"Başlangıcından Günümüze Japon Sineması" kitabıyla başladığımız Japon kültür ve sanat dünyasındaki yolculuğumuza "Tezuka'dan Miyazaki'ye Anime ve Manga" kitabıyla devam ediyoruz.
Birbirinden yaratıcı, özgün örnekleriyle anime ve manga sanatı evrenine kolektif bir çalışmayla yeni bir soluk katmak amacıyla karşınızdayız!
Japonya'nın dünya üzerinde adını duyurmasında büyük pay sahibi olan anime ve manganın kültürel, sanatsal evreninde birlikte yolculuğa çıkacağız. Anime ve manga hakkında merak edilen birçok sorunun cevabını arayacağız. Birbirinden özgün manga ve anime eserleri, sanatçılar, yapımcılar, yönetmenler ve daha nicesi bu kitapta sizleri bekliyor.
Güneş'in Ülkesi Japonya'nın kültür dünyasında çıkacağımız bu yolculukta, ülkece adını sıkça duyduğumuz anime ve manga sanatlarını merak edenler, başucu eseri denilecek bir kitap sizlerle!
Nereden başlasam? Öncelikle kitabı olusturan makalelerin dili ile ilgili ciddi sorunlar var. Cümleler kopuk, özneler ile yüklemler ilişkisiz. Cümlelerin sanki ortasından bir bölümü silinmiş gibi kopukluklar var. Örmeğin: "Televizyonun evlerde yaygınlaşması ve Japonya'nın üzerinden ölü toprağını silkelemiştir." ya da "Mecha, toplumsal dinamiklare göre şekillenenbbir alt türden, sorgulayan, kendine ait sembolik öğeler taşıyan ve son olarak da geleceği şekillendiren bir türdür." Ne yazık ki bunlar kitabın geneline yayılmış dil yanlışları. Bir diğer sorun da yazarların öznel beğenilerinin animeye ait genellemelere dönüşmüş olması. Örneğin: " Burichi (Bleach) serisinde iyi bir karakter olmasına karşın sebepsiz yere fazla büyük göğüslere sahip olan Halibel, ... anime serilerinin amaçlarından sapması olarak nitelendirilebilir." "Sebepsiz" ve "fazla büyük" gibi sıfatlar yazarın kişisel görüşü olmasına rağmen yazıda anime dünyası bu şekilde kategorize ediliyor. Tüm bunları okuyunca, anime sever bir okur olarak, yazarlara, "o zaman izlemeyin anime, neden izliyorsunuz? Neden üzerine yazı yazıyorsunuz?" demek geliyor içimden.
Türkçe kaynak yoksunluğundan dolayı okuduğum, içerisindeki bilgilerin tam olarak ne kadarının doğru olduğundan emin olmamakla birlikte bilgi yanlışlarının da bulunduğunu belirtmem gerek. Mesela Japon Tarihi ile alakalı ve Japon toplumunda kadının rolü ile ilgili şu yazı. Tabii burada kendi alanı olmamasına rağmen bu alanda yazı yazıp üstüne kaynak vermeyen yazarların suçu var. Kaynak verseydi en azından kafasından atıp tutmuş demez, yetersiz araştırma yapmış derdik. İşin bilgi kısmını geçersem kitaptaki yazım hatalarının (çok fazla oldukları için) fazla göze batmaları da kritik bir kusur.
Tüm bu sorunları geçtiğimizde elimizde hızlı bir şekilde okunabilecek çıtır çerezlik bir kitap kalıyor. 35/100
Kalitesiz ve özensiz hazırlanmış bir kitap. Türkçe kaynak olduğu için merak edip aldım fakat içi anlatım bozuklukları ve baskı hatalarıyla dolu. 12 farklı alt başlık ile farklı yazarların yazılarından oluşuyor. Yazıların bir kısmı birbirinin tekrarı, insanı sıkıyor. 200 sayfalık bir kitap ve okumaya değer en fazla 30 sayfası var. Zaman kaybı. Bilgi edinmek istiyorsanız herhangi bir wiki sayfasında daha kaliteli yazılar bulabilirsiniz.
"Japon çizgi dizi-filmleri daha doğrusu animeler ile ilk kez 1997 yılında TRT 1'de Tılsımlı Gelinlik adıyla yayımlanmış Ai Tenşi Densetsu Wedingu Pīçi (Türkiye Türkçesi: Aşk Meleğinin Efsanesi: Düğün Şeftalisi) animesiyle tanıştım. Akabinde Bishōjo Senshi Sērā Mūn (Sevimli Koruyucu Ay Savaşçısı) vs izledim. Mevcut yönetimimizin tutumundan dolayı animeler yerini bilinçaltı iletileri içerikli Disney ve Batı animasyonları aldı. Belki bu tutum, ben dahil bir sürü otakuları (hayranları) üzse de Türkiye Türkçesi seslendirmelerindeki eksikleri görüyoruz çünkü orjinal dilden ve Türkiye Türkçesi altyazılı olarak olarak izliyoruz.
Bu betik sayesinde anime ve mangaların büyülü yerine (dünyasına) yolculuk ettim. Manga okuru olmasam da anime tiryakisiyim. Bu derleme-araştırma betik sayesinde Ruhların Kaçışı, Rüzgar Yükseliyor, Yüce Atom, Yürüyen Şato ve Kabuktaki Hayalet animelerini merak ettim. Çünkü bu saydığım animelerin adları ilgimi çok çekti. Derlemede yer almayan bilim kurgu animelerinden Megaman unutulmuştu. Ay Savaşçısı'ndaki Hristiyan motifler (Kutsal Kadeh, Mesih ve Katedral) unutulmuştur.
Mevcut yönetimimizin tutumu olmasaydı belki şimdi Ay Savaşçısı başta olmak üzere bir sürü anime şarkılarının Türkiye Türkçesi versiyonları dinlemiş olurduk. J-Pop ve anime soundtracklerine Grup Hepsi yakışıyordu. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum."
Türkiye'de anime ve manga kültürü üzerine yapılan yayınların artması sevindirici ve heyecan verici. Ancak kitap, kolaylıkla internetten ulaşılabilecek bilgilerden ibaret olduğundan, bu kültürle ilgilenenler için tatmin edici olmaktan uzak kalmış. Belki konu hakkında hiç bilgisi olmayan birisi için ilgi çekici bir okuma olabilir. Fakat halihazırda anime ve mangaya ilgi duyanlara, içinde hiçbir yorum içermeyen, yavan bir bilgi derlemesi gibi gelecektir. "Josei manga" kavramının kitap boyunca farklı yazarlar tarafından ısrarla yanlış tanımlanması gibi sorunlar da mevcut.