Yaşlı adamın kaşları eğik, dudakları sarkık, yüzü asık, bakışları donuktu. Yorgun, yılgın, ümitsiz. Ekrem adamın birbirine sarılan parmaklarına baktı. Kalın, kısa, kıllı parmaklar, onun beden işçisi olduğunun işaretiydi. Yıllar sonra o koltukta o adam gibi oturacağını hissetti. Kendine döndü. İçine. Gençliğine. Yorgun, yılgın, ümitsiz hayatına. (Camda Eriyen)
Duyduklarımızın, duyuracaklarımızın bize yükleyeceklerinden ve yükleneceklerimizden ve yüklenemeyeceklerimizden, yarım kalan cümlelerden, o eksik kelimelerden korktuk. Korktuk eksiklikten. Yarım olmaktan, öbür yarısı olmaktan, tamlamaktan, tamamlanmaktan çok korktuk. Yarım kalan cümleler, havada bir müddet asılı kalıp düştüler yere. O daha fazla kalamadı. Alt dudağını ısırdı, gözleri ıslandı, yarım kalan cümlelerimi yerden kaldıramadı. Düşmeden ona değecek kadar uzun bir cümle kuramadım. Gitti. (Yere Düşen Cümleler)
1967 Balıkesir doğumlu. Memur bir babanın çocuğu olarak farklı şehirlerde büyüdü.
Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Mezuniyetinin ardından Bursa’ya yerleşti. Basın ve Otomotiv sektörlerinde değişik departmanlarda görev aldıktan sonra reklam dünyasına yöneldi. Bu kararla oluşturduğu stüdyosunda reklam ve tanıtım fotoğrafçılığı üzerine çalıştı. Eşi, oğlu, kedisi ve köpeğinden oluşan bir ailesi var.
İlk eserini 2010 yılında verdi. İnsanı suç üzerinden anlatan kurgulara yoğunlaştı. Suç kavramının insandan bağımsız olarak ele alınamayacağını savunduğundan, insanı bu yönüyle ele alan eserler kaleme aldı. Bir suçtan söz edildiğinde gerçekte bir insanın öyküsünden, yaşamının suçla temasından söz edildiğini düşündüğünden çalışmalarını polisiye edebiyat alanında sürdürdü.
Sinema ile de ilgilenen yazarın, senaryo grupları ile çalışmaları devam ediyor.
Cenk Çalışır'ın aynı ismi taşıyan öykü kitabının devamı olan ve yine Kafka Okur, 221B, Kafa, Dedektif gibi dergilerde yayımlanan ve daha önce hiç bir yerde yayımlanmayan "suç" öykülerini içeren kitabı, en az ilki kadar etkileyici.
Sakin bir anlatımı ile bizi kah donmak üzere olan ve geri dönüş yolunu kaybeden bir grup dağcının yanına, kah bir cinci hocanın tecavüzüne uğrayan bir köylü kızın yanına görütüyor... Kah sevdiği kadın için cinayet işlemeyi göza alan bir garsonun, kah yaşadıkları kötü çocukluk yüzünden bir suç makinesine dönüşen ikiz kardeşlerin anlattıklarını dinliyoruz...
Öyküler yalın, karakterler derinlikli, anlatım sakin. Suç ile ilgili karanlık, tehlikeli, dumanlı hikayelerin böyle anlatılması onları daha bir çekici hale getiriyor. Yazarın başarısı da burada yatıyor bence.
Okuduğum ilk Cenk Çalışır kitabıydı. İçinde 15 öykü var. Öncesinde ilk kitabı okumuş olmayı gerektirmiyor. Öykülerin bazıları daha önce 221B ve Dedektif Dergi'de yayınlanmış. Birbirini tekrarlamayan farklı konular var.
En sevdiklerim Eniştemi Neden Öldürdüm, Leke ve Hudut oldu. İkiz Kardeşler ise sanırım grubun içinde bana en hitap etmeyen öykü oldu.
Açıkcası 8. Öykü nedeniyle bu kitaba bir şeyler yazmak istemedim ama yazmadan da duramayacağım 8. Öykü ENSEST temalı psikopatlık öyküsü ensesti ülkemizde yok mu sayıyorum hayır ama midem bulanıyor bir çok öykü suç temalı gene ama cenk çalışır'ın şu yeşil gözlere takıntısını çözemedim