Kodes’in başkarakteri Lazare Vilain, Fransız Rivierası’nın sağlam kavgacılarından, genelev fedailerinden, soyguncularından ve katillerinden, müptezellerinden ve müptelalarından oluşan ilk ve tek felsefe okulunu kurduğunu hayal eder. Onlarla her gün Kant’ı, Marx’ı, Sokrates’i, Sartre’ı, Schopenhauer’i, erdemi, cesareti, ölümü, aşkı tartışır. Onun için “hayat yeniden lezzetlenmiş, ciddiye alınmayacak bir oyun haline gelmiştir.” Ancak yanılır. Bu oyun hayatını altüst etmeye başlar ve önünü alamadığı bir karmaşanın içine sürüklenir; en kötüsü de karşı çıktığı şeyin kendisine dönüşecek olmasıdır.
Kodes Nîmes Hapishanesi’nde felsefe atölyeleri düzenlemesi için gelen teklifi hemen kabul eden bir felsefe hocasının, Lazare Vilain’in deri değiştirme hikâyesidir. Felsefeyi kodese taşımak onun için felsefeyi anayurduna geri götürmektir. Orada felsefe yalnızca “kentli entelektüelleri” ilgilendiren bir uğraş olmaktan çıkacaktır. Peki, Lazare Vilain’i harekete geçiren nedir?
“Seni canlandıran nedir, hocam? Seni, Lazare Vilain’i hayatta tutan? Bize neden bulaşıyorsun? Kimsin sen? Bunun bir eğlence olduğunu mu sanıyorsun? Hayatın bir oyun olduğunu falan… Hayır, hayat bir oyun değil… Bir savaş, bir sınıf savaşı ve benim kocam bu uğurda canını verdi (…) Sana bir şey söyleyeyim mi… Bir züppe gibi daldın bu işe; herhalde sefaletin en ön sıralarında oturmak tatlı geldi (…) Bir burjuvaya dönüşüyorsun, olan bu. Yasadışı bir burjuvasın, ama neticede bir burjuvasın.”
Yazarın 2000'li yılların başından beri uyguladığı; sosyal sınıflar arasındaki uçurumu küçültmek için felsefe atölyelerini cezaevi, kırsal bölgeler ve fuarlar alanlara taşıyarak "düşünme"yi her tabakaya yaymayı hedeflediği "philosophe vagabond" ekolünü kitaplaştırdığı hali. Bir felsefe hocası topluma yeniden kazandırma minvalinde bir programda cezaevlerinde ders vermeye başlar. Ancak bu işe bir takım yasal olmayan bahis, kuryelik vb durumları da eşlik eder. Bu aksiyonun aralarına da mahkumlara verilen felsefe derslerinden ana başlıklar serpilir. Ancak işte amaç ile sonuç bu noktada ayrışmaya başlıyor. Zira felsefeye dair o kadar klasik ve temel düzeyde kalıyor ki kitap felsefeden çok bir Fransız cezaevlerindeki yasadışı ilişkilere dair orta seviye bir hikayeye dönüşüyor.
Arka kapak yazısını okuduktan sonra büyük beklentilerle başladım kitaba. Felsefeye sırtını dayamış daha derin bir kitap beklemiştim açıkçası. Zihinsel olarak beni yoracağını ümit etmiştim, hepsi boşa çıktı. İçine hafifçe felsefe ve polisiye serpiştirilmiş bir suç romanı okumaksa isteğiniz, bu kitabı gönül rahatlığı ile tavsiye ederim, ama daha fazlasını beklemeyin derim.
Felsefe yapmak, içinde olduğun hücreden çıkmaktır.s.82 Felsefeyle ilgilenmek hayatı sorgulama açısından birey açısından önemli. Peki felsefeye ilgisi olmayan hatta doğru düzgün eğitim bile almamış insanlara felsefe anlatmanız istense ne yaparsınız.? Roman kahramanı Lazare Vilain bir felsefeci ve kendisine mahkumlara felsefe dersi vermesi için bir teklif sunulur. Vilain bu teklifi kabul ederek , hayatında yepyeni bir dönemin kapılarını açar. Mahkumlar değişik karakterdeki, felsefecileri tanırken , bir yandan kisisel olarak rehabilite olurlar ve aynı zamanda kendi hayat hikayelerini de Vilain'e anlatırlar. Karakterlerin hikayeleri bireysel tarihten, toplumsal tarihe kadar uzanır. Fransa'nin sosyo-politik yapısı, tarihteki sömürgecilik faaliyetleri de romana da dahil olur. İlginc bir metin. Okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim.
Harikulade bir Alain Guyard romanı Kodes. Bir hapishanede felsefe dersi vermeye başlayan Lazare Vilain’in hayatının değişmesine, hükümlü ve tutuklularla olan hayata dair konuşmalarına, hapishane içindeki kişilerin hayat hikayelerine tanıklık ediyoruz. İçinde tabii Sokrates’ten Kant’a, Marx’a kadar bolca felsefe de var. Ama her şeyden öte beni bu kadar etkilemesini ise iki farklı noktadan ele almak istiyorum. İlki, daha önceden de yazdığım gibi kendi zihnimde yarattığım bu “serseri edebiyat” kıstasının içine giren bir kitap Kodes. Buradaki karakterler hükümlü, tutuklu olsalar da zekiler, felsefe üzerine fikirleri var. Bu toplumun yarattığı ayrıştırıcı bakış açısının, ön yargıların yanlışlığının güzel bir yansıması. İkincisi ise insan hakları çalışan bir avukat olarak hapishaneler bizim her zaman yakından ama dışarıdan gördüğümüz yerler. İnsanlara objektif bakmaya çalıştığımız ama bir nokta da yapılan haksızlıklara söz söylediğimiz. Bu roman bana bir hükümlü/tutuklunun sahip olduğu psikolojiyi daha net görmemi sağladı. Bu yüzden bu romanın kendisiyle farklı bir bağ kurmuş oldum. Kısaca Kodes, beni çokça etkiledi.