Her Aralık ayının sonunda yeni bir yıla girecek olmanın heyecanı ve sevinci içinde tatlı bir telâş görünür dünyanın her yerinde. Ama her şey görünenden ibaret değildir.
Kimi için tüm ailenin bir araya geldiği bir toplantıdır yılbaşı, kimi için arkadaşlarla bir ev partisi, şehrin meydanında patlayan havai fişeklerdir kimi için, kimi için romantik bir akşam yemeği, eğlence, yeni dilekler, yeni umutlar… Herkes için öyle değil oysa… Karanlığı da var bu dünyanın, kuytuları var… Her insanın içindeki karanlık kadar…
Özlem Ertan, Mehmet Berk Yaltırık, Kubilayhan Yalçın, Demokan Atasoy, Gülbike Berkkam, Uğur Kılınç, Funda Özlem Şeran, Uğur Batı, Murat Baykan, Işın Beril Tetik, Alper Kaya, Orkide Ünsür ve Galip Dursun’un elinden çıkan karanlık öyküler, yarattıkları tekinsiz ve gerilimli atmosfer ile içinizi ürpertecek.
Karanlık Yılbaşı Öyküleri sizi gizem, gerilim ve korku dolu sayfalarıyla konfetilerle süslü yılbaşı telaşının ötesindeki gizemli öykülere davet ediyor.
"Karanlık Yılbaşı Öyküleri: Aralıktan Sızan Karanlık" Bilgi Yayınevi tarafından geçtiğimiz ay çıkan "Anadolu Korku Öyküleri 3. Cilt; Yılgayak"dan sonra gelen bir kitap. Tüm öyküler kendine has, yazara özel anlatımlara, kurgulara sahip olduğu için fazlasıyla lezizdi. Fakat özellikle Özlem Ertan'ın "Bir Yılbaşı Korkusu", Murat Baykan'ın "Tatsız Masal"ı ve Galip Dursun'un "Karşının Yolcuları" öyküsüne bayıldım. Bunda her üç yazarda da eski eserlerine oranla gözlemlediğim gelişimin, farklı şey arayışlarının da etkisi büyük. Ayrıca parantez açmam gereken yazar ve öykü ise "Kubilayhan Yalçın'ın "Efendi Claus"u. Gerçekten çok farklı, orijinal ve ilginç olmuş. Keşke daha uzun olsaydı. Ancak kısa olmasını da anlıyorum çünkü müthiş bir detaycılık gerektiriyor. Bunun yanında Mehmet Berk Yaltırık, Funda Özlem Şeran, Işın Beril Tetik, Alper Kaya, Demokan Atasoy, Uğur Kılınç, Gülbike Berkkam beklediğim yüksek standartta öyküleri ile yer almışlar. Demokan Atasoy'un "Karanlık Bedava"sı yılbaşı öykülerinin belki de en özeline yerelleştirilmiş bir saygı duruşu gibi olmuş. Uğur Kılınç'ın "Çörten"i ise klasik Gotik anlatının bugün, şu anda ve mekanda, var olan bir coğrafyada yeniden şekillenmesi olmuş. Kendisinin bu türe akademik bakışı hepimiz için önemli bir pusula oluyor. Uğur Batı ve Orkide Ünsür'ün öykülerinde ise yine o standartta ama (sanırım arka arkaya okuduğum için) Anadolu Korku Öyküleri 3.Cilt'tekine benzer tema, işleyiş, birbirini andırır dil gördüm. Tüm yazar dostlarımı böylesi kıymetli bir eser meydana getirdikleri için tekrar tekrar tebrik ediyorum. Özellikle belirtmeliyim ki Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği'nin birinci önceliği ülkemiz sanatında bu türlere, korkuya dair güçlü, yaygın bir portföy, platform oluşturmak, bu anıtı beraber yükseltmek. Bu anlamda son dönemde solo ya da kollektif olarak çıkan eserleri, verilen emekleri ne kadar övsek az. Tüm bu çalışmaların gönüldaşlık, dostluk bağları üzerinden şekillendiğini ve herkesin "Biz Yazdık" diyebilmesinin yeni eserlere, yeni yazarlara, yeni öykülere yol açacağını düşünüyorum.
İçinde benim de bir hikâyem bulunduğu için "Karanlık Yılbaşı Öyküleri" hakkında yazıp yazmamakta tereddüt ettim, ama sonunda arkadaşlarımın güzel öykülerinden bahsetmeden geçemedim. Gerçekten güzel, Türk korku ve gotik edebiyatı için önem taşıyan bir seçki oldu. Mehmet Berk Yaltırık'ın yazdığı "Definenin Tılsımı" Trakya'da geçen, vampir mitlerinin kökeninde yer alan Vlad Tepeş'in yani Drakula'nın da adının geçtiği, karanlık olduğu kadar keyifli bir öykü. Kubilayhan Yalçın'ın "Efendi Clause"u ilginç konusu ve işlenişiyle seçkimizin en ilgi çekici öykülerinden biri. Demokan Atasoy'un "Karanlık Bedava"sı Charles Dickens'ın meşhur romanı "Bir Noel Şarkısı"ndan uyarlama. Bu kadar bilinen bir romandan öykü uyarlaması yapmak gerçekten zor ve cesaret istiyor, ama Demokan bu işin altından başarıyla kalktı, ortaya Ankara'da geçen harika bir yeni yıl hikâyesi çıktı. Gülbike Berkkam'ın yazdığı "F*ck New Year" bir yazarın yaratım sancısını sembolik bir dille işleyen, sürprizli bir öykü. Uğur Kılınç'ın "Çörten"i Anadolu'nun kuş uçmaz kervan geçmez yerlerinden birindeki tekinsiz köşkte geçen harika bir gotik öykü ve benim kitaptaki favorilerimden. Funda Özlem Şeran, "Seneye Görüşürüz"de alışık olduğumuz akıcı, insana okumak isteği veren diliyle yılbaşı kutlamalarına karşı çıkan bir adamın karanlık yolculuğunu ve yılbaşı akşamını anlatıyor. Uğur Batı'nın "Ölü(m)sever"i seçkideki favorilerimden biri. Neden derseniz: Öldürmeye tutkun bir adamın bakışını, iç dünyasını gözlerimizin önüne ustalıkla seriyor ve kurgusu da son derece başarılı. Murat Baykan'ın "Tatsız Masal"ı da ilginç bir korku öyküsü. Spoiler vermek korkusuyla konusundan pek bahsetmek istemesem de okunası bir hikâye olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Işın Beril Tetik'in "Yolculuk"u cehennem, kaçış, günahlar ve korkutucu varlıklarla dolu bir yılbaşı korku öyküsü; seveceğinize eminim. Alper Kaya'nın "Yeni Arkadaşlar"ı sizi bir Ege kasabasındaki tekinsiz yılbaşı partisine davet ediyor. Orkide Ünsür "Dönüş"te kadına şiddet, kadın cinayetleri gibi ne yazık ki her daim hayatımızdaki yerini koruyan temaları işliyor ve bunu yaparken Anadolu folklöründe adı geçen yaratıklardan biri olan Karakoncolos'u da kullanıyor. Galip Dursun'un yazdığı "Karşının Yolcuları" bana göre seçkinin en iyi öykülerinden biri. İstanbul'da geçen bu karanlık mı karanlık yılbaşı öyküsü, ölüm, ölüler, yaşam gibi temalar etrafında gelişiyor ve Yunan mitolojisine de şöyle bir dokunuyor. Bendeniz Özlem Ertan'ın "Bir Yılbaşı Korkusu" adlı hikâyesi ise seçkinin başında bulunuyor. Orkide Ünsür arkadaşımızın derlediği ve Giovanni Scognamillo'ya adadığımız "Karanlık Yılbaşı Öyküleri", korku öykülerinden ve gotik edebiyattan hoşlananların kaçırmaması gereken bir seçki. Bu projede yer almaktan mutluluk duydum.
Bu kitapla birlikte pek çok yeni Türk Korku yazarı ile tanışmış oldum, benim için bu açıdan faydalı bir kaynak oldu.
Bazı öyküler yamyamlık, nekrofili, tecavüz, ensest vb tabu konuları ele almış, bu nedenle benim için farklı ve ilginç bir deneyim oldu.
Bunun dışında, kimi öykülerde korku namına pek bir şeye rastlamadım, bazıları da haddinden fazla uzayıp gittiği için bende bir merak duygusu uyandırma noktasında zayıf kaldı.
Kitapta en sevdiğim iki öykü: * Definenin Tılsımı (Mehmet Berk Yaltırık) *Çörten (Uğur Kılınç)
Birbirinden güzel onüç korku öyküsünün yer aldığı kitabı çok sevdim. Yılbaşı akşamının karanlık yüzünü okumak , farklı karakterler ile tanışmak ve yaşadıklarını okumak çok keyifliydi .
Yine çok iyi ve iyi öykülerin bulunduğu gibi, meeh öykülerin de yer aldığı derleme bir seri. İyi öykü yazmanın da okumanın zor olduğunu kabul ederken, içindeki iyi öyküler hatrına 4 diyebiliriz. Ancak kötü öyküleri gerçekten kötü :)
"Yılbaşı tinin o ışıklı, türlü tüslü, bol armağanlı, eğlenceli kısmını değil de karanlık, ürkütücü ve rahatsız edici kısmını yaşatan on üç tane öykü var betikte. Kullandığımız milladi gündizmesinin getirdiği Hristiyanlık geleneği olan Yılbaşı'nın bize göstermediği yüzüyle tanışacaksınız. Bu on üç öykünün en iğrenç ve tiksindirici öyküsü Ölü(m)sever'dir. En sevdiğim öyküler ise Karanlık Bedava, Çörten, Seneye Görüşürüz, Yolculuk, Dönüş ve Tatsız Masal'dır.
Demokan Atasoy'un yazdığı Bir Yılbaşı Şarkısı adlı öykünün Türk uyarlaması olan Karanlık Bedava'da korkmadım ama kişinin özüyle hesaplaşmasının sezisine kapılacaksın. Orijinalindeki gibi Zebercet'in yaşayıp hatalarını telafi etmesini çok isterdim. Demokan ağabeyin yeğine (tercihine) saygı duyuyorum.
Seneye Görüşürüz sayesinde alışveriş merkezlerindeki Noel Baba'lara güvenmeyeceğimi anladım. Tatsız Erteki de Kibritçi Kızı elesinin geri dönüşüne tanık oldu. Bir çift peluş terlik için bir yuvayı yaktı. Bir Yılbaşı Korkusu öyküsü bence ana karakter bir karabasandan uyanıp eşine sarılarak bitmeliydi. Dönüş öyküsünde Bilûn'un Doğa Ana sayesinde tecavüzcüden kurtulmasına çok sevindim. Okuyup okumamayı sizlere bıraktım."