Herostratos: Tarihin ilk kundakçısı... İlya: Kızıl Ordu için üretilmiş yaratıklar mangası fikrinden arta kalan tek canlı... İlhami: Foto muhabiri; yedi TİP’linin öldürüldüğü gece çektiği fotoğraflar var elinde. Reşat: Kitap kapağı tasarlamayı bırakmış, reklam ajansında çalışıyor. İki bin yıllık bir gizli örgütün üyesi bu dört adam, İstanbul’u Nazilerden kurtarabilmek için bir araya gelir.
Caymaz, yedi yılda tamamladığı Sıfır’da, bu dört adam üzerinden varlığın, yokluğun ve erkekliğin şiirini yazıyor.
Devreviler, Evren Matbaası, kayıp giden camiler, İkinci Dünya Savaşı’nda Berlin, kiliseler, pasaj içleri, İskenderiye Kütüphanesi, şehrin karanlık tünelleri, Buchenwald Ölüm Kampı, hayalet gemiler, evrenler arası gidip gelen trenler, “küfre yaklaşırken artan iman” ve kendine dönerek kuyruğuna kavuşan yılan...
Okur, bu kapkaranlık kitapta, okuyanın öldüğü El-Azif’e doğru sonsuz yolculuklara çıkarken “insanın yalnızlığı haykırdığında her zaman aşkı haykırdığını” bir daha, bir daha tekrarlayacak.
Sıfır, son dönem Türk edebiyatının, en başka romanı!
1977 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Elektronik- Bilgisayar Bölümü’nü bitirdi. Yazdıklarıyla Adam Sanat, Adam Öykü, E, Varlık, Öküz, Virgül, Eşik Cini, Sarnıç, Notos Öykü, Express ve benzeri dergilerde göründü. Yanı sıra Radikal, Cumhuriyet Kitap, Yurt gazetelerinde yazıları; Birgün gazetesinde köşe yazıları yayımlandı.
Şiir, öykü, roman kitapları yazdı, kitaplardaki yaşa geldi.
Şiirleri İngilizce, Arnavutça, Bulgarca, Ermenice gibi çeşitli dillere çevrilen Caymaz, yurtdışında da birçok festivale katıldı.
Öğretmenlik, bilgisayar programcılığı vs işlerden sonra son sekiz yıldır editörlük, bağımsız yazarlık ve reklam ajanslarında düzeltmenlik yapmaktadır. “Bağımsız”ı özenle vurgular. Bunun dışında son birkaç yıldır kendi hazırlamış olduğu Yaratıcı Okurluk atölyesiyle genç – yaşlı birçok okura ulaşmış, “iyi okurun kötü yazardan iyi olduğunu”, “büyük yazarları ancak büyük okurların okuyabileceği” düşüncesini yaygınlaştırmaya çalışmıştır.
Bir iki ödül daha aldıktan sonra ödüllere de karşı çıkacak…
Yedi yıl... Dile kolay. Yedi yılda her kelime yıllanmış, şarap olmuş, satırların her birinde ayrı kayboluyor insan. Onur Caymaz son dönem yazarlara ders vermiş, romanın edebi yönü bir yana konusu, geçmiş-şimdi-gelecek harmanlaması taktire şayan. Mutlaka okunmalı.
Kitabı elimden bırakmakla okumak arasında çokça gidip geldim bu kitapta... Ara ara döndüm yazarı tanımaya çalıştım... O sebeple bu kadar zaman içerisinde 600 sayfalık bir kitabı bitirmek benim için mucize ♥
Bir röportajında bu kitabı 7 yılda yazdığını dolayısıyla okumanın da meşakkatli olacağını söylemiş.... Bir nevi benim çilemi anlayın mı demiş bilemedim :))
Kitabı özetleyecek olursak 4 ana karakterimiz var kitapta. Ölümsüzler ve ölümlüler mi desem onu da bilemedim gerçi :/ Tarihin ilk kundakçısı Herostratos, Kızıl Ordudan günümüze gelen katil İlya, 7 Tip'linün öldürüldüğü gece çektiği fotoğraflar nedeniyle başı dertte olan İlhami ve kitapların arasından reklamcılık dünyasına geçen kendi halinde Reşat... Bir de Gaybi Bey var, yazıcı...
İşte bu birbirinden kel alaka 4 kişi 600 sayfa boyunca evriliyor, çevriliyor ve amaçları İstanbul'u nazilerden kurtarmaya çalışıyorlar... Biraz bilim kurgu yanı da var haliyle kitabın...
Aslında İlhami ve Reşat'ın anlatıldığı kısımlar iyi gidiyor kitapta ama iş Herostratos ve İlya'ya gelince ne oluyor diyor insan bolca... Hoş nokta atışları da yok değil ama bende durumu kurtarmadı maalesef...
Evet çile çektim kitabi okurken yazarın dediği gibi ve çilemi doldurdum... Darısı diğer okuyanların başına :))