Andrey Platanov’u ilk kez üç yıl önce Dönüş adlı kitabıyla tanıdım ve ardından Türkçe’ye çevrilmiş tüm eserlerini ( Can, Çevengur, Mutlu Moskova, Muhteşem Vahşi Dünya, Çukur) kısa aralıklarla okudum. Oldukça beğendim ve dilini çok etkileyici buldum. Elimdeki bu kitapla da bu yazarın anatomisini öğrenmiş oldum.
Mektupları ve günlükleri çok değerli bulurum, çünkü onlar edebi değildirler, yazanın doğal ve çıplak hallerini yansıtırlar. Dönemin sosyal ve siyasal olaylarını, yaşayış tarzlarını hatta zamana ilişkin dedikodularını okuma şansını verirler. İsmini yazarın 1945’de eşi ve oğluna yazdığı mektuplardan birinde yer alan tek bir cümleden (Birbirimiz İçin Yaşayacağız) almış olan bu kitap Platanov’u çok daha yakından, yazar olarak değil insan Platanov olarak tanımamı sağladı.
Ergen yaşlarda yazılan aşk mektuplarındaki gibi, hatta daha da komik ve basit cümlelerle aşkını anlatan kişi yukarıda adlarını saydığım eserlerin sahibi mi gerçekten diye düşündürdü beni. Karısı ile karşılıklı kıskançlıklarının patolojik seviyelerde olması da gülümsetti beni yine aynı nedenlerle. Eşi Mariya ile resmen çok geç evlenmiş olduğundan belki de (1943’de oğlunun ölümünden birkaç ay sonra) Toşka veya Totik dediği oğlu Platon’a aşırı düşkünlüğü de dikkat çekici.
Mektuplar karşılıklı değil, tek elden yani Platanov’un kaleminden çıkma mektuplar. Bu nedenle olayları tek açıdan yorumluyor. Yazarın yukarıda adı geçen kitaplarının yazım ve basım hikayelerini, Stalin’in kara listesine girdikten sonra yaşamak için verdiği ödünleri ve mücadelesini masal gibi okuyorsunuz. Aslında rejim karşıtı olan ama zorunlu olarak yoldaş”mış” gibi davranan, eşine mektuplarda daima talimatlar veren Platanov’u oldukça ilginç buldum.
Bu kitabı ancak yazarın romanlarını okuduktan sonra okursanız bir anlamı olur kanısındayım. Sadece bu kitabı okuduğunuzda oldukça zayıf karakterli, marazi kıskançlık ve siyasi döneklikle donatılmış bir kişilikle karşılaşağınız kesindir, bu da onun hiç hoşlanmayacağı bir insan modeli olup A. Platanov’a yapılacak büyük bir haksızlıktır.