Jale Parla sizi Don Kişot’un izinde bir yolculuğa davet ediyor. 17. yüzyıl İspanyası’nda, La Mancha’da başlayan bu yolculukta Cervantes’i takip ederken, aynı zamanda Avrupa romanının doğuşuna tanıklık edecek, türün bu en klasik örneğini metinsel, bağlamsal ve teorik olarak değerlendirme imkânı bulacaksınız. Cervantes’in uyguladığı tekniği, temsilden ne anladığını, yazar ve yazarlık konusunda sorularını, yazar otoritesiyle nasıl oynadığını, gerçeklik ve yanılsama ilişkisini nasıl gördüğünü, hiciv, parodi gibi yöntemlerden ne amaçla yararlandığını da sergileyen bir çalışma bu. Don Kişot’ta Cervantes’in hem edebi hem de edebiyat dışı söylemleri romanın dokusuna nasıl işlediğini ve en önemlisi “mimesis“ten ne anladığını ve nasıl uyguladığını görüp roman kuramının, moda olduğu 20. yüzyılın başlarından itibaren neden hep La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote’yle temellendirildiğini izleyeceksiniz.
La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote’yi ve onun maceralarını okumamış olsanız bile elinizdeki kitap bir romanın nasıl okunabileceğine, romana olan teorik yaklaşımlara ve türün tarihine dair size kılavuzluk ederken sizi şimdiye dek yaratılmış belki de en meşhur ikilinin maceralarına ortak edecek.
1945’te İstanbul’da doğdu. 1964’te Arnavutköy Amerikan Koleji’ni, 1968’de Robert Kolej’in Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. 1978’de Harvard Üniversitesi’nden anadalı İngiliz Edebiyatı, yandalları Fransız ve Alman Edebiyatları olmak üzere Karşılaştırmalı Edebiyat doktorası aldı. 1976-2000 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde öğretim üyeliği yaptı. Halen Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmakta olan Parla’nın Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik (1985), Babalar ve Oğullar - Tanzimat Romanının Epistemolojik Temelleri (1990), Don Kişot’tan Bugüne Roman (2000), Kadınlar Dile Düşünce (Sibel Irzık ile beraber, 2004), Balkan Literatures in the Era of Nationalism (Murat Belge ile beraber, 2008), Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım (2011), Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret (2019) adlı kitapları yayımlanmıştır.
her ne kadar öğrencilik hayatım boyunca -bilhassa lisans ve sonrasında- bir “inek” olsam da öğrenciliği özlemiyorum. belki de inek olduğum için özlemiyorum: akşamları bomboş olmak tarifsiz bir keyif çünkü. ama bazen böyle çok iyi bir hocayla geçirilen, ufuk açan, hayata bakışı değiştiren bir derse girmeyi özlüyorum, ne yalan söyleyeyim. bu kitap, tam da öyle bir ders gibiydi. don quijote’yi okuyup anladığım, anladığımı sandığım şeylerin üstüne bir yığın bıraktı. büyük keyif aldım okumaktan.
Ölümsüz gençliğin şövalyesi ellisinde uydu yüreğinde çarpan aklına, bir Temmuz sabahı fethine çıktı güzelin, doğrunun, haklının: önünde, şirret, aptal devleriyle dünya, altında mahzun, fakat kahraman Rosinant’ı.
Bilirim hele bir düşmeyegör hasretin hâlisine, hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek, yolu yok, Don Kişot’um benim, yolu yok, yeldeğirmenleriyle döğüşülecek.
Haklısın, elbette senin Dülsinya’ndır en güzel kadını yeryüzünün, sen, elbette bezirgânların suratına haykıracaksın bunu, alaşağı edecekler seni bir temiz pataklayacaklar. Fakat, sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun, sen, bir alev gibi yanmakta devâmedeceksin ağır, demir kabuğunun içinde ve Dülsinya bir kat daha güzelleşecek…
Nazım Hikmet 1947-Bursa Cezaevi -Sözcükler D. 47/Ocak Şubat’14-"
İyi ki Jale Parla bu kitabı yazmış ve ben okuma şansı bulmuşum. Klasiklere gereken değeri verebilmek için döneme, yazara ve hatta edebi akımlara hakim olmak gerektiğinin farkındayım. Ancak ne zaman böyle kitap üzerine araştırmaya girsem okunacak makale ve veri sayısı öyle çok oluyor ki ya da bir makale başka bir bilinmeyene döndürüyor beni, gecenin sonuna geldiğinde bir de bakmışım ben araştırdığım şeyden çok uzaktayım:) İşte bu kitap Don Kişot'a dair yapılabilecek araştırmaların özütünü keyifli bir okuma serüveni olarak karşınıza çıkarıyor. Ki kitabı okurken yine birçok bilmediğim kavram için araştırma yaptım:) Demem o ki, Don Kişot'u okuduysanız bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum çünkü okuduğunuzun belki de buz dağının tepesi olabileceğini gösteriyor okura.
Jale Hoca kitapta bir yerde, sanatın karşısında belli bir mesafede durduğumuz, şahsi çıkarlardan arındığımız müddetçe sanatı anlayabileceğimize değiniyor. Buna rağmen böyle bir kitaba karşı ben de Don Kişotlaşacağım ve coşkumu dizginlemeyeceğim. Uzun sürdüğünü bildiğim ama zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığım muhteşem bir dersti. Tek solukta okumuş gibiyim. Ne çok şey öğretip düşündürdü.
Neredeyse bütün kitap Don Quijote'nin özetinden ibaret. "Yorum, Bağlam, Kuram" sunduğu kısımlar ise yüzeysel, yetersiz ve yararsız; ne orijinal bir fikir var, ne de nitelikli bir sentez. Gereksiz bir kitap, Don Quijote'yi okumuş biri için vakit kaybı.