Jump to ratings and reviews
Rate this book

Ankara

Rate this book
Milli Mucadele yillarinda hicbir cikar gozetmeksizin yurtlari icin calisan bazi subaylarin ve politikacilarin zaferden sonra “sermaye cevreleriyle iliskileri” ya da “arsa spekulasyonu”, “taahhut isi” gibi girisimlerle zenginlesmeleri, “inkilap”a bosvermeleri. Romanin kadin kahramani Selma’nin yasami izlenerek Milli Mucadele inancinin atesli donemleri ve sonrasi anlatiliyor.Sayfa 252Baski 2004 Iletisim Yayincilik

264 pages, Paperback

First published January 1, 1934

33 people are currently reading
718 people want to read

About the author

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

36 books177 followers
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, (d. 27 Mart 1889, Kahire, Mısır – ö. 3 Aralık 1974, Ankara). Türk romancı, gazeteci, şair, diplomat.

Roman, öykü ve makaleleri ile Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana geçirdiği değişiklikleri anlatmış bir yazardır. Asıl ününü romanları ile sağlayan yazarın en ünlü romanları Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Edebiyat yaşamının başında Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun kurucu üyeleri arasında yer almış; daha sonra ferdiyetçi düşüncelerden uzaklaşarak toplumcu edebiyatı kabul etmiş bir yazar olarak değerlendirilir.

Milli Mücadele yıllarında ve sonrasında etkin bir siyasal yaşam sürmüştür. Milli Mücadeleden itibaren Atatürk’ün yakın arkadaşları arasında yer almış; TBMM II., IV., XII. dönemlerde milletvekiliği yapmıştır.

Kadro Dergisi’nin kurucularındandır. Derginin devrin yöneticileri ile fikir ayrılığına düşüp Kemalizm’i değiştirmekle suçlanarak kapanmasından sonra diplomat olarak yurtdışında çeşitli görevlerde bulunmuştur.

Anadolu Ajansı’nın kurucularındandır; ömrünün son yıllarında ajansın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Yakup_Ka...

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
220 (20%)
4 stars
409 (38%)
3 stars
318 (30%)
2 stars
79 (7%)
1 star
25 (2%)
Displaying 1 - 30 of 80 reviews
Profile Image for Cemre.
726 reviews566 followers
July 30, 2019
Ankara, pek çok kişinin aksine benim iyi ki yaşadım, yaşıyorum dediğim bir şehir. Yakup Kadri ise romanlarını büyük keyifle okuduğum bir Cumhuriyet Dönemi yazarı. Bununla birlikte Ankara romanı, şu ana kadar okuduğum Yakup Kadri romanları içinde en az keyif aldığım oldu. Bu durumun temel sebepleri, romanda yer verdiği karakter sayısının az olması ve Yakup Kadri'nin diğer romanlarındaki karakterleri işleyişindeki derinliği ve inceliği bu romanda bulamamam oldu.

Merak edenler için romandan kısaca bahsedecek olursam, Ankara, üç bölümden oluşuyor. İlk bölüme Millî Mücadele'nin son demlerinde Ankara'ya yerleşen yeni evli çift Selma ile Nazif hâkim. Bu bölümde bu çift ile çiftin yaşadığı yerdeki komşuları ve arkadaşları vasıtasıyla Ankara'nın Millî Mücadele sonrasındaki refaha henüz erişememiş, eğitim ve kültür açılarından kısır kalmış halini ve Ankara insanının Millî Mücadele'ye ve sonrasında yaşanacaklara bağlanan umutlarını okuyoruz. İkinci bölümde Millî Mücadele'nin ilanından sonraki süreç ve o süreçte Ankara, Ankara'nın değişen yapısı, başkalaşan insanları Selma ve Selma'nın ikinci eşi Hakkı Bey üzerinden inceleniyor. Üçüncü bölümde ise Yakup Kadri, henüz yaşamadığı bir dönemi (roman 1934 yılında yayımlanmış; ancak romanın son bölümü 1940'lı yıllarda geçiyor) ve o dönemde görmek istediği Ankara'yı Selma ile Selma'nın üçüncü eşi Neşet Sabit üzerinden anlatıyor.

Yakup Kadri romanlarında kadın karakterlerden daima hayıflanarak bahsederim. Zira Yakup Kadri'nin kadın karakterlerini -en azından benim okuduklarımı- belli bir kalıptan çıkmışçasına hep zayıf, vurdumduymaz, aklını kullanmak ve faydalı olmaya çalışmak yerine bir erkeğe umut bağlayarak yaşamını sürdüren ve o erkekler uğruna kötü şeyler de dâhil olmak üzere her şeyi yapabilecek karakterler olarak yazması beni hem rahatsız eder hem de üzer. Ankara ise bu açıdan diğer Yakup Kadri romanlarından farklı bir roman. İlk olarak Ankara, temelde bir kadının hayatının üç farklı bölümünü ele alıyor. İlk bölümde İstanbul'daki rahat olarak addedilebilecek yaşantısından hiç tanımadığı bir adamla evlenerek kopan, kocasının peşinde İstanbul'dan çok daha farklı bir şehir olan Ankara'ya gelerek alışık olmadığı bir çevreye uyum sağlamaya çalışan Selma'yı okuyoruz. Bu bölümdeki Selma, gençliğin umutlarını canlı bir şekilde içinde taşıyan, içinde bulunduğu duruma adapte olmaya ve çevresindeki kadınların aksine vatanı için bir şeyler yapmaya çalışan bir kadın. Hayatının ve kitabın ikinci bölümü de işte bu çabayla başlıyor; çünkü Selma'nın aksine ilk kocası Nazif, savaştaki gidişat sebebiyle Kayseri'ye kaçmak isterken Selma, hayran olduğu Binbaşı Hakkı gibi ülkesine yararlı olmaya çalışıyor ve bu konudaki fikir ayrılıkları Selma ile Nazif'i ayırırken Selma ile Hakkı'yı birleştiriyor. Buna mukabil, ikinci bölümde Hakkı Bey'in değişmesi Selma'yı da değiştiriyor. Savaştaki güçlü, çalışkan asker gidiyor, yerine halktan kopuk, her gece bir başka partide eğlenmek dışında pek de bir şey yapmayan, ülke sorunlarından uzaklaşan, kendi çıkarlarını daha çok düşünen, Batılılaşmayı son derece yanlış anlayarak Batı'yı yalnızca görünüş itibariyle sindiren bir adam geliyor. Bu durumu fark eden ve gittikçe Hakkı Bey'e benzediğini düşünmeye başlayan Selma, ikinci kocasından da aslında ilk kocasından ayrılmasına neden olan sebepler yüzünden ayrılıyor. Nitekim Selma, çalışmak ve kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Üçüncü bölümde öğretmenliğe başladığını gördüğümüz Selma, ilk bölümden aşina olduğumuz ve Yakup Kadri'nin "fakir; ama gururlu ve çalışkan" şeklinde portrelediği Neşet Sabit'te gerçek sevgiyi, mutluluğu ve huzuru buluyor. Aslında daima ülkesi için faydalı olmaya çalışan, kendi parasıyla hayatını kazanıp hem kendine yetebilen hem de başkalarına katkısı olan bir kadın karakter okumak oldukça sevindirici; ancak yine de böyle bir karakterin bile erkek karakterin aksine yersiz kuruntular, kıskançlıklar gibi "kadınsal (!) zayıflıkları" var. Yukarıda da belirttiğim gibi Yakup Kadri, diğer romanlarından farklı bir kadın portresi çizse de Yakup Kadri'nin bu romanını diğer romanlarına kıyasla daha az incelikli bulduğumu bir kere daha belirtmek isterim.

Son olarak, romanı bitirdiğimde "acaba Yakup Kadri şu anki Ankara'yı görse, üçüncü bölümde hayalini kurduğu Ankara'nın, Türkiye'nin hiç gerçekleşmediğini görse ne hissederdi" diye düşünmekten de alıkoyamadım kendimi.
Profile Image for Joy.
549 reviews83 followers
September 20, 2020
Anlatımı çok güzel ve çok naif. Baş karakter maşallah, 3 kere boşanıp evlenerek şu an bile bir tabu olanı yıkmış. Bana bu durum pek inandırıcı gelmesede. Geliyor gelmekte olan diye anlıyorsunuz zaten boşanmayı. İlk kocası ile Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet savaşçısı modern kadını, ikinci kocası ile Cumhuriyet dönemi, dansa, moderniteye doymuş kadını, üçüncüsü ile ise aslında Cumhuriyet kadınının nasıl olması gerektiği anlatılmış. Bende kadının karektersiz, her devre her kocaya göre şekil olan biri olarak algıladım bu süreçlerde, çünkü büründüğü üç karekterde birbirine but zıt. Bunun yerine farklı karakterler kurgulansa daha iyi olur hem de hep aynı karekterde kalmazdık. Bu kitapta da ( halide edip ve erken dönem cumhuriyetçi yazarlarda da gözlemlediğim,) anadolu insanını cahillik ve yobazlık, kötü karekteri, fiziksel çirkinlik ve dinle bağdaştırma çokça var. Yanılıyorlar mı peki, maalesef hayır. Din cebin olana kadar zira, neler okuyoruz gazetelerde son dönemler. Elbette hepsi değil ama, eğitime, ilericiliğe düşman çokça anadolu şehri de hala mevcut. Millet aya çıkarken bunlar yıllardır değişmemiş aksine bilinçli cahillikle daha da başa bela olmuşlar.
Kitabım eski Ankara tasvirleri, bir Ankara kara sevdalısı olarak beni büyüledi. Zamanında atla bağa çıkılan yerlerden en son tatilimde yürüyerek indiğimi hatırladım. O yürüyüşüme ekledim o bağları. Bir de zamanın milletvekilleri Yakup Kadri. Şimdikiler ise bir avuç boş çöp..
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,455 followers
June 25, 2018
dün akşam seçim hezimetinden uzaklaşmak için başladım.
1921-24-33 yıllarının ankara’sında geçen ve her bölümde ana karakter selma hanımın bir başkasıyla evli olduğu bir roman.
en güzeli ilk bölüm bence, hele nasıl bir ülkede yaşadığımız düşünülürse, meclisteki muhafazakar milliyetçi sağ partilerin oranı gibi, 1921’de ankara’nın yerlilerinin anlatıldığı bölümler yakup kadri önyargısına bulanmış olsa da en gerçekçi bölümlerdi. ha 100 yıl önce ha 100 yıl sonra... hiçbir şey zorla olmuyor.
roman 1942’de selma hanım 45’indeyken bitiyor da yakup kadri bir yaşlı kadın eli betimliyor ki sanırsınız 80 yaşında, bastonuna dayanıp yürüyor :)
neyse sonra yazarın da önsöze eklediği gibi son bölüm bir ütopya ama ne ütopya... o nedenle de romanın en cansız bölümü, didaktik ve sıkıcı.
bu arada şimdinin görmemiş zenginlerinden bahsediyoruz ya ikinci bölüm müthiş bir cumhuriyetin ilk dönem görgüsüz zenginlerinin portresi...
Profile Image for Mustafa Şahin.
454 reviews105 followers
October 29, 2018
Dönemi yaşamış biri olarak çok güzel bir eser çıkarmış Yakup Kadri. Karikatürize tipler hazırlamış. Kendi beklentisinin ötesindeki yozlaşmayı ve batılılık adı altındaki sefahat düşkünlüğünü de çok sağlam eleştirmiş. Muhakkak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for Musab.
230 reviews
July 21, 2020
Hem milli mücadele hem de sonrasında yaşananları yansıtması bakımından faydalı bir eser.

Kitabın ilk bölümünde milli mücadele döneminde farklı kesimlerin ne düşündüklerini ve neler yaptıklarını, o dönemdeki sosyal hayatı, insanların psikolojisini tıpkı “Yaban” kitabında olduğu gibi çarpıcı bir şekilde aktarıyor yazar.

Kitabın ikinci bölümünde cumhuriyetin ilanından sonra yaşananlar ele alınıyor. İnsanların birbirlerinden koptuğu, elit kesimin yozlaştığı, garip bir modernleşmenin hakim olduğu, insanların özlerinden uzaklaştığı bir dönemi okuyoruz. Yakup Kadri önemli mesajlar veren bir dönem eleştirisi yapıyor.

Son bölüm ise cumhuriyetin ilanından 15-20 sene sonraki Türkiye ütopyası. Yazarın daha sonra kendisinin de değerlendirdiği gibi hiç bu bölümdeki gibi gitmiyor gerçekte işler. 2. bölümdeki şartlar devam ediyor maalesef.

Kitabı cumhuriyet tarihi okurken dönemin izlerini yansıtması sebebiyle bir an önce okumak istedim. Hem toplumsal hem de siyasi açıdan aktardıklarıyla tatmin olduğumu da söyleyebilirim. Ancak edebi açıdan pek sevemedim. Her şeye rağmen okunması gereken bir kitap.
Profile Image for Beyza Özdemir.
23 reviews5 followers
May 27, 2025
Bir gün mutlaka okuyacağımı bildiğim, Ankara'ya olan sevgimden dolayı kesinlikle etkileneceğimi düşündüğüm bu esere yine de ortalama bir beklentiyle hazır Ankara'dayken başladım ve beklentilerimi öyle aştı ki...

Anlatılan hikaye öyle çok da sınırları, başı sonu, çerçevesi olan bir şey değil, keza karakterler de öyle ama öyle bir atmosferi öyle bir başarıyla anlatıyor ki etkilenmemek mümkün değil. Cumhuriyetin ilk yılları: Cumhuriyet harf harf, kurşun kurşun, Ankara ise insan insan, tuğla tuğla inşa ediliyor. Göç alıyor, inkılaplar birer birer işleniyor bozkıra. Gelenler Ankara'ya, Ankara "yaban"lara ve cumhuriyete alışmaya çalışıyor. Mücadelenin ertesinde bir hayat, bir şehir, bir medeniyet, bir ülke nasıl inşa edilir öyle güzel akıp gidiyor ki neresine dikkat çeksem, neresini "en iyisi" addetsem bilemiyorum.

Farklı hayatları, yaşam tarzlarını ve görüşleri, farklılaşan kişileri ve şehri müthiş yansıtıyor. Belki Selma'nın -ya da öteki karakterlerin- başlı sonlu bir öyküsünü okumuyoruz, derinliğini çok göremiyoruz ama zaten bana kalırsa bu eser kişilerin ötesinde. Cumhuriyet değerlerinin Selma'yı nasıl değiştirdiği, Yıldız'ı nasıl yetiştirdiği, Neşet'i nasıl beslediğini ve tüm bunların ötesinde Ankara'yı nasıl emek emek büyüttüğünü sunuyor çünkü. Bu romanın ana kahramanı zaten Selma değil, Neşet, Hakkı, Nazif değil. Romanın ana kahramanı cumhuriyet ve Ankara.
Profile Image for Tansel Erdem Yılmaz.
25 reviews5 followers
March 10, 2025
Yaban’dan hemen sonra okuduğumdan mı nedir, hem beğendiğim hem de eleştirdiğim noktalar ortak. Yakup Kadri’nin sözcüklerle ilişkisi, Orhan Pamuk okurken yaşadığım o hissi yaşatıyor bana, bir tasvirde ne bir eksik ne de bir fazla sözcük var. Kelimelere takla attırarak olayın özünü seyreltmediği için hemen ısındım sanıyorum. Tabii bazen hikayenin akıcılığı arasına Cumhuriyet’in kuruluş dönemine dair çok uzun pasajlar girmesini bir anlamda kendini o dönemin aktörü olarak konumlandırmasına bağlıyprum ancak propaganda broşürüne kayan bazı sayfalarda dikkat dağılmanın sınırına geliyor.

İkinci eleştirim ise ikili ilişkileri, hem Yaban hem Ankara’da çok kestirme tespitlerle görüyor. İşin ilginci, Ankara’nın asıl olay örgüsünde ikili ilişkiler var, yani kitap boyunca kimin hangi duygusal kararlar vereceği ya da kimin o karar sonucunda ne hissedeceğini ezbere biliyorsunuz. Kişiler iç dünyalarında ne kadar derin hislere sahipse gönül işlerinde o kadar yüzeyde kalıyor. Her yönüyle iyi işlenmiş olay örgüsüyle iki kitabını toplam 3 günde bitirdiğim bu yazara dair en köklü eleştirim de bu.

Belki de Yakup Kadri enfes bir kalem olsa da kötü bir gönül insandır.
Profile Image for İlhanCa.
906 reviews7 followers
December 16, 2023
Milli mücadele ve sonrası..
Klasik bir Yakup Kadri romanı..
Ancak duygusal gel gitlerin de yaşandığı dönemi aktarırken topluma olan eleştirisini de es geçmiyor..
Açıktan her şeyi eleştiriyor..
Batılılaşmayı kültürümüzden uzaklaşma olarak algılayanlara ya da batılılaşmayı batılıları kültürleriyle beraber kopyalamak olarak görenleri eleştiriyor..
Tarihimizden kopmayı ve onu küçümsemeyi kabul etmiyor..
Bu bağlamda ilginç bir eser..
Dönemi merak eden biri olarak kütüphanemde yerini alıyor kitap..
Profile Image for Pınar Aydoğdu.
Author 4 books39 followers
September 17, 2025
1934 yılında yayımlanan roman Kurtuluş savaşı yıllarından başlıyor. Selma adında iyi yetişmiş bir kadının başından geçen evlilikler çevresinde çizilen ülkede yaşanan değişimlerin portresi Cumhuriyetin kuruluş dönemi ile 1942 yılına kadar uzanıyor. Bir yozlaşma ve aydın eleştirisi yapan Karaosmanoğlu, dönemine göre bir kadın için radikal değişimler yapan Selma Hanım’ın hayat hikâyesi çevresinde Cumhuriyet öncesi ve sonrası insanların trajikomik hallerini yansıtıyor.
Profile Image for Koray.
310 reviews59 followers
March 28, 2025
Kitap aslında güzel bir roman değil, ancak yine de okumak zorunda olduğumuz bir kitap; çünkü Yakup Kadri yazmış ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ışık tutuyor. Güzel olmayışının birinci sebebi karakter derinliğinin olmaması. Hatta romanın baş kişisi Selma'nın bile karakter derinliği fazla yok. Selma'nın üçüncü kocası Neşet Sabit ise fazla kıl geldi bana. Aman bir havalar, bir havalar... Sanırsın bana Albert Camus. Erkeklerden bedbaht olan Selma'ya tavsiyem sudokuya yönelmesi. Uzun lafın kısası "Yaban" romanı bundan birkaç defa daha güzel.
Profile Image for Ohsuz.
61 reviews
March 23, 2025
Unexpectedly feminist (ve ankarada geçiyor daha nolsun)
Profile Image for Emir.
148 reviews2 followers
August 23, 2023
yer yer propaganda metnine dönse de genel anlatım ve sosyolojik analiz şahaneydi. büyük adam veßelam
Profile Image for Murat.
85 reviews
September 20, 2021
Lise yıllarında Panorama ile birlikte okumuştum ama yeniden okurken kitaba dair adından başka neredeyse hiçbir şey hatırlamadığımı fark ettim.

Bence kötü bir roman. Ancak Çankaya'nın, Küçükesat'ın dutluk olduğu zamanları, Ankara'nın kale etrafında minik bir kasaba olduğu halleri kafada canlandırmak için birebir. Tabii öncesinde Ankara'yı biraz olsun sevmek gerekiyor. Taşhan, Karpiç Lokantası, Jansen planı hakkında araştırma yapmak, Ankara haritası üzerinde geçmiş zamanın izini sürmek kitabı okumaktan daha çok vaktimi aldı.

1930'ların başında yazılmış kitabın üçüncü bölümünde sonraki yıllara dair temenninin ötesinde ütopik ve kimimize göre distopik bir Ankara portresi çizilmiş. Keşke yazar daha sonra kaleme aldığı önsözü geniş tutup kitabın ikinci bölümünden öteye gidememiş gerçek Ankara hakkında daha çok değerlendirmede bulunsaydı.
Profile Image for Yasemin Günindi.
60 reviews4 followers
Read
April 28, 2020
Ankara, Yakup Kadri'nin 1934'te basılan romanı. Ele aldığı konular, karakterlerin gelişimleri ve bazı sahneleriyle edebiyatımızda oldukça önemli bir yeri var. 3 bölümden oluşuyor. I. bölüm 1921-1922, II. bölüm 1925-1926, III. bölüm 1937-1943 yıllarında geçiyor. III. bölüme Yakup Kadri'nin milliyetçi ve kemalist ütopyası demek yanlış olmaz herhalde. Ancak yazarın 1964'teki 3. baskı için notu, bu ütopyanın gerçeğe uzaklığını özetliyor. Yine de 40lı yıllarda Atatürk'ün yaşadığını okumak garip hissettirdi. Konu olarak baktığımızda 3. kısım oldukça ilginç görünse de en sıkıcı kısımdı benim için. Ankara'yı o dönemlerde yaşayan birinin kaleminden okumaktansa çok hoşlandım. Küçükken neredeyse her hafta sonumun geçtiği Çiftliği özledim. Dedemin anlattığı baloları hatırladım. Yine de, belki ilk okuduğum romanı olduğundandır, Yaban beni daha çok sarsmıştı.
Profile Image for Kayıp Rıhtım.
375 reviews301 followers
Read
December 30, 2020
Ankara romanını anlayabilmek için öncelikle romanın nasıl bir ortamda yazıldığını anlamamız gerekiyor. Roman, ilk kez 1933 yılında hafta hafta tefrika ediliyor. Aynı yıllarda Yakup Kadri, “Kadro” isimli dergiyi çıkarıyor. Derginin hem imtiyaz sahibi hem de yayıncısı olan yazar, dergiyi yayın süreci boyunca diğer beş arkadaşıyla birlikte çıkarıyor. Derginin gayesi yeni kurulan cumhuriyete, devletçilik ilkesi doğrultusunda bir iktisadi politika geliştirmek oluyor.

Betül Yılmaz

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/inceleme/anka...
Profile Image for Nataša.
317 reviews
December 25, 2021
Ne volim kada mi pisac izlista pitanja na koje daje odgovore u svom delu. Umem da čitam i tragam.
Značajno iskustvo, istorija Turske koju nisam učila u školi.
Slika grada sjajna, centralni lik - slabašan.
Profile Image for Ebru Çökmez.
265 reviews60 followers
August 11, 2017
Cumhuriyet'in kuruluş yılları Ankara'sına ilişkin gerçekten çarpıcı bir roman. 2016 Türkiye'sinin geldiği noktanın izleri satır aralarında..
Profile Image for Cgcang.
341 reviews38 followers
July 16, 2020
Ankara üzerine bir şeyler yazıp çizmek güç. Zaten nereden baksanız kitabı evirip çevirip değerlendirmek de güç.

Öncelikle, Ankara'yı bir roman olarak Yaban ölçüsünde başarılı bulmadım. Yaban bir dönemi, birtakım insanları, bir ortamı ve bir duygu durumunu beceriyle yansıtıyordu. Büsbütün bir romandı.

Ankara bütünlüklü değil, bir roman olarak yapısıyla ve kurgusuyla Yaban'la aşık atacak gibi de değil. Üstelik, aklımda bir roman olarak değil, Yakup Kadri'nin 1934 yılında devrime yönelik düşünce ve umutlarını hoş bir dille anlattığı düşünsel bir çalışma olarak yer tutacağını sanıyorum.

Yakup Kadri'nin devrime, devrimin gidişine ilişkin yorum ve kaygıları çok baskın. Bu nedenle de başka her şey bunun gerisinde ve eksik kalıyor. Selma'dan Neşet Sabit'e, Hakkı'dan Ömer Efendi'ye tüm karakterler; üç ana bölüm ve bu bölümde -biraz da yinelemeyle- olup bitenler tümüyle Yakup Kadri'nin toplumsal görüş, dilek ve şikayetlerini dışavurması için birer gerekçeden öte değil.

Bense yazınsal yapıtların öncelikle yazınsal yapıt olması gerektiğini düşünüyorum. Roman, yazarı Yakup Kadri, konusu Türk Devrimi bile olsa toplumsal tartışmanın kılıfı olmamalı.

Üç ayrı bölümde ve evrede halkın ve seçkinlerin devrime yaklaşımını özetlemesine değinmek gerekiyor. Neredeyse yüz yıl sonra Yakup Kadri'nin yorumlarını ve dileklerini yeni bir gözle, veriye dayalı değerlendirebiliyoruz. Kendisi diyor ki, savaştan sonra seçkinler devrimin ateşini yitirmiştir, halka sırt çevirmiştir, varsıllaşmaya, halkçılıktan uzaklaşmaya başlamıştır. Şimdi, bu doğru. Ancak, birtakım insanlar için doğru. Yoksa 1920-30'larda Türkiye devrimden uzaklaşmakta değildi. Devrimin akışını kendi çıkarına yontan, varsıllaşan, halkı sömüren insanlar türemiştir. Bazıları üstelik, savaş kahramanıdır. Kaçınılmazdır bu, bunun tümüyle önüne geçilemez. Bu devrimin rayından saptığı anlamına gelmez, gelmediğini zaman gösterdi.

Üçüncü bölümde bu durağanlıktan, sönümlenmeden kurtulmuş yeni bir devrimci duygu dünyası çiziyor Yakup Kadri. Ekonomik, kültürel, sanatsal gelişmeler Mustafa Kemal'in önderliğinde 1942'ye dek sürüyor. Böylece öykü, geleceğe uzanmış oluyor. Böyle bir şeye gereksinim duymuş olması kendi başına Ankara'nın bir romandan önce toplumsal uyarı olduğunu gösteriyor bana kalırsa. Çok da yadırgadım bunu. Öte yandan, büyük, düşsel başarılar olarak söz ettiği şeylerin en azından bir bölümünün 1938'e dek, parça parça da sonrasında gerçekleştirildiğini, 1939'dan sonra aşama aşama Türkiye'nin dönüştüğünü belirtmeliyiz. Bu dönüşüm, Mustafa Kemal döneminde yapılanları donduran, kırıp döken bir dönüşüm oldu. Dolayısıyla dönüp bakınca Yakup Kadri'nin Ankara'da düşsel bir Türkiye yaratması hem yersiz, hem gereksiz, hem de acıklı bulunabilir.

Tüm bunlara karşın, gerçekte Ankara eğer bir roman olarak değerlendirilecekse, devrim içinde yolunu bulmaya çalışan bir kadının romanı olarak okunabilir ve 1930'larda devrimden toplumca uzaklaşıldığı ve 1933'ten sonra devrime toplumca dört elle sarılındığı yorumu bir yana bırakılabilir. Bu duygu bunalımları ve değişimleri geniş anlamıyla bütün Türklerin değil, Selma'nın bunalım ve değişimleri sayılabilir.

Yine de Yakup Kadri dönemin aydını olarak gerçek ve doğru, ancak kısıtlı topluluklar için geçerli şeylere parmak basıyor. Eleştirileri önemli, ancak tüm toplum için geçerli değil. Düşledikleri de önemli çünkü büyük bölümü zaten başarıldı. Bunları tartışmak ve tartıştırmak için bir roman yazmak mı gerekirdi? Bilemiyorum. Ama gerekiyorsa da, Yakup Kadri rahatlıkla daha iyisini yazabilirdi herhalde.

Bitirmeden önce çok önemli bir nokta: İletişim yayınları, Yakup Kadri'nin kitaplarını çok çok kötü basıyor. Yalnızca dizgi iyi, yapanlar var olsun. Bunun dışında kapak kötü, arka kapak kötü, renkler kötü, tanıtım yazıları kötü, üstelik kitabın tanıtım metni İletişim'in yayıncı kimliğine koşut olarak dönemi ve devrimi küçümseme girişimi olarak da görülebilir. Kitabı okuyan biri İletişim'in yazdığı açıklamadaki tersliği herhalde görecektir zaten.

Yakup Kadri daha iyi bir yayıncıyı hak ediyor.

Profile Image for A..
Author 6 books26 followers
June 21, 2018
T.C. Cumhuriyeti'nin kuruluş döneminde yaşayan bir kadının—Selma Hanım'ın serüveni. Yazarın anlatım dili, geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki geçişler ara ara kulak tırmalasa da genel olarak akıcı. Roman, sonu kurgulanmadan yazılmış gibi. Daha önceki bölümde veya ondan önceki bölümde de bitebilirdi. Bu arada son bölümden önce Cumhuriyet'in 20. yıl kutlamalarından söz ediliyor ve 1942 yılına işaret ediliyor. Oysa son bölümde, Gazi'nin (Mustafa Kemal'den) kutlamalara katılımından söz ediliyor. Yazar belki de Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamalarını anlatıyor ama anlatım kurgudaki zamanın akışına uymuyor.
Cumhuriyet'in kuruluş dönemine ilgi duyanlar için okunabilir bir roman. Onun dışında kurgu ve anlatım olarak çok başarılı değil.
Profile Image for Brat Virdžinije Vulf.
88 reviews3 followers
September 28, 2021
Pripovijedanje jako kvalitetno, mada sa određenom dozom pristrasnosti, ali ne opterećuje čitaoca. Ovaj roman je jedan od krucijalnih koraka na putu izgradnje savremenog turskog romana. Turska književnost je u 20. i 21. vijeku postala jedna od najkvalitetnijih u svijetu (paralelno sa latinoameričkom i katalonskom).
Pored toga, nije u pitanju politički manifest, već roman, o jednoj specijalnoj, običnoj ženi i stvaranju grada. Taj novostvoreni grad, će se kasnije osvetiti Istanbulu Gospođe Salkim (J. Karakojunlu), za sve što nije bio dok je Istanbul bio u centru svijeta. Koliko će se održati taj novi poredak, reći će nam Orhan Pamuk, i probuditi "čudan osjećaj u nama".
Profile Image for Emre İlkan Saklıca.
33 reviews
November 4, 2024
"O milli ateşin hararetinden, bu buzdan şehir maketi nasıl çıkmıştı?"

Bunca yıl, bu kitabı nasıl okumamışım? Kitabı okurken, sıkça aklıma bu retorik soru geldi. "Ankara" bence çok etkileyici bir roman. Kitapta üç kısımda üç ayrı dönemle cumhuriyetin kuruluşu sırasında Ankara'daki değişime tanık oluyoruz. Selma Hanım'ın hayatına eşlik ederek inkılâpları; toplumdaki etkilerini, bu ideadan sapanları ve Ankara'yı seyrediyoruz.

Yakup Kadri'nin topluma ilişkin tahlilleri, mikro ilişkilerdeki anlatım gücü fazlasıyla hayret verici. Kitap bana kolay kolay unutamayacağım bir hayat ve şehir öyküsü bıraktı... Mutlaka okuyun.


160 reviews1 follower
December 6, 2020
Cumhuriyetin kuruluş dönemini anlatan çok güzel bir kitap
Profile Image for Konstans.
54 reviews1 follower
January 15, 2025
Yakup Kadri'nin 1934te yazdığı bu romanda Atatürk'ün cumhuriyetin 20. Yılını göreceğine inanması duygulandırdı.
Profile Image for Veli Çetin.
246 reviews4 followers
February 18, 2024
Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore ardından da bu bir üçleme gibi. Yakın ama pek bilinmeyen, belkide özellikle Sodom ve Gomore deki gibi utanç duyulacak olaylardan dolayı dillendirilmeyen tarihimiz için iyi kaynaklar.
Profile Image for emirhan erdoğan.
25 reviews2 followers
February 6, 2014
yakup kadri karaosmanoğlu'nun 1920-1942 yılları arasında ankara'nın geçirdiği değişimi çok güzel anlattığı romanı.

oldukça akıcı bir dille yazılan kitap üç kısımdan oluşuyor ve her kısım romanın kahramanı selma hanım'ın hayatındaki bir dönemi anlatıyor. selma hanım'ın ve çevresindeki insanların, köylülerin nasıl dönüşüm geçirdiklerine şahit oluyorsunuz. bunun yanı sıra evler, mahalleler, sokaklar, caddeler, arabalar, meydanlar, devlet binaları da uğradıkları dönüşümlerle romanda iz bırakıyor. romanın üç kısmı biraz keskin bir biçimde birbirlerinden ayrılsalar ve okuyucu bunu hissetse de bu çok rahatsız edici gelmiyor. aksine çoğu yerde ayrımı, değişimi fark edemiyorsunuz. ancak birkaç sayfa ilerledikten sonra, 'aa bu eskiden (romanın başında) böyle değildi' deyince anlıyorsunuz.
roman, türk kadınının eşitlik hakkını savunan cümlelerle dolu. yazarın bunu anlatmak için kullandığı selma hanım karakterinin yükselişi ve yaşadıkları o dönem için büyük başarı. ayrıca kendisi türk inkılabını desteklediği halde karaosmanoğlu, neşet sabit karakteriyle, inkılabın yer yer göze çarpan çiğliklerini de çok güzel eleştiriyor.
nazif bey aracılığıyla ankara siyasi yaşamına, binbaşı hakkı bey ile de askeri zihniyete değinen yakup kadri, yıldız hanım karakteriyle cumhuriyeti kuran nesil ile hemen arkasından gelen nesil arasındaki farklara parmak basıyor. roman türk inkılabının bir meşale yakıp gelecek nesillere emanet ettiğini belirten zafer turuyla bitiyor.

eski ankara yapıları (kale, anakra palas, büyük devlet tiyatrosu v.) ile sokaklarını (çıkrıkçılar yokuşu, çankaya vs.) ve cumhuriyetin kuruluş yıllarında türk toplumunun geçirdiği sancıları merak edenler için tavsiye edilir.
Profile Image for Murat Tecimer.
52 reviews1 follower
February 15, 2020
Kitap dilini karmaşık buldum, günümüz Türkçe’sine uyarlanması gerekir kanaatindeyim.
Örneğin 36. Baskı (2018 baskısı) s. 182
“Maddenin, insan elinde bu şekilden şekle girişi, adeta canlanıp muttasıl istihale ve tekamül eden bir uzviyet halini alışı ona hayret verici bir fantasmagoria gibi geldi.”
Profile Image for Burcu.
81 reviews
November 9, 2018
İlk bölümlerin dönemin Ankara'sının net bir resmini çizmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. İlk bölümlerdeki samimi ve gerçekçi anlatım, son bölümde sanırım bilinçli olarak değiştirilmiş. Son bölümde dikkatimin dağıldığını ve kitaptan uzaklaştığımı hissettim. O nedenle Yaban'ı bitirdiğimde yaşadığım etki ve izi bırakmadı.
Profile Image for Fatih Dönmez.
131 reviews17 followers
December 11, 2018
Fazla basit. Ana karakterin değişimi hiç inandırıcı değil. Yan karakterler ise çok figüran kalmış. 2.5 benim için puanı
Profile Image for ineklibakkal.
37 reviews8 followers
April 19, 2020
Bu kitabı okumama Nurdan Gürbilek vesile oldu, "Vitrinde Yaşamak" adlı kitabında kısa bir çözümlemesini sunduğu romanı merak edip okumak istedim. Okuduktan sonra dönüp bu kısmı tekrar okuduğumda değindiği noktaların kafamda romanla ilgili oluşanlarla örtüştüğünü gördüm, bu yüzden kendisinin roman hakkındaki bazı cümlelerini kendi değerlendirmemde aktarmakta bir sakınca görmüyorum.

"Yakup Kadri'nin Ankara'sı, bildiğim kadarıyla modern Türk edebiyatındaki tek şehir ütopyası. Özel hayat ile cemiyet hayatının nasıl bir ideal yapı içinde bir araya geleceği, çoğu ütopya gibi bu kitabın da temel eksenini oluşturur.

Ankara'da bir şehrin hikayesiyle bir kadının özel hayatı iç içe anlatılmıştır. Daha doğrusu bu ikisi zaten aynı şeydir, umumun hayatına biçim veren her şey Selma Hanım'ın özel yaşamında doğrudan karşılığını bulur. O kadar ki, Selma Hanım, Milli Mücadele yıllarında asker kıyafeti dışında bir erkeği tasavvur bile edemez, banka şefi ilk kocasından soğuyup savaş kahramanı Miralay Hakkı bey ile evlenir. Ama Milli Mücadele ruhu gevşedikçe Selma Hanım'la Hakkı Bey'in evlilik bağları da gevşeyecek, sivil hayata geçip iş adamı olan kocası, Selma Hanım için bütün çekiciliğini kaybedecektir. Romanın ütopik üçüncü bölümünde Selma Hanım bu kez Milli Mücadele ruhuna sadık kalan muharrir Neşet Sabit ile evlenir. Kamuyla özel hayat arasındaki ilişki son derece kabadır: Oradaki her değişiklik özel hayata doğrudan yansıyacak, şehrin her dönemi yeni bir kocayı gerektirecektir.

Yazarın Cumhuriyet'le birlikte kurulan sivil düzeni olumsuzladığı açıktır. Alafranga eğlencelerin, yılbaşı balolarının, suvarelerin, dansların, tangoların, palasların Yenişehir'i "kötü bir tiyatro sahnesinin üstünde görülen şeyler gibi sahte, yapmacıklı, iğreti ve uydurma"dır. Romanın yazarı yeni şehri eleştirirken hep bu tiyatro-sahicilik, rol-samimiyet karşıtlığına başvurur: Yenişehir'de hayat iğreti bir dekor, insanlar kurulmuş kuklalardır. Bunun özel hayattaki karşılığı da "soğuk aile nizamı", "kibar evlilik üslubu"dur. Özel hayata; aşka, dostluğa, evliliğe ruh katacak olan, kamusal olanla şahsiyetin iç içeliğidir. Sivil hayatın soğukluğu, yavanlığı ve yapaylığı karşısında Milli Mücadele döneminin "sade, samimi ve şiddetle şahsi" hayatı özlenir. Nitekim ütopyanın anlatıldığı, ideal şehrin tasvir edildiği üçüncü bölümde, yazarın hayal ettiği Ankara'da kamu, özel hayatı tümüyle içine almıştır. ...

...Bu şehir ütopyasında kamunun dışı yoktur aslında. Kamu hem devlettir, hem iktisadi hayattır, hem de kişisel olandır. Nasıl sivil hayat, iş ya da eğlence hayatı kendi başına yapay ve iğretiyse, kişisellik de kendi başına ruhsuz ve soğuktur. Şahsi hayat ihtirastan, arzudan, iştahtan ve tensellikten arındığı, umumun içinde eridiği ölçüde sahicilik kazanır. ...

...Ankara bir memur ütopyasıdır. Orada mahremiyete gerek yoktur, çünkü şehir yabancıların yeri olarak tarif edilmemektedir. Orada "insan bir defa tanıdığı ile ikinci rast gelişinde kırk yıllık dost gibi olur". Yazar tüm ulusta; memurlarda, aydınlarda, işçilerde, köylülerde aynı öncü ruhu, aynı romantik ruhu, yeni düzene aynı "hummalı bağlılığı" bulabilmektedir. Bu açıdan her şeyi içine alan kamu, hep öznelliğin terimleriyle ifade edilir, ancak öyle sahici kılınabilir. Umumi dava şahsi, sıcak ve samimidir. ...

...Ankara'da göremediğimiz, Türkiye'de ancak 1950' lerden itibaren etkisini gösterebilmiş bir ayrışma. Ankara'dansa İstanbul'da ürkek bir şekilde dile getirilen, o da ancak 1950' lerden itibaren işitilmeye başlayan bir ayrışma. Yakup Kadri'nin ütopyasını kurduğu Ankara büyür, gelişirken 1500 küsür yıllık "dersaadet"liğini, saltanat merkezi olmuşluğunu unutmak zorunda kalan, nüfuz kaybeden İstanbul bir büyük şehir kimliğine kavuşuyor, sokaklarında ancak özel hayatın güvenini terk etme cüretini gösteren hemşehrilerine, ancak gerçek bir kamunun, yabancıların sunabileceği kaçak, kaçamak heyecanlar sunuyordu. "
Displaying 1 - 30 of 80 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.