Bu kitap, Deniz Türkali ve Murat Çelikkan’ın dört yıl boyunca sürdürdükleri sayısız görüşmenin sonucunda ortaya çıktı. Aslında 25 yılı aşan dostluklarının bir ürünü olduğu da söylenebilir.
...daha dans edicem… bir aşk hikâyesi. Deniz Türkali’nin başına iyi kötü, acı tatlı ne gelirse gelsin yaşama duyduğu aşkın hikâyesi. Bu aşktan hiç vazgeçmemesinin hikâyesi.
Türkali’nin hayatı, Türkiye’nin bir türlü bitmek bilmeyen altüst oluşlarıyla kesişiyor. 1951 tevkifatından 6-7 Eylül’e, 1960 darbesinden 12 Eylül’e ve günümüze uzanıyor. Bu siyasal ve sosyal dönüşüm içinde sahne ve sinema dünyasının yıldızlarıyla da tanışıyor, her ikisine de içeriden bir bakış atıyoruz. Herkesin hayatına öyle ya da böyle damgasını vuran, baba-kız, kadın-erkek, anne-çocuk ilişkilerine uzanıyoruz.
Bahsi geçen dönem hepimizi ilgilendirse de anlatılan sadece Deniz Türkali’nin hikâyesi. Ama her şeyden önce tutkunun ve aşkın hikâyesi.
1950'li yıllardan itibaren Türkiye'deki edebiyat, sanat ve sinema alanında yaşananlara dair ilginç tanıklıklar içeren bir söyleşi kitabı. Ben daha çok Vedat Türkali'nin hayatını merak ettiğim için okudum. Tahminimden daha az bahsetmiş Deniz Türkali babasından. Yine de aile yaşantısına dair bir fikir edinebiliyorsunuz. Baba kızın arasında derin bir zihniyet farklılığı olduğu anlaşılıyor mesela. İlginç bu açıdan.
Kendinize bir iyilik yapın ve Deniz Türkali’nin hayatını/anılarını okuyun, bu aydın insanın; bu sıcak, içten ve dobra kadının hayatı sizi de aydınlatacak