Geçmişi, nedenini hatırlayamadığı bir kimsesizlikle şekillenen Ömer, yıllarca uzaklaştırıldığı eve çağırıldığında kendini nikâh masasında bulur. Ama genç adamın ne burada kalmaya ne de çocuk yaştaki karısıyla evliliğe devam etmeye niyeti vardır.
Balım, annesinin ölümünden sonra kendini zorla, hiç tanımadığı bir adamla evlendirilirken bulur. Genç kız, bundan sonra onu kolay bir hayatın beklemediğini biliyordur. Tıpkı onu bu konakta, daha bir günlük evliyken bırakıp giden kocasını kolay kolay affetmeyeceğini bildiği gibi.
Hiç beklemedikleri anda yolları kesişen bu iki yabancı, birbirlerinin hayatına mucizeleri konuk edeceklerinden habersiz, hayatın onlar için planladıklarını yaşayacaklardır. Ömer ve ailesi, Balım’ın hayatlarına dâhil olmasıyla geçmişleriyle yüzleşip yeniden aile olmaya çalışırken, Balım da onlarla bir aile olmayı öğrenecek.
Benim Hayatım, yaşanmamış yılların sevgiyle telafisinin hikâyesi.
“Ömer kapıda dikilen kıza öylece bakakalmıştı, ilk başta onu tanımamıştı bile ama sonra onun Balım olduğunu anladı. Bunun için kızın gözlerine bakması yetmişti. O bal rengi gözler aklından hiç çıkmamıştı. Ama bu kız nasıl o olabilirdi? Yolda görse tanımazdı. Kendine güvenen o duruşu ne zaman kazanmıştı? Üstelik ne zaman bu kadar güzelleşmişti?”
3,5 diyelim ama elim 4'e varmadı adamı affedemedim diye...
Bu yazardan bir eser okumayı ik defa deniyorum. Çok uzun bir kitap olmasına rağmen kendini kolayca okuttu. Hayat hikayesi olarak oldukça sürükleyici ve güzel bir hikaye, ama aşk hikayesi olarak doyurucu hiç değildi maalesef.
Kadın karakter, Balım, çok sevilesi bir kız, herşeyiyle güzel, içi güzel, dışı güzel. Ben sevdim bal gözlü bu kızı.
Erkek karakter Ömer'i ise affedemedim ve o yüzden de sevemedim açıkcası. Balım, yüreği fazla iyi olduğu için çabuk affetti. Ben olsam sürüm sürüm süründürürdüm önce. O yüzden o kısmı beni açmadı, çabuk affedilmesi yani.
Sen git kızla zorla evlendirilmeyi kabul et bazı sebeplerden dolayı, sonra 17 yaşındaki korkudan tir tir titreyen kızı o tiksinç aile üyelerinin zalim ellerine bırak, git İstanbul'a sevgilinle yaşamaya devam et. 3 yıl sonra kızı İstanbul'da büyümüş, güzelleşmiş, daha kendine güvenli görünce aşık ol, ay beni affet de. Kız hemen affetmeyince de bir halt yemeden affetsin diye aylarca boş boş bekle. Hayır bari çabalasa filan, yok.
Sonra kız affedince kızı mutlu edecek çok şey yaptı ama ben onu affedemedim açıkcası. Kız o eve resmen satıldı gitti babası tarafından. O evde sopa yedi, tecavüz tehdidiyle yastığının altında bıçak ile yaşadı, evin en pis işleri ona yaptırıldı filan. Giderken de adama yalvardı ne olur beni burada bırakma, ne istersen yaparım diye ama adam gitti ve geriye dönüp bakmadı yıllarca. Bir ara yengesine para yolladı kız için ama tabii kızın paradan hiç haberi olmadı bile. Yardım edecek adam kızla konuşur, ona yapar, işini sağlam tutar.
Neyse işte, zalim ve trajik bir aile hikayesi, epeyce kaptırıp gidiyor insan ve sürükleyici bir temposu var. "Üçüncü Şahıs Anlatıcı" en sevmediğim tarz ama akışı çok bozmadı sanki, en kötü örneklerinden biri değil yani. Yine de "1. Birinci Şahıs Anlatıcı" ile yazılsa daha süper olurdu bence.
Sonu çok mükemmel bağlanmış, herkes belasını buluyor filan. Bu kadar mükemmel adalet olunca da çok gerçeksi gelmedi ama neyse. Bazı romanlarda da kimse cezasını bulmuyor, bu yine daha iyi.
Genel olarak hikayenin sürükleyiciliğine puan verecek olursam 4, aşk hikayesine puan verecek olursam 2. Aşk hikayesinde ilk falso erkeğin kendini affettirmek için yeterli çaba göstermemesi, ikinci falso ise benim gıcık olduğum "tecrübeli erkek-bakire masum kız" birlikteliği. Sıktı bu tür eşleştirmeler beni. Aşk sahnelerinin çok tadı tuzu da yoktu sanki - kız sürekli utanıyor filan.
Offff... Ne yapayım şimdi bilemedim?
Sanırım ortalama alsam iyi olacak, 4 değil, 2 değil, o zaman 3 diyelim... Hatta 3,5 bile olabilir :)
Yazarın yazdığı tüm kitapları hemen hemen okudum ve kalemini çok sevdim. Ama açıkçası içlerinde en çok beğendiğim “Benim Hayatım” kitabı oldu. Yorumum için : https://birumuthayal.blogspot.com.tr/...
Kitap tam olarak Türk dizisi tadında. Hatta henüz diziye uyarlanmamasına şaşırdım. En az beş sezonluk bir dizi çıkar bu kitaptan. Mecburiyetten evlenmiş ama sonrasında birbirine âşık olan bir çift anlatılıyor. Çiftin dışında çok fazla karakter de vardı kitapta. Tabii birçok yan konu. İnsanı sıkmayan, kendini okutan, hızlı ilerleyen bir kitaptı. Kitapta olay seven okuyucular özellikle bayılacaktır çünkü kitabın durgun bir sayfası bile yok. Sürekli bir olay, entrika, tartışma, arkadan iş çevirme vb. Ben okumaktan yoruldum ama kitapta olay bitmedi. Sonunun masal gibi bitmesi yani kötülerin cezasını bulup iyilerin bütün sorunlarının hallolması, gerçeğe aykırı olsa da mutlu sonları seven beni memnun etti.