Kitap, 90'li ve 2000'li yillarda plastik sanatlar alaninda yogun sekilde yazan bir sanat tarihci-bagimsiz elestirmenin, Turkiye'deki resim sanatinin durumunu samimi bir gerceklikle gecmisten gunumuze ortaya koyma cabasini gozler onune seriyor. Bu caba, toplumundaki resim sanati algisinin mutlak evrenselligi sorgulayarak hareket etmesi gerektiginin de onemini disa vuruyor. Ulkemizdeki resim sanatinin kokleriyle ise girisen ve iki temel bolumden olusan kitap, ayrica soz konusu bolumleri acan giris metinlerinde vurgulanan- sadece resim sanatini degil, toplumdaki tum kulturel olgulari olumsuz etkileyen- sosyolojik eksiklikleri de okurun fark etmesini ve bu sorunlarin uzerinde de dusunmesini arzu ediyor. Bilinen, bugune kadar yazilmis ve sayisi oldukca az olan Turkiye'deki resim sanati gelismelerini ortaya koyan yayinlara benzemeyen, dolayisiyla sira disi bir bakis acisi getiren kitap, ulkemiz resim sanatinin, ozellikle yeni bir insayi zorunlu kildigi konusunun altini da yaptigi elestiriler
Eski deyimle "nev'i şahsına münhasır" bir karakter olduğu yazdığı birkaç sayfadan hemen anlaşılan Özkan Eroğlu'nun bu kitabı, "huysuz" bir eleştirmenin sanat dünyamızdaki yerleşik değerlere karşı Donkişotvari sayıklamalarından, kendini gösterme çabalarından oluşuyor dersem pek abartmış olmam herhalde. Özellikle Batı taklitçiliği, sanat geçmişimizi yeterince tanımada, öğrenmede eksikliğimiz gibi konulardaki bazı görüşleri dikkate değer, haklılık payı var. Ama sanat alemini adeta matematiksel ölçütlerle değerlendirmeye çalışmasını, şu sanatçıdır, şu değildir şeklinde toptancı iddialar ortaya atmasını ciddiye almak zor.