Kükreyen bir gök gürlemesi, kırık ışığı çok uzaklara bile yayılan bir şimşek, ardından yağmaya başlayan sıkı bir yağmur. İnsanı iliklerine kadar ıslatan kuvvetli bir sağanak gibi geliyor Hanene Ay Doğacakın yazarı, Ben o zamanlar garip hayaller kurabilen bir yazarmışım, diye hatırladığı bu ikinci kitabı Öykümü Kim Anlatacakla. Tam da Milan Kunderanın dediği gibi: Genç ve dünyadan bihaber. Bu yüzden 21 yaşında yazdığı bu kitabında uçmaya meyilli yeteneği bir kez daha pırıl pırıl ortaya çıkıyor.Öykümü Kim Anlatacaktaki öykülerin belkemiği tutku. Tutku ve takıntı yani. Geçmişinde bir şeylere takılmış, bu yüzden bugün dümdüz yürüyemeyen kahramanları var. İsim koyulmadan, yer bildirilmeden anlatılan, güzel, tutkulu aşk hikâyeleri kitabın kalbine gizlenmiş. Bir sürü tuhaf olayla üstü örtülen, gizli gizli kıkırdayan bir neşe.Efsaneler, masallar, geçmiş hayatlar, hep geri dönüşler, beklenmedik sonlar, zaman zaman bütün trajediyi kıran komik bir cümle. Olmadık yerlerden pırtlayan mizah. Ve okuru kapanına düşüren başucu cümleleri. Yazarın hisleriyle döktürdüğü, okuru elinden tutup başka bir dünyanın orta yerine savuracak öyküler bunlar.Basit hayatlarla basit insanları güzel güzel anlatırken, kalemi tutan eli onu sürekli kötücül dehlizlere çeken bir yazar Şebnem İşigüzel. Yazarlığının asıl etkileyici gücü de buradan geliyor belki, her insanın kendinde fark ettiğinde, usulca titrediği karanlık bir yola işaret etmesinden. Kışkırttığında da ağlattığında da kendi sisli karanlığına çağırıyor çünkü okuru.
1973 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde antropoloji okudu. İlk kitabı Hanene Ay Doğacak 1993 yılında yayımlandı. Aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer bulundu. Sonra sırasıyla Öykümü Kim Anlatacak (öykü, 1994), Eski Dostum Kertenkele (roman, 1996), ağırlıklı olarak Radikal İki’de yayımlanan yazılarını topladığı Neşeli Kadınlar Arasında (deneme, 2000), Sarmaşık (roman, 2002), Çöplük (roman, 2004), Resmigeçit (roman, 2008), Kirpiklerimin Gölgesi (roman, 2010), Venüs (roman, 2013) ve Ağaçtaki Kız (roman, 2016) kitapları yayımlandı. 2016 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Gözyaşı Konağı, Ada, 1876 adlı romanıyla Duygu Asena Roman Ödülü’nün sahibi oldu. Çocuklar için Annem, Kargalar ve Ben’i (2011) yazdı. Hayatını yazarak sürdüren Şebnem İşigüzel, Tamar ile Ararat’ın annesidir.
Dümdüz akmamış hayatları, takılmış duyguları, tutkulu aşıkları ve trajedileri, tuhaf bir normallikte ve neşeyle harmanlayarak bize sunuyor. Uzaktan bakınca küçük gibi gözüken hayatlar. İşigüzel öykülerinde elimize bir mercek veriyor ve bize bu hayatları anlamamız ve daha yakından bakmamız için bir araç oluyor. Okurken hem gülüyorsunuz, hem hüzünleniyorsunuz; çünkü geçmiş ve bugün, mizah ve hüzün, öylesine ustaca iç içe geçiyor ki, her sayfa bir keşif gibi. Karakterlerin hayat hikayelerini dinlerken, yazarın anlatımı onları yargılamalara karşı koruyor sanki. Yargılamıyorsunuz yaşananları ben olsam öyle yapmazdım demedim mesela ben.. -ki bir okur olarak oldukça sık yaparım bunu. Zor konuları, zor kararları, zor kişilerin olağan hayatlarını okuyoruz gibi.
Şebnem İşigüzel’den yıllar önce Hanene Ay Doğacak isimi öykü kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim. İşigüzel’i yeniden okumak için neden bu kadar bekledim bilmem. Öykümü Kim Anlatacak’taki neredeyse tüm öyküleri çok severek okudum. İşigüzel öykülerini 90’ların ikinci yarısına yaklaşırken yazmış. Bunun bilincinden miydi bilmiyorum; ama yer yer 90’ların o özlediğim havasını da soluyormuş, o yıllardan birindeymişim gibi hissettim. Bu da bana kitabı daha çok sevdirdi. :)
Guzel bir haftasonu okumasi oldu. Daha once hicbir kitabini okumayisima sasirdim. Yazarin bu kitabi 21 yasinda yazdigi dusunulurse cok basarili ve vurucu oykuler var diyebilirim. Hele bir de 1990'li yillari dusudugumuzde daha bir degerli geldi oykuler. Inanmasi guc ama 30 yil olmus (konumuzdan bagimsiz)
Kesinlikle her okuduğumda çok çok etkilendiğim bir kitap. Şebnem İşigüzel, bu kitabıyla en sevdiğim yazar haline gelmişti, yıllar sonra işte tekrar okudum ve değişen bir şey yok. İnsanın içinde bir yerlere dokunan, kimi zaman sızlatan, kimi zaman rahatsız eden, kimi zaman da acıyan bir yerleri okşayan öykülerle dolu. Kitaba sarılmak, sarılmak ve hiç bırakmamak istiyorum. 10 küsur yıl önceki tüm okumalarımda da, yıllar sonra şimdi okuduğumda da aynı hislerle doldum. Şebnem İşigüzel, seni seviyorum!