What do you think?


Yazarın Odası 1
Yarım yüzyıldan uzun bir süredir dünyanın en prestijli edebiyat dergilerinden The Paris Review’da yayımlanan röportajlar, edebiyat dünyasının gizli kalmış, bilinmeyen sırlarını okurlarla buluşturuyor. Dünya edebiyatına yön vermiş romancılar, öykücüler ve şairler, kendi başlarına bir tür olarak parıldayan bu röportajlarda bir araya geliyor. Edebî tavırları, hayat görüşleri, yazma alışkanlıkları, çevreleri, eserleri ve edebiyata dair görüşleriyle okura kendi dünyalarını aralayan bu muhteşem kadroda kimler mi var?.. Jorge Luis Borges, Truman Capote, Ernest Hemingway, Stephen King, Gabriel Garcia Marquez, Rebecca West, William Faulkner, Graham Greene ve T.S. Eliot…
- GenresNonfiction
304 pages, Paperback
First published January 1, 2009
About the author
Philip Gourevitch
49 books783 followersGourevitch was born in Philadelphia, Pennsylvania, to painter Jacqueline Gourevitch and philosophy professor Victor Gourevitch, a translator of Jean Jacques Rousseau. He and his brother Marc, a physician, spent most of their childhood in Middletown, Connecticut, where their father taught at Wesleyan University from 1967 to 1995. Gourevitch graduated from Choate Rosemary Hall in Wallingford, Connecticut.
Gourevitch knew that he wanted to be a writer by the time he went to college. He attended Cornell University. He took a break for three years in order to concentrate fully on writing. He eventually graduated in 1986. In 1992 he received a Masters of Fine Arts in fiction from the Writing Program at Columbia University. Gourevitch went on to publish some short fiction in literary magazines, before turning to non-fiction.
Gourevitch knew that he wanted to be a writer by the time he went to college. He attended Cornell University. He took a break for three years in order to concentrate fully on writing. He eventually graduated in 1986. In 1992 he received a Masters of Fine Arts in fiction from the Writing Program at Columbia University. Gourevitch went on to publish some short fiction in literary magazines, before turning to non-fiction.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 13 of 13 reviews
April 30, 2018
2018 boyunca kuramsal okumalarımın beni getirdiği yer ne mutlu ki Timaş Yayınları'ndan çıkan, çevirisini Öznur Ayman'ın yaptığı, Orhan Pamuk'un önsözü ile başlayan "Yazarın Odası"na getirdi. Nice "Yaratıcı Yazma Teknikleri" adı altında kitaplaştırılmış (zahmet edilmeseydi keşke) zulmün, gereksiz hurafenin yanında "Yazarın Odası" gerçekten ilaç gibi geldi. İçeriğinde farklı yazarlarla yapılmış doğal röportajlar, söyleşiler olduğu için aslında yazılı kısımdan daha fazlasını tavırdan, espirilerden çıkarabiliyor, öğrenebiliyorsunuz. her bir yazarın ısrarla "Yazmak için çok çalışın! Ve çekinmeden yazın!" diye haykırması ayrı güzel olmuş. Yazma çabasına girecek, sabırla çalışacaklar için güzel bir tercih, kütüphanelerinizde olmalı diye düşünüyorum :)
July 29, 2019
Tanınmış yazarlar ve bir şair ile yapılmış röportajlardan oluşan kitabı, yazmaya ilgisi olanlara ve edebiyat meraklılarına tavsiye ederim. Hatta daha da iyisi her bir röportajın ardından yazarın bir adet kitabını okumanız. Böylelikle yazarla sohbet etmiş, ardından çayınızı yudumlarken yazarın sesinden kitaba eşlik ediyormuş gibi hissediyorsunuz.
November 4, 2023
Önsöz'ü Orhan Pamuk tarafından yazılan ve iki kitap olarak tasarlanan Yazarın Odası okurken beni mest etti.
Çevirisi Öznur Ayman'a ait olan bu kitap kurgu okumaktan sıkılan ve sevdiği yazarların yazma süreçlerini,neleri sevip hangi ortamda yazmayı sevdiklerini,ilgi alanlarını öğrenmek için eşsiz bir kaynak oldu.
Hewingway,Eliot,West,Faulkner,Green,Capote,King ve Marquez gibi Dünya edebiyatında yön veren yazarları okumak,yazma eylemlerinde izledikleri yolları ve geçirdikleri aşamaları bilmek inanılmaz bir deneyimdi.
Çevirisi Öznur Ayman'a ait olan bu kitap kurgu okumaktan sıkılan ve sevdiği yazarların yazma süreçlerini,neleri sevip hangi ortamda yazmayı sevdiklerini,ilgi alanlarını öğrenmek için eşsiz bir kaynak oldu.
Hewingway,Eliot,West,Faulkner,Green,Capote,King ve Marquez gibi Dünya edebiyatında yön veren yazarları okumak,yazma eylemlerinde izledikleri yolları ve geçirdikleri aşamaları bilmek inanılmaz bir deneyimdi.
February 16, 2024
Yazar Odası prestijli bir dergi olan “The Paris Review” da yayınlanan farklı edebiyatçılarla yapılmış söyleşileri kapsıyor ve 2 cilt olarak basılmış. İlk ciltteki 9 edebiyatçının bazılarının söyleşileri ilginç. E.Hemingway’in hırçın ve azarlayıcı cevapları, Borges’in konudan konuya sıçrayan ve unutkanlıklarını ortaya çıkaran cevapları, T. Capote’nin hayatı ciddiye almayan light cevapları, G.G.Marquez’in soruya değil kafasındaki konuya cevap vermesi dikkat çekici. Söyleşiler doğal olarak çok eski tarihli, 60-70 yıl önce yapılmış çoğunluğu, pek ilgimi çekmese de 2. cildini de okuyacağım.
March 9, 2024
Yazar adayı iyi yazmayı güç bulduğu için gitsin kendini tavandan assın. Sonra da hiç acımadan ipi kesip kensini yazmaya zorlamalı. Bu durumda yazmaya başlarken en azından ipe çekilme hikayesi olur.
diyor, benim yanına *manyak herif* diye not aldığım Ernest Hemingway 1958'de yaptığı söyleşide. Sesini kaba, sert ve biraz da ukala buluyorum okurken.
Borges okurken keyiften kaç köşeyim kim bilir! Kendisinin hınzır, sevimli, düşsel zili röportajına da yansımış. Batıl inançlarından, İngiliz edebiyatına düşkünlüğünden, şiirin yüceliğinden bahsederken mest oluyor, bu adamla tanışsaydım acayip kanka olurduk diyorum yine, yeniden.
"Birisinin yaptığız işi satın almasından daha büyük bir destek düşünemiyorum" diyen Truman Capote'yi alkışlıyor, etiketleri, yemek tariflerini, ilanları, gördüğü ve bulduğu ne varsa okuma hastalığını çok derinden anlıyorum.
"Ben dibine kadar iyimser bir adamım!" diyen Stephen King'in röportaj diline bayılıyorum. King, yazar olabilmek için insanın takıntılı bir yanı olması gerektiğini söylüyor, her şeyi kağıda dökmeye yarayan insanın o yanı, içki, sigara, uyuşturucu gibi. Yazmanın bağımlılık olduğu konusunda kendisiyle hemfikirim.
Marquez söyleşinden yine çok keyif alıyor ve çok şey öğreniyorum. Yazmaya Dönüşüm'ü okuduktan sonra başlaması, Dracula'yı çok sevmesi, ilk telif hakkını 5. kitabından sonra alabilmesi, bunlar hepsi ruhumda derinlere dokunan çok özel detaylar oluyor. Toplum er ya da geç hükümettense yazarlara inanmayı yeğliyor cümlesinin yanına bir AMEN yapıştırıveriyorum.
Faulkner ve T.S Eliot'ı da seviyor ama Rebecca West ve Graham Green ile pek bağ kuramıyorum.
Kısacası şahane bir derleme okudum. Kütüphanemde güzel bir yerden bana bakmaya devam edecek.
diyor, benim yanına *manyak herif* diye not aldığım Ernest Hemingway 1958'de yaptığı söyleşide. Sesini kaba, sert ve biraz da ukala buluyorum okurken.
Borges okurken keyiften kaç köşeyim kim bilir! Kendisinin hınzır, sevimli, düşsel zili röportajına da yansımış. Batıl inançlarından, İngiliz edebiyatına düşkünlüğünden, şiirin yüceliğinden bahsederken mest oluyor, bu adamla tanışsaydım acayip kanka olurduk diyorum yine, yeniden.
"Birisinin yaptığız işi satın almasından daha büyük bir destek düşünemiyorum" diyen Truman Capote'yi alkışlıyor, etiketleri, yemek tariflerini, ilanları, gördüğü ve bulduğu ne varsa okuma hastalığını çok derinden anlıyorum.
"Ben dibine kadar iyimser bir adamım!" diyen Stephen King'in röportaj diline bayılıyorum. King, yazar olabilmek için insanın takıntılı bir yanı olması gerektiğini söylüyor, her şeyi kağıda dökmeye yarayan insanın o yanı, içki, sigara, uyuşturucu gibi. Yazmanın bağımlılık olduğu konusunda kendisiyle hemfikirim.
Marquez söyleşinden yine çok keyif alıyor ve çok şey öğreniyorum. Yazmaya Dönüşüm'ü okuduktan sonra başlaması, Dracula'yı çok sevmesi, ilk telif hakkını 5. kitabından sonra alabilmesi, bunlar hepsi ruhumda derinlere dokunan çok özel detaylar oluyor. Toplum er ya da geç hükümettense yazarlara inanmayı yeğliyor cümlesinin yanına bir AMEN yapıştırıveriyorum.
Faulkner ve T.S Eliot'ı da seviyor ama Rebecca West ve Graham Green ile pek bağ kuramıyorum.
Kısacası şahane bir derleme okudum. Kütüphanemde güzel bir yerden bana bakmaya devam edecek.
August 26, 2018
Özellikle Faulkner ve Hemingway röportajları muhteşemdi. Marquez, Stephen King ve Capote’yi de zevkle okudum.T.S Eliot ve Rebecca West okuduğum yazarlar olmadığından çok içine giremedim. Graham Greene ise idare ederdi.
Büyük yazarların yeri geldiğinde dönemsel, yeri geldiğinde kavramsal yorumları çok zihin açıcı.
Ortak özellikleri : Hepsi çok çalışıyor, hepsi çok okuyor.
Kitap yazmanın ve kitabı tamamlamanın ne kadar ağır işçilik gerektirdiğini çok yoğun hissediyorsunuz.
Orhan Pamuk’un önsözü de hem keyifli, hem de bu farklı ekolden yazarların söyleşilerine bir derinlik getiriyor.
Büyük yazarların yeri geldiğinde dönemsel, yeri geldiğinde kavramsal yorumları çok zihin açıcı.
Ortak özellikleri : Hepsi çok çalışıyor, hepsi çok okuyor.
Kitap yazmanın ve kitabı tamamlamanın ne kadar ağır işçilik gerektirdiğini çok yoğun hissediyorsunuz.
Orhan Pamuk’un önsözü de hem keyifli, hem de bu farklı ekolden yazarların söyleşilerine bir derinlik getiriyor.
October 21, 2024
"İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılın en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir." -Descartes
Yazarın Odası serisini o kadar sevdim ki ikinci cildi de bitirdiğimde sanırım yas tutacağım. Çok uzun bir zaman aralığına yayıp parça parça okudum çünkü bitirdiğimde kalbimin kırılacağını biliyordum.
Stephen King, Paul Auster ve Alice Munro gibi zaten tanıdığım ve çok sevdiğim yazarlar; Raymond Carver, Saul Bellow gibi bu kitap sayesinde tanışıp sevince külliyatını topladığım yazarlar ve bu kitaba rağmen mesafeli durmaya devam ettiğim Murakami ve Hemingway.
Bu söyleşileri okumak ruhuma şifa verdi, ne zaman içimde bir sıkıntıyla elime bu kitabı alsam sevilen bir dostla edilen sohbetin yaptığı gibi içimdeki mutsuzluğu hemen dindiriverdi. Gerçekten de hissiyatım oydu: bir dostla sohbet ediyormuş gibi okudum bu röportajları. Anlatırken bile kitaba hasret duyuyorum. Edebiyattan medet uman herkese iki cildi de şiddetle tavsiye ederim.
Yazarın Odası serisini o kadar sevdim ki ikinci cildi de bitirdiğimde sanırım yas tutacağım. Çok uzun bir zaman aralığına yayıp parça parça okudum çünkü bitirdiğimde kalbimin kırılacağını biliyordum.
Stephen King, Paul Auster ve Alice Munro gibi zaten tanıdığım ve çok sevdiğim yazarlar; Raymond Carver, Saul Bellow gibi bu kitap sayesinde tanışıp sevince külliyatını topladığım yazarlar ve bu kitaba rağmen mesafeli durmaya devam ettiğim Murakami ve Hemingway.
Bu söyleşileri okumak ruhuma şifa verdi, ne zaman içimde bir sıkıntıyla elime bu kitabı alsam sevilen bir dostla edilen sohbetin yaptığı gibi içimdeki mutsuzluğu hemen dindiriverdi. Gerçekten de hissiyatım oydu: bir dostla sohbet ediyormuş gibi okudum bu röportajları. Anlatırken bile kitaba hasret duyuyorum. Edebiyattan medet uman herkese iki cildi de şiddetle tavsiye ederim.
August 14, 2019
Kitap harika. Özellikle büyük yazarların etkilendikleri kaynakları görmek yeni okuma listesi yapmanızı sağlıyor. Bu röportajlar yazma sürecini demistifiye ediyor. Mülakatçının röportaj başındaki samimi gözlem notlarıyla (olumsuz olan da var) yazarın huyu suyu ve yaşama alanıyla ilgili de bilgimiz oluyor. Bu da anlatılanları daha etkileyici yapıyor.
Timaş yayınlarının bu baskısında Yazarın Odası 'de olduğu gibi kapakta yazan isimlerle, içeridekiler tam örtüşmüyor. Borges kapakta yok ama içeride var. Bunu da not düşelim.
Timaş yayınlarının bu baskısında Yazarın Odası 'de olduğu gibi kapakta yazan isimlerle, içeridekiler tam örtüşmüyor. Borges kapakta yok ama içeride var. Bunu da not düşelim.
August 5, 2018
Yıllar boyunca Paris Review dergisi adına yapılan röportajların derlenmesinden oluşmuş bir kitap. İnternetten biraz araştırma ile bulunabilecek şeylerin kitap haline getirilmesi gereksiz olmuş. Stephen King, Marquez, Hemingway, Capote söyleşileri güzeldi yine de.
May 22, 2026
5. baskıdaki yazım hataları pek tatsız; "insanlık hâlidir, olur" diyebileceğimiz hata sayısını üçe dörde katlamasa vallahi aklıselim her okur gibi sineye çekerdim ama yapamadım, edemedim.
yayınevinden biri burayı görürse diye: 6. baskıyı hak eden bir eser bu, hakkını verin lütfen.
bellediğim bir şey: bir söyleşi ancak soruyu soranın yetkinliği kadar doyurucu olabiliyormuş. karşısına Bobbi Althoff oturtacak olduktan sonra Şekspiri diriltecek teorik ve pratik donanıma sahip olsanız ne yazar.
"Kral Lear gerçekte tanıdığınız insanlardan mı geliyor?"
aynen kanka.
haksızlık etmeyeyim, söyleşilerin çoğu okunmaya değer: Borges, Capote, Hemingway, Marquez, Faulkner.
King sınırdan yırtıyor.
West, Greene, Eliot: geçiniz.
yayınevinden biri burayı görürse diye: 6. baskıyı hak eden bir eser bu, hakkını verin lütfen.
bellediğim bir şey: bir söyleşi ancak soruyu soranın yetkinliği kadar doyurucu olabiliyormuş. karşısına Bobbi Althoff oturtacak olduktan sonra Şekspiri diriltecek teorik ve pratik donanıma sahip olsanız ne yazar.
"Kral Lear gerçekte tanıdığınız insanlardan mı geliyor?"
aynen kanka.
haksızlık etmeyeyim, söyleşilerin çoğu okunmaya değer: Borges, Capote, Hemingway, Marquez, Faulkner.
King sınırdan yırtıyor.
West, Greene, Eliot: geçiniz.
Read
December 22, 2025marquez'in röportajı için okumuştum aslında ama diğerleri de oldukça ilgi çekiciydi. önemli yazarların benzer ve farklı yönlerini görebiliyorsunuz.
June 23, 2023
Yazarın Odası, ‘The Paris Review’ edebiyat dergisinde yayımlanan röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk’un kaleme aldığı bir önsöz ve kitabın son sayfalarında röportajları bulunan yazarların kısa biyografileri mevcut.
Kitaplarını okuduğum ya da ismen bildiğim yazarların yanında ilk kez tanıştıklarım da oldu. Kimler var derseniz,
•Jorge Luis Borges
•Truman Capote
•Ernest Hemingway
•Stephen King
•Gabriel Garcia Marquez
•Rebecca West
•William Faulkner
•Graham Greene
•T.S.Eliot
İçerisinden yeni kitaplar ve yazarlar not aldığım, yazarlara dair ilginç bilgiler edindiğim keyifli bir okuma deneyimiydi. Borges’in çok fazla batıl inancı olması, Heminway’in yalnızca kurşun kalemle yazması, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ta kullandığı dili, babaannesinin masalları anlatma tarzından esinlenerek ortaya çıkarması gibi kişisel bilgiler nedeniyle bazı röportajlar samimi bir sohbet havasındaydı 😊 Bunun yanında edebi zevkleri, kariyerlerinin nasıl ilerlediği ve yazma deneyimlerine dair de pek çok fikir vardı.
Yaz aylarında okumanın keyifli bir deneyim olacağını düşünüyorum, özellikle kurgu dışı okumayı sevenler şans verebilir 🌱
Kitaplarını okuduğum ya da ismen bildiğim yazarların yanında ilk kez tanıştıklarım da oldu. Kimler var derseniz,
•Jorge Luis Borges
•Truman Capote
•Ernest Hemingway
•Stephen King
•Gabriel Garcia Marquez
•Rebecca West
•William Faulkner
•Graham Greene
•T.S.Eliot
İçerisinden yeni kitaplar ve yazarlar not aldığım, yazarlara dair ilginç bilgiler edindiğim keyifli bir okuma deneyimiydi. Borges’in çok fazla batıl inancı olması, Heminway’in yalnızca kurşun kalemle yazması, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ta kullandığı dili, babaannesinin masalları anlatma tarzından esinlenerek ortaya çıkarması gibi kişisel bilgiler nedeniyle bazı röportajlar samimi bir sohbet havasındaydı 😊 Bunun yanında edebi zevkleri, kariyerlerinin nasıl ilerlediği ve yazma deneyimlerine dair de pek çok fikir vardı.
Yaz aylarında okumanın keyifli bir deneyim olacağını düşünüyorum, özellikle kurgu dışı okumayı sevenler şans verebilir 🌱
August 18, 2014
"Bazen sadece inanıp inanmadığınızı görmek için söze dökersiniz bir düşünceyi." Sayfa 45-Hemingway
"Yaşadığım her şeyin edebi bir değeri varmış." Sayfa 186 - Marquez
"İyi çeviri, her zaman eseri başka bir dilde tekrar yaratmaktır." Sayfa 200- Marquez
"Yaşadığım her şeyin edebi bir değeri varmış." Sayfa 186 - Marquez
"İyi çeviri, her zaman eseri başka bir dilde tekrar yaratmaktır." Sayfa 200- Marquez
Displaying 1 - 13 of 13 reviews














