kendi kisisel fikirlerini ya da dogru bildiklerinin etkisinde yorumlarini da goruyorsunuz, o yuzden daha cok Murat Yetkin'le bir aksam yemegine oturup muhabbet ederken bu anektodlari dinliyormussunuz tadi da var gibi geldi bana.
Fena kitap degil. Son yuz, yuzyirmi yilda Avrupa, Asya, Ortadogu ve Amerika'da devletlerin, casuslarinin ve politikacilarinin nelere bulastigi konusunda komplo teorilerinden biraz daha fazlasini okumak isterseniz bu kitabi tavsiye edebilirim.
Atatürk'ün bizim için tek hedefi sorgulama kabiliyetimizi prensiplerimizden vazgeçmeden ve doğruya ulaşmak için emek veren bireyler haline gelmemizdi. Cumhuriyeti ve devrimleri böylece benimsemiş bir yazardan kitap okumak çok iyi geldi. Tarihi Anadolu'dan utanan okumuş kesimden farklı bakan birinden okumak ayrıca iyi geldi. Finans dersinde gördüğüm 'Büyük Oyun' kapsamını Türkiye üzerinden siyasaya aykırı gelmeden, benliğinden vazgeçmeden ve prensiplerini koruyarak yazan biriyle tanıştığım için çok sevindim.
“Hayır, yanılmıyorsunuz, 1968 olaylarına damgasını vuran ‘6. Filo’ olaylarını anlatıyordu Clarridge. Ardından önemli bir cümle kuruyordu: ‘Bu olay, terörizmle uğraşmamın başlangıcı oldu.’
Türkiye’de ilk öğrendiği örgüt ismi de böylelikle Dev-Genç oluyordu. Clarridge için ABD çıkarlarına karşı çıkan öğrenci hareketleri de terörizmdi!”(s.122)
Ünlü gazeteci Murat Yetkin kitabı Türk ve dünya casusluk tarihi, uluslararası ilişkiler, bugüne kadar aydınlatılamamış hadiseler ve tarihi değiştiren kişiler, olaylar ile ilgili daha önce az duyulan ve detayları az bilinen birçok bilgi içeriyor. İçeren bilgileri kanıtlarıyla birlikte okuyucuya aktaran kitapta çoğunlukla 20. yüzyıl içerisinde gerçekleşen olaylardan bahsedilirken kitabın içindeki bölümler kısa olduğundan insanı sıkmıyor.
Casusluk hikayelerini sevenler için kesinlikle raflarında bulunup okuması gereken kitap içinde birçok komplo olayları,ajan ve soğuk savaş vb hikaye barındırdığından okuyucuya aksiyon filmi havası yaşatırken okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor.
Her bölümünden çok sayıda casusluk romanı yazılabilecek, Türkiye'nin yakın tarihinin arka planlarına bakan, düşündürücü, okunması gereken bir çalışma...
Güzel derlenmiş bir kitap açıkcası ben başındaki “james bond” kişilere indirilmiş hikayeleri daha çok beğendim sonrasında biraz daha muğlak istihbarat örgütü ve ülke bazında kalan derlemelere dönmüş. Ya murat bey’in elindeki materyal yeterli değil idi ya da varmak istediği sonuç için bir ara kullanmak istediğini düşünüyorum. Sonuçta güzel bir derleme güzel anlatılmıştı
Casusluk romanlarını sevenler için keyifle okunacak bir kitap ancak romanlardan farklı olarak, kurgu değil tamamen gerçekleri okumak insanı biraz dehşete düşürebilir. Kitap herkesin bildiği komplo teorilerini kaynaklara ve birinci ağızdan tanıklıklara dayanarak ispatlıyor.
İkinci Dünya Savaşı döneminde Ankara'da İstanbul'da casusların cirit attığı daha önce defalarca yazılıp çizilmiştir. Kitap aslında aşikâr olanı, gerek İkinci Dünya Savaşı zamanı, gerek Soğuk Savaş zamanı, gerekse de sonraki dönemde bu teşkilatların Türkiye’de at oynatmaya devam ettiğini, Türkiye’nin istihbarat oyunlarının birkaç laboratuvarından biri olduğunu örneklerle gösteriyor.
Türkiye'deki egemen ideolojik kabullere oynayan ve bu yüzden de tutacak bir kitap. Türkiye'nin kirli dünyada, ne yazık ki elini kirletmek zorunda olduğunu, bizim de masum görünüşlü solculara, sosyalistlere aldanmamız gerektiğini satır aralarına güzelce yedirmiş. Devletinden başka kimseye güvenme diyor, ABD'nin dışişleri bakanlığında "bir arkadaşı", Avrupa'da bir diplomat "dostu", MIT'te "tanıdıkları" olan ak kaşık Murat Yetkin. Sonlara doğru da köşe yazısı tarzında popüler iktisat patlatıp "güçlü ekonomi şart" deyivermiyor mu, tam kahve muhabbeti.
Türkiye tarihi odaklı, Soğuk Savaş dönemi ve Irak Savaşı'na kadarki dönemde yaşanan "büyük oyunları" anlatan sürükleyici bir kitap. Son bölüm günümüz ve geleceğe dönük planlar hakkında. Bunca araştırmanın üstüne artık Murat Yetkin'den polisiye bir roman çıkması lazım. Keyifle okunur.
Türkiye'nin en yetkin dış politika muhabiri ve köşe yazarlarından Murat Yetkin okuması çok eğlenceli bir casus kitabı yazmış. Türkiye ile ilgili pek çok casusluk hikayesini bölüm bölüm biraraya getirmiş. Her bölüm kendi başına kitap olacak kadar zengin aslında. 12 Eylül komplosundan, İkinci dünya Savaşı'nda Türkiye'yi mesken tutan casuslara, James Bond'un yazarı Ian Fleming'in Türkiye maceralarına kadar pek çok ilginç olay var kitapta. Kimi zaman isimler ve akış karışık gelse de okuması zevkli bir kitap.Çıkardığım en önemli ders şu: Hiç bir ülke dost değildir. Her ülke kendi çıkarını düşünür ve diğer ülkelere müdahale etmek ister. Yaşanan gelişmeler her zaman doğal akışında değildir, arkasında komplolar olabilir.Ve bu komplolar bazen planlananın tam tersi sonuçlara neden olabilir. Komplolara karşı tetikte olmak devlet adamlarının en önemli görevidir. Kimbilir ileride ne kadar çok ortaya çıkacak sır var? Bazı sırlar ise hiç bir zaman kamuoyu tarafından bilinmeyecek.
Bilgiye dayalı, kanıtlarla desteklenmiş, iyi hazırlandığı belli olan, gerçek olayları anlatan biraz belgesel tadı veren kitap. Bununla birlikte kitapta yazım hataları ve bazı tarihlerde yanlışlık göze çarpıyor. Eğer bunlar çok önemsenmezse son zamanlarda hazırlanmış en iyi araştırma inceleme kitaplarından. Murat Yetkin iyi bir araştırmacı gazeteci olduğunu açıkça ortaya koymuş bu kitabıyla. Tavsiye edilir.
Resim altları yazıları editörden geçmemiş belli. Çok fena çok. Onun dışında metinden direkt kopya ve tekrara düşüyor.
Benim açıkçası çok bilmediğim bir husus yoktu. Ecevit'in özel harp dairesi konusunda sert tutumu toplantı sonrası ek bütçe vermesini dolaysız beyanı iyiydi.
Murat Yetkin iyi bir gazeteci ama üç kere "Topun nereye geleceğini bilen kaleci" metaforu tekrarlanıyor. Bir kere yeterdi bence.
Murat Yetkin'i Hürriyet Daily News dönemlerinden tanıyorum. Fırsat buldukça okumaya çalışırdım. Hürriyet'le ilişiği kesilince benim de aklımdan uçup gitmişti açıkçası. İnternette denk gelince hemen alıp okumaya başladım. Beklentimin yüksek olmasına rağmen hiç pişman etmedi. Son derece akıcı ve anlaşılabilir bir dille yazılmış. Yakın tarihe dair ilginç bağlantılar ve olaylar zinciri sunan harika bir kitap. Fazla meraklısı olmayanların da okumasını tavsiye ederim.
Her bir bolumu tek basina roman kurgusuna oturtulabilecek cok degerli bir kitap; anlatim da oldukca surukleyici. Keske biraz daha edebi bir uslupla yazilmis olsaydi rahatlikla bestseller listesinde bir kac yil kalirdi. Aceleyle olsa gerek imla hatalari ve indekslemede yanlisliklar cok. Yeni basimlarda bunlar kolayca duzeltilebilir, yazik olmasin bu kadar emek
IV Black week Turkey kapsamındaki bir oturum vesilesi ile tanışma şansı bulduğum bir yazar ve kitap. Yakın tarihin bir çok olayı bulmacanın parçaları gibi yerli yerine oturdu...
yeterince cevap bulabildim mi? daha çok soru ile kalakaldım :)
Çok fazla tekrar biraz ders havasına soksa da belgesel kıvamında bir entrikalar kitabı olmuş.
Türkiye odaklı dünya yakın tarihini şekillendiren olayların kısa özeti niteliğinde bir kitap. Oldukça akıcı ve ayrıntılara girmeden yazılması okunabilirliğini arttırıyor. İçeriği açısından sıradan insanın siyaseti oldukça yüzeysel anladığını göz önüne seriyor. "Meraklısı İçin" kaçırılmaması gereken bir kitap.
Dikkatinizi çekmiştir belki, seri halinde ara ara Yetkin'in ani hikayelerim diye bahsettiği içinde analizleri ve tanikliklari da barindiran kitaplarini okuyorum. Kendisini kose yazilarindan ve ekranlardan bilmeme rağmen, derin ilişkilerinin bu kadar uluslarasi boyutta oldugunu dusunmemistim. Kalemi de bir ODTÜ makine muhendisi için oldukca iyi. Biraz karisik bir anlatimi olmasina karsin sade.
Bildiklerime dayanak gösterebileceğim ve dönüp tekrar tekrar referans olarak bakabileceğim bir istihbari derleme olmuş, yazarın güncel siyasete dair makalelerinden ve YouTube yayınlarından hoşlanmasam da, kitap işinde iyi bir eser ortaya koyduğunun altını çiziyorum. Dikkatli bakarsanız bütün operasyonlarda küresel bir adresi görebilirsiniz, ABD bir kabuk devlettir, bunu aklınızdan çıkarmayın.
Güzel. Hatırımda kalan kısmı, Abdullah Çatlı'nın özellikle asala ile alakalı olarak sosyal medyada çok başarılı ve etkili bir mücadele verdiği bilgileri yayılmasına rağmen, gerçekte böyle bir durumun olmadığıdır.