Cibran'ın kurguladığı dünya (ütopya) içerisinde sevgi ve güzellikler var, bu anahtarların tüm sorunları çözebileceği öngörüsü var. Kitaplarında incil etkisi görülse de, kilise problematiğini tekrar etmekten vazgeçmiyor. Aynı şekilde despotik idareler de sorunları ile kitaplarında yer alıyor. Kafir Halil de bu kitaplardan birisi. İçim sızlayarak, severek okudum.
‘...Zamanın Başlangıcından günümüze kadar, atalarından miras olarak devraldıkları şerefe sıkıca yapışmış gruplar, halklara karşı, papazlar ve dinlerin önderleriyle sürekli bir uyum ve dayanışma içinde olmuşlardır. Pençeleriyle insan topluluklarını enselerinden yakalamış, dünyadan cehalet silinmedikçe, her insanın aklı bir kral, her kadının kalbi bir rahibe olmadıkça ortadan kalkmayacak müzmin bir hastalıktır bu.
...
Lübnan’da şerefi miras yoluyla devralanlar, şatolarının yanı başında durarak Lüblanlılara şöyle seslenirler:
“ Yasa (padişah) beni bedenlerinizin koruyucusu yaptı.”
Rahip de kilisenin önüne dikilerek şöyle bağırır:
“ Tanrı beni ruhlarınızın koruyucusu yaptı!”
Lübnanlılarsa sessiz kalırlar; çünkü toprağa gömülmüş kalpler kırılmaz. Çünkü ölüler ağlamaz....”
Halil Cibran, Kafir Halil & Deli, Ulak Yayınları, 1. Baskı, sayfa 36.