Tan Yeri - Zifir, "Haramdan Sakın" serisiyle yüz binlerce okura ulaşan Merve Özcan’ın kaleminden uzun zamandır beklenen yepyeni bir soluk… Birbirine düşman iki halk ve zamandan, dünyadan soyutlanmış, kısıtlanmış, dışlanmış bir bölge; Ateşoyuk. Ve bu toprakların şahit olduğu savaş, efsane, kan, aşk ve kaybın hikâyesi...
Bir orman vardı. Adamı gizler, kadını saklar, dalları arasına gecenin zifirini sarardı. Kadın adamı bir okla vurur ama yine kendini yaralardı. Zihnindeki eksikleri adamın izleriyle yamar, sonra da yine adamın gölgelerini kovalardı. Bastığı topraklar zulümle sarılmışken ikisi de savaş için silahlarını kuşanmıştı fakat onları bekleyen ilk savaş zihinlerinde çoktan başlamıştı. “Önümde boylu boyunca uzanan bir uçurum, ben o uçuruma yürüyorum. Adımlar benim, kaybı gören gözler benim, beden benim bedenim… Ama yürüyen ben değilim.”
1996’da İstanbul’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini de burada tamamlamıştır. Hâlen Arel Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü, ikinci sınıf öğrencisi olarak eğitim hayatına devam etmektedir.
Resim çizerek geçen çocukluğunun sonunda çizgilerin harflerle olan benzerliğini fark etmiş ve geç olmadan yazmaya başlamıştır.
Cidden kitabı okurken boğuldum yaaa, bu nasıl betimleme böyle :( kitapta resmen hiçbir şey olmadı. Arsıl aşırı itici bi karakter olmuş. Helya’nın ona teslimiyeti de beni çileden çıkarttı. Sevmedim.
Kitabı ilk okumaya başladığımda hiçbir şey anlamadım. Kafamda sadece kitabın nerede ve ne zaman geçtiği ile ilgili soru işaretleri vardı. Bir süre sonra kafamda taşlar yerine oturdu ki eminim kitabı okuyan çoğu kişi bunu yaşamıştır. Karşınızda daha önce hiç okumadığınız bir tarzın olduğunu anlayacaksınız. Yabancı yazarlardan distopya tarzı kitap okumaya ya da film izlemeye çok alışkınım. Ancak bunu İslami bir çerçevede, Kaplan Türkleri adı altında bize uyarlamak gerçekten kolay bir iş olmasa gerek. Hatta yazınca bile alışık olmadığımızdan olsa gerek bir tuhaf geliyor. Kitabı okuyunca ise diyorsunuz ki : “ Vay be! Demek ki böylesi de olabilirmiş.” Hikaye Kaplan Türkleri ve Parslar arasındaki savaşın etrafında şekilleniyor ve çok güzel alt mesajlar veriyor. Bu mesajları günümüzle ilişkilendirmek adına kendi adıma hiç zorlanmadım. Kin, öfke, hırs, zulüm günümüzün dünya sorunları da değil mi aslında? Bu yüzden Arsıl'ın gerekli mevzularda okuduğu ayetler çok güzel kullanılmıştı. Hazır karakterlere değinmişken Arsıl ve Helya'yı çok sevdim. Karakterleri, iradeleri, güçleri gerçekten hayranlık vericiydi. Yazım dili de çok iyiydi ve hatta aralarda geçen şiirler de hoşuma gitti. Ama kitabın en sevdiğim yanı ters köşelerdi. Özellikle ilk sayfalarda hiç beklemediğim bir olay gerçekleşti. Sonlara doğru ise sırlara dair bir tahminim vardı ama o da tam tutmadı. Ve çok heyecanlı bir yerde kitap bitti. Kısacası sizleri ters köşe edecek , kurgusu ve çizgisiyle farklı, hayattan pek çok duygunun harmanlandığı güzel bir kitap bekliyor.