bir kitap tuttuğunda kitaba dair röportaj, fikir, yazı kitabın sonraki basımına dahil etmek nasıl bir işgüzarlığın ürünüdür anlamıyorum. sanırım islamcılara has bir kibir bu.
Eserin edebiyatı çok eleştiriye gelmez. Şair ruhlu insanlar, ki İslamcıların yüzde 99'u böyle, roman yazmaya çalışırlarsa ne çıkıyorsa ortaya o çıkmış. Müzikal filmlere benzer, sloganlar ve şiirlerle delik deşik edilen bir düzyazı.
Yalnız burada kötü bir gerçekle yüzleştim. Bir ara bayıla bayıla okuduğum Ömer Faruk Dönmez'in bütün üslubu ve kurgusu bu kitaptan hareket etmiş, daha beteri üstüne bişi de katamamış. Sevgiliyle kurgunun laik heyecanını koruyup ne düşünüyorsan yazmak üzerine. Biraz daha yontma var tabi Dönmez'de, ama tema aynı.
İlk 100 sayfa gerçekten çok samimiydi ve altını çizdiğim yer bile oldu. Sonra biraz "200 sayfadan düşük olursa bundan kâr edemezler" sayfalarına denk geldim, dert değil. Genel itibariyle kaygısında samimi biri tarafından yazıldığı belli oluyor kitabın. Ama garip bir sonu vardı. Özenilmemiş. "Amaaan çok sıkıldım bitsin artık, mutsuz da olmasın son" derken inandırıcılık biraz gitmiş orda. Dert değil. İslâmcıları savrukluklarıyla sevdik biz, onlardan Nobel almalarını filan beklemiyoruz.