"Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu. Adaleti, şirazesi, terazisi yoktu. Kimi kibrit çöpü kadar kısa yanıp sönerken, kimi bir ömür sürüyordu. Birbirine benzemiyordu hiçbiri. Kimi büyük tutkular ve delice arzularla sarsıyordu insanı… Kızıl bir ateşin damgasını vuruyordu değdiği yere. Kimi kalbe huzur estiren, uyumlu, olgun bir melteme benziyordu. Yorgun ömrün son huzur durağı oluyordu."
Hayatını, çocukluk ve gençlik yıllarına damga vuran bir aşkın gölgesinde sürdüren siyasetçi Berhan Dağlıca ile oğlunun yolları acı bir olayla yeniden kesişir ve hiç beklemedikleri bir anda pişmanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Bu gecikmiş hesaplaşma onlar için bir son durak mı, yoksa yeniden başlamak için bir şans mıdır?
Sevgili Fatma Erdek'in birkaç kitabını okumuştum. Ancak beni en derinden etkileyen Emanet oldu. İçindeki aşklar da, olaylar da, yaşananlar da o kadar derindi ki, gerçekten karakterlerle bağ kurduğumu hissettim. Ek olarak olay sıralaması ve anlatım tarzı riskliydi ama çok başarılı buldum. Kitabın başında size gerçeği veriyor ancak sonra o gerçeğin de altında yatanları anlatıyor. Mevsim'e çok üzüldüm. Berhan'a ve o muhteşem aşkına da hayran kaldım. Ve en önemlisi tüm bu yaşananlar o kadar gerçeğe yakın ki, etkilenmeden edemedim. Ellerine sağlık Fatma Ablacığım.
Bu kitaba nasıl bir yorum yapacağımı olayları nasıl anlatacağımı düşünürken birdenbire aklıma Asmalı Konak dizisi düştü ve kitapla diziyi biraz karşılaştırınca baya ortak noktası olduğunu gördüm. Tabi ayrışan noktaları var ama işte bu imge aklıma yapıştı artık. Birde şimdi yeniden dinlemeye başladığım ve dün keşfettiğim Adamlar - Sarılırım Birine şarkısı var ki kitaptaki duyguları sonuna kadar yaşatır oldu.
Şöyle ki yazarın tarzı bu genelde kitaplarında 2 hikaye anlatmayı seviyor. Ama bu kitaptaki neredeyse Berhan Ağanın neredeyse doğumuna uzanacak kadar geçmişe dalması beni biraz sıktı. Ya en önemli sahneyi -Cihan annesinin mezarının başında uyuyup kalmış ve geçmişte annesi ile yaşadığı bir anıyı görüyordur ve orada Berhan'ın babası olduğuna dair ipucu vermiştir o aydınlanma anında Cihan ateşler içinde yanıp ağır bir hastalık geçirir ve bu rüya da puf olup uçmuştur- öylece atlayıp gitmesi de olmadı o sahne baba ve oğul arasındaki tüm düğümlerin çözüleceği sahne olacakken yazar orayı başka bir hastalık bahanesiyle geçiştirmesi benim kanıma dokundu resmen.
Şarkının giriş kısmı şöyle
"Gıybet çok kıymeti yok Yarının hayali bugüne yeter mi? İçimi sıkar yarına uzanır Dünden yaralarım yarına giderli..."
Ve hazır olun <<< SPOİ >>> dolu yorumuma baya saydıracak gibi duruyorum ama bakalım... Tüh saydıramamışım bir gıdım bile çünkü size harcayacak enerjim sıfır ruh emiciler gibi enerjimi yemiş bitirmişler.
Kitabımızda geçmiş ve günümüzde geçen 2 hikaye var. Baba ve oğulun hikayeleri. Baba Berhan Dağlıca konağının tek çocuğudur ve geleceği için çizilen yol yanına verilecek eş bile seçilmiştir daha çok küçükken. Sonra bir gün konağa kimsesiz küçük bir kız Mevsim alınır konak işlerine yardım etsin diye. O gün vurulmuştur Berhan Mevsim'e ama küçüktür gözü hep onu arıyor ama hislerini anlamıyor. Büyüdükçe birbirlerine karşı sevgileri açığa çıkar ama Mevsim konağın beslemesi iken konağın hanımı buna asla izin vermez. Beşik kertmesi sayılan kızla sözünü kesip dini nikahlarını kıydıkları halde Berhan bir şekilde bir yolunu bulup Mevsim'i de alıp giderek onunla evlenme hayalleri kuruyordur. İkili aşklarını yaşarken bir gün Berhan babası ile işlerinin başına geçmek için evden çıktıkları gün Mevsim'i kimsesiz hasta bir adamla apar topar evlendirip konaktan yollarlar. Berhan'a da kahyanın hamile kızının doğumu için yanına gönderildiği yalanı söylenir.
Günümüzde ise Cihan babası Berhan kalp krizi geçirip yoğun bakıma alınınca gelen telefon üzerine ülkeye dönüş yapar. Hastaneye geldiğinde geçmişi ile de yüzleşir. Ama yüzleşeceği diğer durum ise yıllar önce annesi ölüp de onun isteği üzerine konağa alındığında ona aile sıcaklığını veren Nizam ve Meryem'in küçük kızları Yıldız'ı görünce aşk hali olur.
Berhan Dağlıca konağından uzak durmak için liseyi sonra üniversiteyi Ankara'da okur. Sonra siyasete atılır. Konağa uğramaz bile Cihan'ın kendi oğlu olduğundan habersiz sadece sevdiği kadının emaneti diye ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Halbuki annesi Mevsim'in hamile olduğunu anlar anlamaz onu konaktan uzaklaştırmış çocuğundan bahsetmesin diye de oğlunu evlendireceği karşı aşiretin oğlunu öldüreceğini söyleyerek susturmuştur. Cihan 18 yaşına geldiğinde konağın kahyası ölürken oğlu Nizam'a artık gerçekleri anlatıp öyle ölmüş bu büyük sır da Nizam'ın omzuna kalmıştır. Kan kardeşi Berhan'a o gece her şeyi anlatmış ve konakta büyük fırtına ailesi ile de aralarındaki o son ince iplik parçası kopmuştur. Oğlunun yanına gidip konuştuğunda ise Cihan bu olanları kabul edemeyip okuduğu üniversite ve ülkeyi de terk edip yurtdışına gitmiştir. Dönüşü de Berhan'ın hastalık süreci ile olmuştur. Sonrası hesaplaşmalar iç dünyaya çekilmeler ve affedişler. Annesini konağa yakıştıramayan babaannesine inat Dağlıca soyadını alıp konağın kahyasının kızına da vermesi alınan en büyük intikam olmuştur.
Emaneti okumak için elime ilk aldığımda inanılmaz heyecanlıydım.Çünkü uzun bir aradan sonra Fatma Erdek kitabı okumak çok ama çok özel bir duyguydu benim için.İnanıyorum ki Fatma Erdek okuyup da onun kaleminden etkilenmeyen okuyucu yoktur. Hani önceden bir sunucu derdi 'Kadife sesli sanatçımız' diye,işte Fatma Erdek'in kalemi de yazdıkları da kadife gibi...Kendine has duygu yüklü anlatımıyla yazılan kitapları da biliyorum ki kütüphanelerin başköşelerinde tekrar tekrar okunmak için saklanıyordur. İşte Emanet de benim için okuduktan sonra kütüphanemdeki özel kitaplar arasında yerini aldı. #Emanet ' i ben çok sevdim.Yavaş yavaş, sindire sindire içime çekerek okudum. Berhan Ağa,Cihan,Mevsim,Yıldız ve Cemile... Onların hikayelerinde adeta kayboldum.Geçmişle gelecek şiddetli bir şekilde çarpışırken,ben gözlerimden akan yaşları durduramadım. Onların hikayesini okudukça boğazım düğüm düğüm, gözlerim yaşlı kaldı.Ah Berhan Ağam!!! Ah Cihan!!! ,Ah Mevsim!!! Hanginize daha çok üzüldüm bilmiyorum.Şu an bile bu yazıyı yazarken gözlerimden yaşlar akmak için direniyor. #emanet benim için adeta parça tesirli el bombası gibiydi.Bomba patladı ve ben hala etkisindeyim. Ah Cemile!!! Senin gibi sevmek de yürek ister bunu da söylemeden geçemiyeceğim. #Emanet beni çok etkiledi.Berhan ve Cihan'ın hikayesine yakından tanıklık ettim,onlarla yaşadım. Onlar yüzünden yüreğim ağladı resmen.Kitabı bitirdikten sonra canım başka kitap okumak istemedi, hemen ardından tekrar okudum. Kitabın o kadar güzel satırları vardı ki hemen hemen bütün kitabın satırlarının altını çizdim. #Emanet müthiş duygu yüklü özel bir hikayeydi. On puanı, beş yıldızı sonuna kadar hak eden bir kitaptı.Yine kalemini konuşturmuşsun Fatma Erdek. Alın okuyun, şiddetle tavsiyemdir. Fatma Erdek'in kalemiyle tanışın.Hatta ölmeden önce okunacak kitaplarınızdan olsun çünkü kitaba verdiğin paraya,okuduğun zamana değen size duygular hissettiren çok güzel ve özel bir kitap. Eline,kalemine,yüreğine sağlık Fatma Erdek.Yolun açık, okuyucun çok bol olsun.Seviliyorsun❤️❤️❤️
Yazarın tüm kitaplarını severek okumama rağmen içlerinde Melekler Zamanı’nın yeri hep ayrıydı ve Emanet kitabı da hemen ikinci sıraya yerleşti. Duyguların bu kadar yoğun hissedilerek anlatılan, Berhan ile Mevsim yarım kalan aşklarının, Berhan ile Cihan’ın aile olmak için geç kalınmışlığı ve Cemile’ni ne kadar değer görse de aşkına istediği karşılığı bulamayışı hepsi okurken o kadar derinden etkiledi hala kitabın etkisinden çıkamadım. Kitapta hep bir yarım kalmışlık vardı. Ve bunlar sebep olanlar dışında hiç birinin suçu yoktu. Ama ben en çok Cihan’a üzüldüm. En masum, en yarım bana Cihan geldi. Sonu da bir o kadar güzel, naifti.
------------------- “Aşk da çoğu zaman komiktir, Cihan. İnsana olmadık işler yaptırır, şaşırtır, aptallaştırır. Biliyor musun, ben aşktan çok sevginin gücüne inanırım.” “Kadınlar tam tersini düşünür sanıyordum.” “Belki… Ama ben, aşk sevgiye evrilmeyi ve yaşamayı başarabilmişse, işte ona gerçek aşk derim. Diğeri gelip geçici bir vurgun, bir kalp çarpıntısıdır.”