Bardan çıktığımda yağmur çiseliyordu. Sonra bayağı yağmaya başlamış, ben hani sarhoşum ya, farkına varamadım. Epeyce ıslanmışım. Islanmışım, çünkü arabayı park ettiğim yere değil ters istikamete gitmişim. Gitmişim çünkü kafam karışık. Sarhoşsun kardeşim elbette karışık olacak demeyin, benim sarhoşluğum öyle zilzurna küfelik işlerden değil. Hani ne demişler: İçiyorsak sebebi var. Yok yok, öyle kara sevda, imkansız aşk falan değil. Yahu bizimkisi işte bir alışkanlık. İşten çıktıktan sonra her akşam gittiğimiz bara uğrayıp iki tek atmak; her zamanki arkadaşlarla iki çift laf etmek, işte bu. Ama vücudum kaldırmıyor galiba. İki tek atsam bile kafayı buluyorum. Kafayı bulunca!... Zihnimin bir tarafı açılıyor....
1947'de Erzincan'da doğdu. Erzincan Lisesi'ni (1963), Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi (1968). Tunceli ve İstanbul'da edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlikten ayrılarak (1974) Dergâh Yayınları'nda idareci olarak çalışmaya başladı. Hareket ve Dergâh dergileriyle, Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi'nin yayın faaliyetlerini yürüttü. Senaryolar yazdı. Televizyonda sohbet programları yaptı.
Mustafa Kutlu Eserleri Hikaye Ortadaki Adam (1970), Gönül İşi (1974), Yokuşa Akan Sular (1979), Yoksulluk İçimizde (1981), Ya Tahammül Ya Sefer (1983), Bu Böyledir (1990), Sır (1990), Arkakapak Yazıları (1995), Hüzün ve Tesadüf (1998) Uzun Hikâye (2000), Beyhude Ömrüm (2001), Mavi Kuş (Hikaye 2002).
Deneme: Akasya ve Mandolin (1999)
İnceleme Sabahattin Ali (1972) Sait Faik'in Hikaye Dünyası (1968)
"Bir toplumun kültür düzeyi ile faiz düzeyi ters orantılıdır. Kültür ne kadar yüksekse faizler o kadar düşük, kültür ne kadar düşükse faizler o kadar yüksek olur." Sf:24
Birlikte ama yalnız üç yabancı: Hüsnü, Arzu ve Özgür.
Hayatın çok içinden bir hikaye. Kutlu sevgim en çok da bu yüzden. Anlattıkları yanı başımda oluyormuş gibi hissediyorum. Bir de dili harika.
Bu kitapla birlikte Ortadaki Adam hikaye kitabını saymazsak (Kutlu'nun ilk hikaye kitabı Ortadaki Adam. Şu an basımı yok. Sahaftan buldum. Bir gün alabilirsem okuyacağım inşaallah.) Kutlu'nun bütün hikaye kitaplarını okumuş oldum. Kendimle yarışa girmedim bitirmek için hepsini. Sadece içimden geldiği zamanlarda okudum. İhtiyacım olduğunu hissettiğimde. Şimdiden sonra ne yapacağım bilmiyorum. Yeni hikaye kitabı da çıkmıyor :( Sanırım eskilere başlayacağım tekrar canım okumak istedikçe...
Kitap Adı: Chef Kitap Yazarı: Mustafa Kutlu Yayınevi: Dergâh Yayınları Sayfa Sayısı: 214 Baskı Yılı: 8. Baskı, Ekim 2015
Yazarın hikayesi yağmurlu bir günde başlıyor. Okudukça, gökten inen rahmete tezat bir şekilde karakterimiz Hüseyin Hüsnü Şen ve ailesinin dağıldığını görüyoruz.
Hüseyin Hüsnü Şen arayan bir adam.
Mustafa Kutlu, Hüseyin Hüsnü Şen'in arayışının ifadesi için şu sözleri dizmiş satırlara:
"Evet bir şey yapmalıyım. Mutlaka bir şey yapacağım. Hayat geldi geçiyor. Hatta geçti bile. Bir şey yapacağım garanti. Ama ne?!..."
Bu satırlarda şahit olduğumuz üzere de Mustafa Kutlu bir arayışın hikayesini yazmış.
Kendini arayan, mutluluğu arayan, azla yetinmeyi bilmeyen ve azla yetinmeyi bilen ama o aza erişemeyen insanları bir ailede toplamış. Aslında günümüzdeki ailelere baktığımızda bu tür ailelerin ne yazık ki çok yaygın olduğunu görüyoruz. Her gün sokakta, parkta, caddede, bahçede yürürken gördüğümüz ya da görmezden geldiğimiz kişilerden bazıları bu tür ailelerin birer fertleri.
Hayattan şu andaki tek isteği son model bir araba ve terfi etmek olan bir baba, köşeyi dönme meraklısı bir çocuk ve küçük de olsa kendi evine sahip olmayı istemekle birlikte kocasının ilgi alakasını isteyen ama alamayan bir annenin hikayesini okuyoruz kitapta.
Biz okudukça aslında çoktan kopan iplerin tamamen kaybolduğunu görüyoruz.
Kitap günümüzdeki birçok şeye değiniyor.
Keşke olmasa dediğimiz birçok şey var ve Mustafa Kutlu bunları muazzam bir şekilde hikayesine lense etmiş.
Kitap hakkında daha söylemek istediğim, söyleyebileceğim bir sürü şey var ama ben birkaç şey söyleyip satırları -geri dönmek üzere- terk edeceğim.
Chef, aklınızda soru işaretleri bırakan bir kitap.
Hüseyin Hüsnü Şen İris'in sözüne uyacak mı?
Arzu, Refik Bey'in teklifini kabul edecek mi? Yoksa evine mi dönecek?
Yazar kitabın bütününe baktığımızda neredeyse hiçbir şey anlatmıyor ama aslında hiçbir şey anlatmayarak her şeyi anlatıyor.
Yazarın, kitapta en çok dikkatimi çeken cümlesi, "Bir şey müzelik oldu mu ölmüş demektir." idi. Bu aforizmaya istinaden kısaca söyleyebileceğim şudur ki; yıllar geçse de müzelik olmayacak, olsa bile olmayı hak etmeyecek bir hikaye. Okuyun, okutun efendim.
ALINTILAR "Güven duygusu, güvende olma hali insanoğlunun en doğal eğilimi. Bu güveni sağlayan tabiatıyla paradır. Paran varsa düşünme, elbet bir kolaylık bulunur. Asıl zor olan parayı bulmaktır." (sayfa 37)
"Zafer biraz da hasar ister denilmiş. her zaferden sonra bizim gemi su almaya devam ediyor. Bu gidişle karaya varamayacağız." (sayfa 80)
"Dünyada gidilecek yer var mı, kaldı mı? Her yer ve herkes birbirine benziyor. Hep aynı şey, hep aynı şey. Çözüm: Ya unutmak, ya kaybolmak. Boşluk." (sayfa 117)
"Karınızla kaburga kemiğiniz arasında bir fark olduğunu öğrenin. Kaburganız sizi değil ama o kaburganızı kırabilir." (sayfa 129)
"Bildiğim, benim gözüm hep yükseklerde oldu. Belki de bu sebepten yerimi bulamadım, bir baltaya sap olamadım." (sayfa 185)