Günahlarla birlikte çıkılan yolculuklar, kılıfına uydurulmuş korkunç arzular, insan kılığındaki iblisler, Anadolu’nun kalbindeki kâbuslar, modern şehrin dar sokaklarında gezen habis ruhlar, arafta kalmış insanlar…
Korku, gerilim her zaman okumayı en sevdiğim türler arasında yer almıştır. O rahatsız edici atmosferi hissetmek bana ayrı bir tat veriyor. Dönem dönem de bu türün açlığını çekiyorum. Son zamanlarda olduğu gibi. Korku eşiğim biraz yüksek olduğu için çoğu zaman aradığım hissi yakalayamıyorum kitaplarda. O yüzden Kara Kara Kapkara'ya başlarken de beklentimi düşük tutmaya özen gösterdim.
Aslında kitabı azar azar okumak niyetindeydim. Her gün iki hikaye okuyarak dört güne bölecektim ama tabi öyle olmadı. Işın Beril Tetik'in cümleleri öyle akıcı, öyle hikayeyi boğmaktan uzak ki kendinizi hikayeleri peş peşe okurken buluyorsunuz.
Kitaba başlarken sadece doğa üstü güçleri barındıran korku hikayeleri okuyacağımı düşünmüştüm ama öyle değildi. Hikayelerin bazıları fantastik ögeler içerirken bazılarında bilim kurguya rastlıyoruz. Ama hepsi bir yerde sizi rahatsız ediyor. Benim en çok hoşuma giden hikayeler 'Kara Kara Kapkara', 'Hasat', 'Yolcu Yolunda Gerek' oldu. Özellikle de kitaba adını veren 'Kara Kara Kapkara' bana çocukluğumda dinlediğim korku hikayelerini çağrıştırdığı için en çok onu sevdim. Hatta rüyama girme potansiyeline sahip tek hikayeydi ama neyse ki geceyi sağ salim atlattık :')
Genel olarak korku eşiğiniz yüksekse sizi çok korkutacak ya da gerecek hikayeler barındırmıyordu ama hikayelerin içerisindeki mesajlar, yazarın anlatımı ve merak duygusu sayesinde size çok güzel bir okuma sunuyordu. Korku eşiğiniz düşük ise zaten daha farklı bir tat alacağınız kesin :')
Büyük bir susuzluğun ardından Anadolu'ya özgü, toplumumuzun geliştiğini, artık mezrada, yabanda olmadığımızı düşünmemize rağmen yine de taşıdıkları/taşıdığımız korkulara dair saf korku, karanlığa atılmış adımlar, tekinsiz hırıltılar, soluğunuzu kesecek güçlü kurgularla buluştuk. Damarlarımda gerilimin dolaşmasını hissetmek, işin erbabı bir üstadın harika cümle kurgusu ile o dünyalara kapılar açmak harikaydı. Tat aldım. Sabırsızlıkla beklediğimiz o lezzet sonunda sevgili dost, değerli yazar Işın Beril Tetik ile damağımıza dokundu. Öncelikle dil ile ilgili fikrimi söylemeliyim. Soluksuz ve akarcasına okudum. Bir gün gibi kısa bir sürede bitti. Sekiz öykü de adı gibi "Kara Kara Kapkara" ve akışkan. Kitaba ismini veren hikaye ayrı güzel. Okuyunca neden onun seçilmiş olduğunu anlıyorsunuz. Daha nice eserlerini okumak, ondan hikayelerini dinlemek dileklerim ile. Ve bir son dakika notu, Anadolu Korku Hikayeleri 3 Bilgi Yayınları ile yakında raflarda. Işın Beril Tetik ve daha nice değerli korku kalemi orada olacak. Kaçırmayınız :)
Uzun zamandır sağlam bir korku kitabı okumak istiyordum. Beni oturduğum yerde sıçratacak bir şeyler ve sonunda istediğim kitaba kavuştum! İlk hikayeden itibaren beni öyle içine çekti ki bunca işimin arasında kitabı bir solukta okudum diyebilirim.
İçerisinde toplamda 8 hikaye var. Ben son 2 hikayeyi pek de sevemedim. Sevemedim çünkü ilk 6sı kadar iyi değildi ama onlar da gayet iyi hikayelerdi. Her hikaye potansiyel olarak birer kitap olabilirmiş ama böyle kısa kısa olunca da tadı başka oluyor tabii.
Kısacası ben çok sevdim. Anadolunun bağrından kopmuş gelmiş bol korkulu hikayeler okumak istiyorsanız bence kaçırmayın bu kitabı. Korkuyu benim kadar çok seviyorsanız aşık olacaksınız!
Kitap 8 karanlık öyküden oluşuyor. Öykülerin hepsini sevdim ama kitaba ismini veren öykü bence ayrı güzel. Bir öyküde, birçok konunun nasıl akıcı, dokunaklı ve etkileyici şekilde verildiğini görüyorsunuz okuyunca. Öykülerin kısa film gibi zihnimde canlandığını ve çoğunu ekranda görmeyi arzuladığımı da belirteyim. Ellere sağlık.
Uzun zamandır okuduğum en ürpertici hikâyeler (özellikle "Kara Kara Kapkara" müthişti) ve dimağımda bıraktığı ürkütücü tat için Işın Beril Tetik'e teşekkürler. Büyük keyif aldım doğrusu.
Poe'nun hikayeciliği ile karşılaştırmak ne kadar yerinde ve doğru olur bilemem ama bir korku kitabı adı altında Poe kadar çok yoğun gerilemediğimi hissettim. Ha onun dışında betimlemeler gerçekten bal kaymak, ona hiçbir itirazım yok.
Tabii ben korku hikayelerinden anlamıyor da olabilrim, bu da bir seçenek. :D
Uzun zamandır kitaplığımda olan bu kitabı artık bu sene bitmeden okuma planıma almak istiyordum ve bu aya kısmet oldu. İthaki'nin genç yerli yazarlara yer verdiği Türk Edebiyat'ı serisinden okuduğum ikinci kitap oldu bu. Bu seri şu an bitti ama benzer bir temada başka seriler de çıkmaya başladı yayınevinden. İsmi ve kapağı beni etkilemiş olan bu kitabı da alıp okumak istemiştim. Işın Beril Tetik zaten podcastlerinden ismine aşina olduğum bir yazardı. Daha önce yazdığı herhangi bir şeyi okumuş olmasam bile ismi bana tanıdık geldiği için ve kitap da beni çektiği için bu kitabı edindim ve bu ay da okumaya başladım. Uzun bir okuma oldu benim için çünkü kitap 8 tane öyküden oluşan bir eser. Öykülerin ortak noktası korku ve gerilim temasını işliyor olması. Zaten kitabın adından ve kapağından eser hakkında az çok fikir sahibi oluyorsunuz. Yaptığı podcastlerde de korku temasını ele alan yazar belli ki korku konularını oldukça seviyor. Bu kitapta da yer alan öykülerde hep dehşet ve karanlık öyküleri yer alıyor. Bir hikaye dışında her hikaye benim ilgimi çekti ve okurken keyif aldım. Son hikaye olan "Genç Dünya" ise beni pek etkilemedi. Apokaliptik bir korku hikayesi gibi ilerliyordu, o yüzden farklı gelmedi bana. Kitapta en sevdiğim hikaye şüphesiz ki "Şeffaf" oldu. Hikayeyi o kadar sevdim ki, hayatımda okuduğum en iyi hikayeler listesine girebilir neredeyse. Şeffaf hikayesi türü itibariyle diğer öykülerden ayrılabilir çünkü korkudan ziyade biraz fantastik- bilim kurgu ağırlıklı bir öyküydü ve okurken oldukça keyif aldığım bir öykü oldu. Kitapta kesinlikle zirve hikaye oydu. Bunun dışında kitaba adını veren "Kara Kara Kapkara" öyküsü de o sonuyla beni çok bağladı kendine. "Kızıl Rüya" öyküsü de alttan alta verdiği mesajla takdirimi kazandı benim. Öykünün ilerleyişi ve durumu çok da farklı olmasa da benim de kendi yazdığım bir öyküye benzettiğim için ilgimi çekti bu da. Anadolu kesimlerinde geçen öyküler beni biraz rahatsız etti çünkü biliyorsunuz ki hala paranormal şeylere inanılıyor buralarda. Yazar da bunları öykülerine iyi dahil etmiş. Kitapta kalan diğer öyküleri de sevdiğimi söyleyebilirim. Çok çok beğendiğim iki öykü vardı, gerisini sevdim; son öykü dışında tabii. Yazarda kesinlikle iyi bir hayal gücü var ve korku türüne gönülden bağlı olduğu çok belli yazarın. Bu gücünü kullanıp güzel romanlarla veya yine böyle ürpertici gerilim korku hikayeleriyle tekrar tekrar karşımıza çıksa alıp okurum diye düşünüyorum. Bu türün üstüne giderse kesinlikle ülkedeki önemli korku gerilim yazarlarından biri olacaktır. Dili de çok akıcı ve yalındı, sizi okurken asla sıkmıyor ve hikayeye bağlıyor. Bu yeni bir yazar için çok da kolay bir şey olmasa gerek. Ben de bu türe çok aşina olduğum için korku hikayeleri beni çok korkutmuyor ama okuyanlardan çok olumlu yorumlar gördüğüm için demek ki yazarın amacına ulaştığını söyleyebiliriz. Kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. İlk kitaba göre standartların üstünde. Tabii ki kendini geliştirirse çok daha iyi yerlerde görebiliriz yazarı ama şimdilik bu haliyle de hali hatrı sayılır bir duruşla karşımıza çıkmış bence. Bazı hikayeleri çok daha derin dinlemek isterdim yazardan. Kitaba puanım 5 üzerinden 3.5 oldu.
Ne zamandır içinde kısa kısa korku hikayeleri bulunduran bir kitap arıyordum. Yazarın dili çok sürükleyici, okurken hikayenin sonuna nasıl geldiğinizi bilemiyorsunuz. Benim en beğendiğim Hasat oldu. Peki siz en çok hangisini beğendiniz?
Korku edebiyatı tutkunlarının “Anadolu Korku Öyküleri” seçkilerinden ve podcast programı Gerisi Hikâye’den tanıdığı Işın Beril Tetik’in tek başına çıkardığı ilk öykü kitabı “Kara Kara Kapkara”, adından da anlaşılacağı gibi karanlığın dipsiz noktalarında geçen hikâyelerden teşekkül ediyor. Kitaptaki sekiz öykünün tamamı okunmaya değer ve edebiyat meraklılarının ilgisini cezbedecek türde. İlk öykü “Yolcu Yolunda Gerek”, tuhaf, sıra dışı yolcularla dolu bir otobüste geçiyor ve sırlarını son satırına kadar saklamayı başarıyor. “Kızıl Rüya” insana tekinsizlik hissi vermenin yanı sıra günümüzün en can yakıcı sorunlarından kadına şiddete de değiniyor. “Yatırım” hem ürkütücü hem de komik bir öykü. “Şeffaf” ise ölümsüzlüğün sularında yüzen tuhaf bir yaratığın kadim öyküsü. Kitapta peş peşe gelen “Hasat” ile “Kara Kara Kapkara”, Işın Beril Tetik’in kaleminden okumaya alışık olduğumuz Anadolu korku öyküsü formatında hikâyeler. İkisi de köyde geçiyor ve okuru Anadolu kırsalının, kadim korkular ve ürkütücü yaratıklarla dolu dünyasına çekiyor. Yazarlığının yanı sıra çok da iyi bir araştırmacı olan Işın Beril Tetik, “Hasat” öyküsünde okurlarını eski Türk mitolojisinde adı geçen İtbarak adlı yaratıkla tanıştırıyor. Benim bu kitapta en sevdiğim öykü “Kara Kara Kapkara” oldu. Şehirde güzel bir hayatı olan Kenan’ın annesinin gönlünü hoş tutmak için kısa süreliğine gittiği memleketinde, Anadolu’nun derinlerindeki o tuhaf köyde yaşadıkları ve bunların işleniş biçimi gerçekten çok etkileyici. “Boşluk” ölümle yaşam arasında salınan bir kızın sürprizli öyküsü. “Genç Dünya” ise çocuklarını yarış atına çeviren anne-babalara dair bir korku öyküsü. Işın Beril Tetik’in kalemi akıcı, sürprizlerle dolu ve karanlık. Korku sevenlere ve korku edebiyatıyla tanışmak isteyenlere “Kara Kara Kapkara”yı şiddetle tavsiye ederim.
Türkiye’de Korku edebiyatında kalem oynatan kadın yazarlar arasındaki tartışmasız favorim I. Beril Tetik, yeni kitabıyla beni benden aldı. Korku alanında öykücülük yaparken kişisel olarak karşılaştığım en önemli sorunlardan biri, okuyucuyu iliklerine kadar titretecek cümleleri bulma yolunda oluyor. Oysa Beril Tetik bir cümleye başladı mı, o cümle bitmeden kanınızın donacağını biliyorsunuz. Çağdaş Korku edebiyatımızda, en zor işlerinden olan; bir kaç cümle ile atmosferi yaratıp okuyucuyu korkutma konusunda, şahsen daha usta bir kalem tanımıyorum. Her öyküsü ile bizi farklı korkulara taşıyan Kara Kara Kapkara da bir istisna değil. Sinematik dil kullanımı ve kolay iletişim kurabildiğimiz karakterleri ile I. Beril Tetik, bu kitabıyla korku öykücülüğünün kraliçesi lakabını hak etttiğini açıkça gösteriyor. Alın, okuyun, titreyin! 🙂
Bir hikâyede karakterin çaresizlikten başka hiçbir şeye sahip olmadığı olay örgüleri beni çok fazla kapsayamıyor diyebilirim. Olayın boyutuna odaklanan bu tip öykülerde karakterin yolculuğu yarım kalıyormuş hissinden kurtulamıyorum. Evet, bu da bir tür anlatım tekniği ama bir okur olarak bu tip anlatımlarla şekillenen hikâyeler beni coşturmuyor, yükseltmiyor ve hedefi olan beni tam olarak vuramıyor.
Bu tip olay örgüleri ve çaresiz karakterler de genellikle korku ve gerilim öykülerinde, daha çok lovecraftian hikâyelerde ya da tuhaf kurgu türünde karşıma çıkıyor. Olay tam olarak sevip sememek değil, beni benden almamak aslında. En üst noktaya ulaşan bir tatmin ile sarılmıyorum.
Işın Beril Tetik, bu kitabında birbirinden eşsiz korku öyküleri anlatıyor. Kimisi orjinal bir temaya sahip olmasa da yazarın kaleminde orjinal bir anlatım kazanıyorlar. Nihayetinde işlenen öyküler ürpertici, derin derin düşündürücü. Hikâyelerin yerel ve anlatımsal bir kapsayıcılığı olduğunu ve çok güzel olduklarını söyleyebilirim. Peki, bu size yeterli mi? Benim gibi bir okursanız yetmeyecektir muhtemelen. Yine de bu öyküler okumaya değer öyküler.
Işın'ın eline sağlık diyelim.
Bu bir öykü derlemesi olduğuna göre geleneğimizi bozmayarak, ilk üçten oluşan bir liste hazırlamasak olmazdı, öyle değil mi?
1) Kara Kara Kapkara 2) Yatırım 3) Şeffaf Mansiyon: Genç Dünya
Kitaba adını da veren öykü kesinlikle birinciliği hak ediyor. Kenan'ın yaşadıkları ilmek ilmek işlenmiş ama yine de... hiç şansın yok be Kenan! Keşke bir kurtuluş şansın olsaydı ama yine de kurtulamasaydın. Çabalayabilseydin, olay vuku bulmadan önce bir şeylerin farkına varabilseydin. Buna karşılık anlatılan olay, ana tema gerçekten leziz.
İkinci ve üçüncü öykülerden detaylıca bahsetmeyeceğim. İkisi de gayet güzel öykülerdi. Hangisini ikinci, hangisini üçüncü yapacağım noktasında bir hayli düşündüm diyebilirim.
Özellikle bahsetmek istediğim öykü türler arası bir noktada duran Yeni Dünya. Aslında diğerlerinden çok çok daha ilgi çekiciydi ama yine de yaptığı finalle diğerlerinin önüne geçemedi. Bilim kurguya doğru uzanırken korku ve gerilim öğelerini daha fazla öne çıkarmak amacıyla mı aniden sonlandırıldı bilemedim. Karakterin çaresizliği yine vardı. Hiçbir şansı yok, hiçbir şansları yok. Seçenek yok, gelişim gösteremiyorlar ama anlatılan konular şahane ve hikâyeleri damıtarak öne çıkarıyorlar.
Karakterden çok olay anlatımının söz konusu olduğu bir kitaptı diyebilirim. Korku öyküleri seviyorsanız İthaki yayınlarından çıkan Kara Kara Kapkara'ya bir şans vermenizi öneririm.
“Anadolu Korku” hikayeleri derlemelerinden ve “Gerisi Hikaye” podcast (çevrimiçi radyo) yayınlarından tanıdığımız I. Beril Tetik okunası bir esere imza atmış. Bu topraklardan çıktığı halde bizden alınıp başka yerlere bağlanmış kimi yaratıkların bizim ağzımızdan hikayeleri yanında, evrensel olduğu kadar yazarın kendi kurgusu olan yaratıklar ekseninde dönen hikayeler okumaya değer. Yolcu Yolunda Gerek isimli öykü ve özellikle de kitaba ismini veren öykü gerçekten çok başarılı. Boşluk isimli öykü ise kimi yerlerde beni benden aldı. Gelelim eksilere: Beş yıldız verememe sebebim ise (genel bağlamda konusu ve mantığı güzel olmasına rağmen) diğer yedi öykünün yükselttiği çıtaya yaklaşamayan Genç Dünya isimli son öykü oldu. Vurucu bir öyküyle kitabın biteceğini beklerken, tam beklenti seviyem tavan yaptığı anda, Genç Dünya enerjimi düşürdü. (Tam olarak özel okul işin içine girdikten sonrası kitapta beğenmediğim tek kısım) Sekiz öyküde yedi güzel ve etkileyici öykü oranı gerçekten başarılı. Türü sevenlerin beğeneceği bir öykü derlemesi olmuş. Sıkılmadan okudum ve eğlendiğim (insan ürperip korkmaktan neden zevk alır o ayrı bir konu.) Keyifli okumalar diliyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Öncelikle dili çok akıcı. Yaklaşık 3 saatte iki seansta okuyup bitirdim. Bunda akıcı dilin yanında abartılmayan tasvirler ve hızlı diyebileceğim kurgunun da etkisi var.
En beğendiğim öyküler; Kızıl Rüya, Şeffaf, Hasat, Kara Kara Kapkara ve Genç Dünya. Özellikle Genç Dünya ayrı bir kitap olabilecek kadar başarılı. Bilim Kurgu-Korku türü için güzel bir soluk olabilir. Zira tema klasik olsa da işleniş klasik değil. Kızıl Rüya ve Şeffaf adlı öyküleri de yazarın bu yaratıcı bakış açısı sebebiyle sevdim. Okurken keyif aldım ve gözümün önüne sahneler halinde anlatılan öykü geldi.
Beğenmediğim öykü ise Boşluk. Belki sorun bende ama öykünün anlatmak istediğini anlatamadığını düşünüyorum, kurgu da biraz sıkıntılı.
Sonuç olarak başarılı bir korku öyküleri kitabı ile karşı karşıyayız. Yer yer sadece geriyor ama hikayelerin değişik temaları (mitolojik, fantastik, bilim kurgu gibi) korkmasanız bile büyük bir keyifle okumanızı sağlıyor. Umarım devamı gelir. Korku-Gerilim öyküleri seven her okura tavsiye ederim.
Anadolu Korku Öyküleri serisi ve Gerisi Hikaye isimli kapsamlı podcast yayınlarından takip ettiğim Işın Beril Tetik'in öykü kitabını kısa sürede okunabilen, akıcı ve gayet başarılı buldum. Hem kırsal alana ilişkin korku öğelerinin,hem de büyük kentlerde, apartmanlar arasında geçen şehir hayatına dair korku öyküleri iyi betimlemeler ve olay örgüleriyle amacına ulaşmış. Konular gayet çeşitli ve okuyucunun ilgisini üst noktada tutacak şekilde işlenmiş: tuhaf otobüs yolculukları, tekinsiz tarlalar, insana dar gelen köy evleri, bitmeyen rüyalar, insanların arasına karışmış binlerce yıllık varlıklar, kanlı otel odaları... Gerçekten de korku türüne ilgi duyanların seveceği, kaliteli yerli kitaplardan biri olmuş. Bazı hikayelerde daha fazla bilgi verilip genişletilse (örneğin Boşluk ve Genç Dünya öyküleri) daha da güzel olabilirmiş ama bu da tercih meselesidir tabi ki. Sonuç olarak yerli korku edebiyatı açısından kalite bir çalışma yaratılmış, alınıp okunmayı hak ediyor.
Korku-Gerilim türünün çok büyük bir hayranı değilim ve kitaba başlarken oldukça tereddüt içinde idim. Kitap oldukça sürükleyici. Bir çırpıda okunup bitiriliyor. Korku, gerilim ve esprinin düzeyi bşarılı hamanlanmış. Dili akıcı ve gereksiz ayrıntılarla hikayeler boğulmamış. Sonunda ne olacak sorusuna bir an önce yanıt bulmak istiyor insan okurken ve sonunun nasıl geldiği anlaşılmıyor bile. Favori hikayem Kızıl Rüya ve özellikle kurgusu ve alt metni ile Genç Dünya oldu. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap. Yazara başarılar devamını dilerim.
Kara Kara Kapkara elimden bırakamadan okuduğum, her bir sayfasını merakla ve iştahla çevirdiğim bir öykü kitabı. Öykülerin hepsi birbirinden güzel ve çok iyi kurgulanmış. Okumaya ara veremeden, bir solukta bitirilen, su gibi akan öyküler bunlar. Özellikle korku edebiyatını sevenlerin kaçırmaması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Türk korku literatürüne bir armağan niteliğinde. Kitaba adını veren öyküyü okurken ürpermemek elde değil. Yazar özellikle cehennem, ilahi ceza gibi kavramları başarıyla eserlerinde kullanıyor.
Beril Hanım'ın Anadolu Korku Öyküleri'nde okuduğum "Gelin Otu" hikâyesi kadar beni ürperten, onca yılın ardından bugün bile gerilerek hatırladığım pek az öykü vardır. Elime ne alsam o tadı arıyorum ama her öykünün kendi öyküsü var elbette. Öyle güzel hikâyeler yaratmış ki Beril Hanım, daha ilk satırında içine girip sürekli "şimdi ne olsa daha çok korkarım/gerilirim?" diye düşünürken buldum kendimi. Bir yandan kitabı okurken diğer yanda zihnim simultane alternatif akışlar ve sonlar yarattı. Keşke bütün hikayelerin sebeplerini, geçmişlerini hatta geleceklerini de öğrenebilseydik, ki bu her öykünün bir roman olmasını dilemektir aslında. Özetle, kitapta çok güzel öyküler var ama benim yıllar sonra da hatırlayacağım öykü sanırım "Şeffaf" olacak. Seneye bu yoruma tekrar bakar, aklımda hangi öykü kalmışsa not olarak eklerim. Ürpertici öyküler arayan okurlara tavsiye ederim. =) 📌Korku/gerilim türünde kitaplar okurken "Nox Arkana" dinliyorum, keyif katıyor. Onu da tavsiye ederim. =)
Benim için yeni yılın ilk kitabı oldu Kara kara kapkara. Su gibi; ama karanlık, kötücül bir su gibi akıp giden sinematik bir anlatımı var. "Tamam olayı anladım, hatta bir film gibi gözümün önünde yazarın anlattığı an" dediğiniz yerde; ince, yerinde, optimum miktarda ama inanılmaz vurucu betimlemeler, sizi anladığınız yerden anlatılmak istenen daha iyi bir yere taşıyor. Özellikle korku severlerin aşina olduğu anlarda bile bir ok gibi hedefini bulan durum betimlemeleri muhteşem bir lezzette. Okuduğum için çok mutluyum. Yazarını tebrik; korku/gerilim seven herkese de, özellikle de yereli yakalayan izlerle dolu bu kitabı şiddetle tavsiye ederim. Favori öyküyü seçmek çok zor, belki Şeffaf. Ama yine de her öyküde başka başka unsurlar hayranlık ve ilham verici. Yeni yılın ilk kitabı olması dolayısıyla, sevgili yazara da iyi, sağlıklı ve verimli bir yıl dilediğimi belirtmek isterim.
2017 yılından beri kitaplığımda bekliyor kitap. Yazarı başka bir korku seçkisinde (adını hatırlamıyorum) okuyup daha sonra bunu aldığımı hatırlıyorum. İçerisinde 8 hikaye var ve tüm hikayelerin benden tam puan aldığı çok nadirdir. Yazarım hayal gücü öyle gelişkin ve öğle harika senaryolar var ki, sanki Stephen King hikayelerini okuyor gibiydim. Korku hikayelerinin modern olması da ayrı bir artı. Daha evrensel korku hikayeleri yazmış yazar. Ne fantastiğe bulaşmış korku ile karıştırıp ne de cinler bilmem neler yok. Türk korku dokusunun üstünde. Umarım daha iyi yerlere gelir ve daha çok kitabını okuruz.
İlk kez bir korku kitabı okudum.İlk başta fazla hoşuma gitmedi ama daha sonrasında elimden bırakamadım.Toplamda sekiz öykü var ben üç tanesi çok sevdim.Çok korkutmadılar sanırım korku eşiğim fazla ama hepsi de tuhaf öykülerdi.Sıkmayan,merak uyandıran,akıcı bir kitaptı.
Korku öykülerinin başarılı yazarı Işın Beril Tetik bu kitabında da biz okurlarını tatmin eden performans sergiledi.Bir çırpıda biten hikayelerinin devamını okumak isterim.Bu kitaptaki en sevdiğim öyküsünün adı Şeffaf.
Işın Beril Tetik'in atmosfer konusundaki üstün yeteneği, bu kitapta da kendini gösteriyor. Bilinmeyene giden otobüs yolculukları, kadınları katleden psikopatlar, kurnaz ve açgözlü insanlar, kadim yaratıklar ve bir çok ürpertici hikayeden oluşan bu kitabı kesinlikle alıp okumalısınız. Özellikle geceleri okursanız, kitabın etkisi daha da artacaktır. Okurken gözünüz kapı aralığında kalabilir. Kitabın okur gözünden bir yorumunu şu sayfada bulabilirsiniz.
"Anadolu Korku Öyküleri" üçlemesindeki öyküleri buram buram saf korku kokan kalemi, "Karanlık Yılbaşı Öyküleri" ve "Aşkın Karanlık Yüzü" seçkilerindeki öyküleriyle daha da sevdim. İlk solo betiğini okumaya karar verdim. Okudukça kararımdan pişman olmadım. Öncelikle betiğin kapağına bayıldım. Tek kusuru ise o kapağa basit yazı tipi yakışmamış. Kapakta düşlediğimiz kişi tini bedizletmişler.
Kara Kara Kapkara: Öykü seçkisine adını veren öyküyü çok sevdim. Yaşam ipliği, Grek Ulamış Bilgisi'ne ait bir objedir. Onun yerine Ayzıt'ın altın betiği olsaydı daha mantıklı olurdu. Altın Betik, Yakut Türkleri'ne göre; Ayzıt'ın elinde bulunur. Tüm kişilerin yazgıları ve yaşamları bu betikte kaydedilir. Kurgu gereği her kişinin bir altın betiği olabilir. Ulamış Bilgisi'ndeki bir objeyi ya olduğu gibi alırsın ya da kurguna göre biçimlendirip alabilirsin. Umacı, doğum ve bereket tanrıçası Umay Ana'yla bağlantılıdır. Bazı Türk coğrafyalarında iyi ruhla balaları korkutmak için Umacı kavramı yaratmışlar. Burada kurgu gereği Al Karısı (Tevrat'ta Lilith) olmalıydı. Törüngey Ata ile birlikte yaratılan Al Karısı, feminist tavrı sergileyerek kaçtı. Uzun uzun ulamışı anlatmayacağım. Köyün Al Karısı'na boyun eğerek masum balalarının bedenleri ve yaşam ipliğini (daha doğrusu altın betiğini) ona vermesi saçma buluyorum. O balaların onları bağışlaması için mezarlarına oyuncak bırakması da saçmadır. Siz kimleri kandırıyorsunuz. Ey Törüngey Ata'nın torunları! Neden atanızı terk eden Al Karısı'na boyun eğiyorsunuz?
Kızıl Rüya: bu öyküde toplumumuzun kanayan yarası olan kadına şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet olaylarına farklı bir bakış açısı vermek istemiş. Öyküyü çok iyi bir şekilde anlayabilmek için kadın olmak gerekir.
Bu seçkide ebeveynlerin balalarını robotik bir şekilde daha doğrusu yarış atı olarak yetiştirildiğini korku sosuyla süslediği "Genç Dünya" öyküsüne değinmeden geçmek istemiyorum. Bu öyküyle özel okulların karanlık yanı olabileceği gerçeğini de göz ardı edilmeyecek. Belki kurgudaki gibi okuyucularımıza (öğrencilerimize) yamyamlık geni aşılma teknolojisine erişmediklerini biliyoruz. Özel okul konusunda ailelerin daha hassas davranmalıdır. Bu seçkiyi okumanızı tavsiye ediyorum.
Kitabı ilk elime aldığımda “sıkılacağımı” düşünüp, bitirmemin uzun süreceğini zannetmiştim. Ancak yazılan öykülerin anlatım kalitesi o kadar yüksek ki, öykünün ilk cümlesinde başlayıp son cümlesine kadar nasıl ve ne hızda geldiğinizi anlayamıyorsunuz. Korku öykülerini severim. İçerisinde toplumsal eleştiriler olanları ise daha çok severim. Olan olaydan daha büyük bir şey anlatılması her zaman kolay değildir bana göre. Kitabın öykülerinde birkaç tanesi dışında kesinlikle anlatılmak istenen çok güzel anlaşılıyordu. Anlamlandıramadıklarım da olası tabii ki ama bu öykünün çok güzel bir şekilde kurgulanıp, betimlemelerin sizi yormadan sadece vermesi gerekeni anlattığını değiştirmiyor. Yazarın kesinlikle Ayaz kitabını da okuyacağım