Entre 18 et 25 ans, la cuisine a tenu une place immense dans la vie de Benoît Peeters. Après un repas chez les Frères Troisgros à Roanne, alors le restaurant le plus célèbre de France, le jeune homme apprend la cuisine avec passion, en autodidacte. Quand il laisse tomber la préparation du concours de Normale Sup et que ses parents lui coupent les vivres, Benoît tente de devenir cuisinier à domicile ! Entre deux articles et un job dans une librairie, il s’essaie aux recettes les plus subtiles… et se confronte à la rudesse du réel.
Benoit Peeters’ın hayatını ‘kuzu kulaklı somon dilimi’ değiştirdi. Bakalım ben de etkisi nasıl olacak:)) … Edebiyat ve yemek; oldukça şık bir ikili olmuş.👌
İlginç bir kitap. Benim için üç buçuk yıldız. Keyifle okumakla beraber çok çarpıcı gelen, uzun süre unutamayacağım diyeceğim noktalar var diyemeyeceğim. Bu sebeple herkese göre olmayacağını ve puanın daha aşağılara sarkabileceğini söylemeliyim.
Çocukluğundan beri adeta içgüdüsel şekilde yemeğe meraklı Benoît Peeters’ın hayatından kesitler okuyoruz. Yemek neredeyse profesyonele yaklaşan düzeylerde hayatının bir yerlerinde olsa da (önsözde bahsedildiği ve değişimi bizim de yaşadığımız gibi) aşçılık bir zanaatten havalı bir mesleğe henüz o yıllarda tam geçiş yapmadığından belki ikinci planda kalıyor. Felsefe eğitimi, Hergé ve çizgi romana dair tezler, Roland Barthes ile ilişkisi, yazdığı romanlar… Bir taraftan da hep yemek. Bazen son kuruşuyla gittiği bir restoranda müşteri olarak bazen sevdiklerine aşçılık yaparak…
Hayatını bir kronoloji içinde fakat anlatım bütünlüğü açısından zayıf kalmış şekilde okuyoruz. Bir bütünlük hissi oluşmuyor. Bundan hoşlanmıyorum. Kitabın çizgilerini ve sadece çok az yerde kullandığı renklerle tercih ettiği sanatı da beğendiğimi söyleyemem. Kullanılan (hazır?) fontlar, kaligrafi de gözümü tırmalıyor. Yukarıda bahsettiğim sebeplere ek bu teknik kanaatlerden ötürü herkese önerceğim bir kitap değil.
Ben gastronomiyi (kendi çapımda) sevdiğimden, ayrıntı ve detaylara özenden, tutkuların peşinde gitmekten etkilendiğimden keyifle okudum. Buna rağmen çok çarpıcı bulmadığımı söylemeliyim.
Handikaplarına rağmen benim gibi okuyacaklara, bon appétit !
Bir Şef Gibi'de kahramanımız Benoît Peeters'in Troisgros Kardeşler'de ilk görüşte aşkın damaktaki karşılığı olan "ilk lokmada aşkı" yaşamasıyla onun mutfağa olan aşkının kıvılcımlanmasını izliyoruz.🍴 Sonrasında bu kıvılcım büyüyor, harıl harıl yanan bir ateşe dönüşüyor. 🔥
Yemek sevdasının bu dönüşüm süreci başarılı değerlendirmeler ve ilgi çekici hikayelerle bizlere sunulmuş. Yeme ve içmeyi sevenler bu kitaptan daha fazla zevk alacaksa da "Bir Şef Gibi" herkese hitap edecek kalibrede. 😇
Je ne suis pas très fan de cuisine donc ça m'a moyennement intéressée ... je ne connaissais aucun des chefs cités et aucun des plats présentés ne m'a mis l'eau à la bouche. Mais je pense que je proposerai ce titre à lire pour un prochain club lecture car le thème peut intéresser pas mal de monde :)
Vraiment chouette à lire, je ne lis jamais sur ce sujet là et pourtant c'est intéressant. Ca m'a donné envie de m'intéresser à la cuisine et la gastronomie de manière un peu plus méthodique. Parfois une confusion sur les personnages. 4/5!
A beautiful book. Wonderful drawings, full of details, and a careful writing. A "homy" feeling, visiting both the kitchen and the intimacy of the main character. Hesitating between progressing fast and savour the story and the drawings - just like a good meal.
Je ne connaissais Peeters que grâce aux Cités obscures, et pas du tout Aurita, mais le sujet m'intéressait bien et j'ai trouvé l'ouvrage encore mieux que prévu! Présenté sous forme de bande-dessinée (format manga), il s'agit de l'autobiographie culinaire de Peeters et de son rapport à la gastronomie depuis son enfance. En plus d'être un ouvrage atypique de ce point de vue-là, il apporte un aperçu précieux de la société parisienne de son adolescence, avec Roland Barthes notamment, tout en montrant l'évolution de la gastronomie au fil des années, ("nouvelle cuisine"). Même si le dessin était pour moi le point faible départ (par affinité personnelle, car je reconnais qu'il est très précis et qu'il sert son oeuvre), j'ai vite cessé d'y prêter attention, trop intéressée par l'histoire.
Pas inintéressant, et pis j'aime bien quand on me parle bouffe. Mais je ne suis pas une grande fan de la cuisine expérimentale et/ou un tant soit peu complexe et/ou carrément snobinarde. Donc bon, comme ça parle beaucoup de ça, je n'ai pas tellement accroché. Bien sûr, parfois il faut jeter un gros coup de pied dans la fourmilière de la cuisine hyper classique pour faire bouger les lignes vers une cuisine plus légère, moins tradi transie dans ses habitudes, mais là ça y va un peu trop fort pour moi.
Merak ve akabinde gelen yenilik anlayışı Benoìt'in tabağına da yansımış görünüyor. Kuralları kırmak için girdiği yolda kurallarin ve sosyal koşulların nasıl yolunu şekillendirdiğini gördüğümüzde aşčılığın tabakla sınırlı bir meziyetten çok, günün koşullarının yansıdığı bu yüzden de sosyal çıkarımlar yapılabilecek bir alan olduğu konusunda genel bir fikir elde etmemizi sağlıyor.
Genel olarak akıcı, hareketli çizimleri olan, iştah açıcı bir kitap. Bir solukta okumak ve edebiyatla aşçılık nasıl kolkola yürüyebilir görmek isteyenler için birebir.
Je me demande à qui je pourrais bien conseiller ce livre... Ceux intéressés par une biographie sur Benoît Peeters ? On ne parle que de sa passion pour la cuisine et la partie BD est plus qu'anecdotique
Ceux intéressés par la cuisine ? Elle n'occupe pas une place suffisamment centrale pour combler ce public, à mon sens.
Les dessins relèvent aussi de ce mi-figue mi-raisin, car même si seuls les plats sont en couleurs, ça ne suffit pas à les mettre suffisamment en valeur.
On est laissé avec cet hybride qui satisfera un public très niche.
Gorgeous illustrations that lie somewhere between true life pencil drawings and comic style; truly focused on gastronomy as much as any particular life story, so if you are looking for any in depth personal story (other than a journey through gastronomy with minor personal anecdotes), look elsewhere. For a visual and sensory ride that is quick and easy to take in, it is great.
Aurélia Aurita, dont j’adore les dessins, illustre cette fois une autre forme de sensualité: les plaisirs de la gastronomie, décrits par un Benoit Peeters qui apparaît ici sous un angle tout à fait nouveau, délicieux, mais peut-être un brin trop intello. Une belle lecture qui ouvre les papilles.
Tutkulu insanlar tanımayı çok seviyorum. Benoit Peeters’ın yemek tutkusu ilham vericiydi. Mutfak ilgi alanımın dışında olsa da Fransız mutfağının dünyaca ünlü çeşitliliği ve yenilikçiliği benim gibilere bile merak uyandırıyor.
S’il ne s’agit pas ici d’un album révolutionnaire, j’ai tout de même pris un immense plaisir à le parcourir. Ce voyage culinaire dans la vie d’un personnage qui m’était totalement inconnu fut une excellente découverte !
Pour les amoureux de bonne cuisine, un livre qui fait saliver ! Benoît Peeters nous transmet sa passion avec brio. Mais les dessins ne sont par contre pas a mon goût (sans mauvais jeu de mot).