Kitabın ikinci baskısına istinaden yazarının yazmış olduğu Önsöz'ünü okudum. Ve güldüm. Şaka gibiydi. Kendisi yaşadığı linç girişiminden, hukuki süreçten bahsetmiş uzun uzun. Bu konudan ve süreçten çok dertli olduğu aşikar olmakla beraber, insan çoğu zaman anlaşılamaz. Söz konusu coğrafyada ve hiç geçmeyen siyasi esintiler altında bunlar çok olağan şeyler. Atatürk'ün mirasını bu şekilde algılayanlar algılayabilir. Soluğu savcılıkta da alabilir. Yasal sürecin içine düşersin ya da başlatabilirsin. Bu an meselesidir. Kılını kıpırdatmaya gör. Kitabın ne yazarını, ne de çizerini tanımadığım gibi Atatürk konusunda uzman olmadığımdan anlatılanların bire bir doğru olup olmadığını da bilemiyorum. Bunun dışında Atatürk'ün nasıl bir "Mustafa Kemal" olduğunu, her şeyden öte gözyaşlarında boğulmadan, okuyucuyu da boğmadan öncelikle insan, hayatının baharında genç bir adam olduğu gösterilmeye çalışılmış bir süper kahramandansa. Zekası, lider ruhu, insanları etkileme kabiliyeti, okuma aşkı, düzene başkaldırışı(düzensizliğe de diyebiliriz), dünyayı değiştirme ve şekillendirme azmi ve gençliğin verdiği coşku başarıyla resmedilmiş ve anlatılmış. Hem diyaloglar hem çizimler başarılıydı. Umduğumdan fazlasını buldum. Önyargısız kısmından, çok sürreale kaçmadan tavsiye ederim. Hukuki süreç başlatılmazsa da çok sevinirim. Edebe, ahlaka, mazimize aykırı, Ata'ya dedeye, vicdanlara ters bir şey göremedim.