Ben içimden “Kanayıp ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni,” diye mırıldanırken, Özlem’in “Bu şehirden gideceksin,” diyen sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Doktorun “Zamanın daralıyor,” dediği dakikada, Tuana’yı sonsuzluğa uğurladığımız günün her saniyesindeydim. Şimdi ve bundan sonra yapacak hiçbir şeyim kalmadığını ilk defa bu kadar yürekten hissetmiştim.
Güvendiği tüm dağlara karlar yağan Perihan elindeki tek gidişlik bileti, kırık dökük umudunu sığdırdığı bavulu ve sırtına taktığı kemanıyla İstanbul’a gelmişti. Midesinde kelebekler uçuşturan, uykusunu kaçıran bir adamın peşinde saklambaç oyununa dönen hayatını tepetaklak eden soruların tuzağına mı düşecekti yoksa kalbini inatla aynı yerden kıran kadere külahını ters mi giydirecekti?
“Sanki hayatınızın sonu gelmiş gibi hissettiğinizde, aslında her şeyin daha yeni başladığını hatırlatan muhteşem bir hikaye.”
Perihan (@perizekalıyım) twitter fenomeni ve kitap başından geçen trajik hikayeyi anlatmakta..
Bir kadının doğuştan gelen “stalker” yeteneğini, isterse ne kadar rahatlıkla kullanabildiğini, istemezse de harika bir şekilde görmezden geldiğini, kitap boyunca yaşayabiliyorsunuz. Ki bu görmezden gelme, hayatına resmen yeni yeni sayfalar açıyor..
Kitabı okerken empati yapmaktan resmen içiniz içinize sığmıyor.. twitter üzerinden kitap yorumları genellikle “ağladım, inanamıyorum,çok kötü oldum” gibi olsa da, bende tam tersi isyan ve hırs uyandırdı.. Yazara sorulacak yüz adet soru biriktirdim diyebilirim.
Sürekli yeni bir olayın içinde buluyosunuz kendinizi, bu da sıradan olmaktan çıkarıyor kitabı. Rahat okunuyor, günümüz dilinde.. Kitabı tek günde de bitirebilirsiniz, arkası yarın biçiminde kendinizi heyecanlandırıp parça parça da okuyabilirsiniz ki brn öyle yaptım.
Okuması keyifli bir kitaptı, aralarda 90’lar şarkılarına gönderme yapmasına bayıldım. Kitabın sonunda da bir playlist var. Açın açın dinleyin, kafanız dağılsın :)
Kitabın devamı da yolda.. Sanıyorum 2018’de yayımlanacak. Yazara başarılar..