Yazmak, dünyanın sırlarını keşfetme dürtüsünden kaynaklanabilir. Bildiniz gibi, insanlık bu işe bütün ömrünü adamıştır; gezip dolaşmak, keşfedip ele geçirmek, sonra da başka bir yeri yine ele geçirmek. Dünyanın keşfedilecek sırrı mı kaldı, demeyin. Bütün bu olup bitenlere rağmen dünyamız hâlâ sırlarla doludur. Gerçi bana kalırsa, bu kadar keşif yeter; insanın artık durup boş ve sessiz manzarayı izlemesi yeğdir. Gerçekten, kimi zaman artık bildiklerimizin, gelip bizi keşfetmeleri gerektiğini düşündüğüm olur.
Faruk Duman, 1974 yılında Ardahan'da doğdu. Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Kütüphanecilik Bölümü'nden mezun oldu. Öyküleri, 1991 yılından beri Yazıt, Damar, Papirüs ve Adam Öykü gibi dergilerde yayınlanmaktadır. 1996 yılında Çankaya Belediyesi'nin Öykü-Şiir Yarışması'nda Çocuk Öyküleri dalında ikincilik almıştır. Bu öyküleri daha sonra Mızıkçı Mızıka adıyla yayınlanmıştır. 1997 yılında Can Yayınları'ndan çıkan ilk öykü kitabı Seslerde Başka Sesler, 1998'de Orhan Kemal Ödülleri öykü dalında ikincilik almıştır. Yazarın ikinci öykü kitabı olan Av Dönüşleri, 2000 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmıştır.
"yazmak, köşeye sıkışmış insanın tepkisidir. orada, gidebileceği başka bir yer yoktur onun. ister istemez, bu binlerce yıllık kurtuluş yöntemini dener ve hikaye anlatır; ya da dinler. dışarıda savaşlar, hastalıklar, yangınlar vardır. ya da kar günlerce yağmış ve yolları kapatmıştır. bu durumda aslında gidilecek gerçek/fiziksel bir yol kalmamıştır ve ölüm düşüncesi de eldedir elbette. daha az yalnız ölmek için bundan daha iyi bir fırsat bulunamaz."
"Yazmanın amacı, okurun daha güzel ölmesini sağlamaktır. İyi bir okur, öldüğü zaman, aklının bir yerlerinde hep canlı cümleler bulur. [...] İyi edebiyat bozulmaz. Okur, ölüm günü geldiğinde, Azrail gelip kapıyı çaldığında yalnızca kendi yaşamının görüntülerini izlemez. Meşhur film şeridinin içinden Anna Karenina da geçer. Ya da, onun zihninde kim yer ettiyse artık; Raskolnikov'lar, İnce Memed'ler, Murtaza'lar... Roman kahramanlarının görüntüleri gerçek yaşamda tanıdıklarımızın ya da filmlerde izlediğimiz kahramanların görüntülerinden daha kalıcıdır. Çünkü yarı yarıya bizim yarattığımız görüntülerdir onlar. [...] Okuyanlar, okumayanlara oranla daha güzel ölürler. (s.25-26)
Yazma (/okuma) eylemi ve gereksinimi üzerine varsayım ve önermelerden oluşan sade ve sohbet tadında bir deneme kitabı.
Severek okuduğum bir kitap oldu. Yazmak, yazar olmak isteyenler için güzel alıntıların olduğu bir kitap. Bazı düşüncelere bayılsam da bazılarına katılmadım. Tabii deneme kitabı olduğunu düşünürsek bu çok olağan. Tavsiye edilir 🙏🏻
Yazar '' neden yazıyorlar '' sorusunu yanıtlamaya çalışıyor; Yazmak yazarın yalnızlığını alır. Yazarken kahramanlarıyla konuşur, bütünleşir. Yazmak savunmaktır. Yazar kendini ve kahramanlarını savunur. Yazmak bir şey inşa etmektir. Yazmak dünyayı keşfetmek arzusudur. Kalem büyüteç gibi yeni dünyalara kapı açar. Yazmak köşeye sıkışmış insanın tepkisidir. Yazar halkı eğitmek için yazar. Yazmak bir tür bağımlılıktır. Yazar yazmadan duramaz. Yazmak olup biteni kaydetmektir. Yazmak olanları anlamaya çalışmaktır. Yazmaya daha pek çok gerekçe gösteriyor ve bunu yaparken Kafka'ya, Proust'a, Cervantes'e, Yaşar Kemal'e, Orhan Kemal'e, Ömer Seyfettin'e, Sait Faik'e ve birçok yazara da uğruyor.
“Yazmak nedir?” ve “Yazının amacı nedir?” soruları üzerine odaklanmış yap boz parçaları gibi üretilmiş bir metin. Oldukça gerçekçi ve samimi ama bir o kadar da mesafeli bir yazılar örüntüsü.. Storytel’den iki kere dinledim. Acaba kaçırdığım bişiy var mı diyerek.. Bende uyandırdığı etki genel olarak keyif ve yazmanın hayatımın temelinde -daha doğrusu merkezinde- durduğu duygusuydu.. 😊en etkileyici ve duru bulduğum noktalardan biri ‘hiç de öyle yazarak ölümsüz olmayı falan hayal etmeyin, yok öyle bişiy’ minvalindeki ifadelerdi. Kitabı genel olarak sevdim 😊içimde bişiyleri kıpırdattı hem de bütün günümü bebek bakarak geçirirken.. uzun süreler yazabildiğim gelecek saatleri hayal ederek.. ve “sonunda insan yazıya dönüşür”
Kitabın yazının ne olduğunu amacını doğrusunu var oluş sebebini irdeleyen bunu amaç haline getiren bir tavrı var. Yazar sanki sizinle sohbet ediyormuş gibi yazmış. Yazının her bir yönünü açıklarken örneklemelerden ünlü yazarların kitaplarından örnekler verilmiş. Yazma amacını anlatırken hem başkaları için hem de kendini gerçekleştirmek için yazanları hor görmemesi çok naif bir duruş olmuş. Genel olarak dinlendiren aynı zamanda kafa yorduran bir kitap
Sait Faik, Haldun Taner, Yunus Nadi gibi Türk edebiyatının en önemli ödüllerine sahip yazar Faruk Duman’ın yazarlık üzerine denemelerinden oluşuyor Yazmalı Defter. İlk bölümü daha soyut ve karışık, ikinci bölümü gelince ise gittikçe kararlı, harika örneklerle, kitap ve öykü önerileriyle dolu lezzeti artan bir kitaba dönüşüyor. Meraklısına önerilir.
Faruk Duman'ı ilk defa bu kitapla keşfettim. Kitap, "yazmak" konulu denemelerden oluşuyor. Yazarın anlatım tarzını çok beğendim, yazmak konusundaki düşüncelerini ustalıkla ifade etmiş. Diğer kitaplarını da okuma listem ekleyeceğim.
Faruk Duman’ın Yazmalı Defter’i; belleğin, kayboluşun ve yazmanın içimize dönük tarafını şiirsel bir atmosferle anlatan, güzel bir deneme. Çeşitli yazarlar ve onların yaşanmışlıkları üzerinden yazma güzellemesi yapılan bir metin. Güzel bir okuma deneyimi sunuyor, beğendim.