Bu yolculukta en çok kendine tanık olacaksın; ayrılık öfke ve keder yoldaşın olacak, müzevirler dünyanı karartacak. Ali Lidar şiirleriyle seni, sana anlatacak.
Dünyanın yükü kendisinden ağırsa, tek çare terazinin kefesine bir tutam adalet koymaktır. Aslında Herkes Haklı, anılardan bir kırkyama…
Herkesin haklı olduğu bir ortamda gerçekten haklı biri var mıdır? Birilerinin haklı olmadığı konusunda haklıysa eğer birileri, bu herkesin haklı olmadığını gösterir ama ya o haksız olanlar da kendilerinin haksız oldukları konusunda haklılarsa bu onları haksız mı yapar yoksa haklı mı? Neyse ki, bu kitap bunu tartışmıyor. Biz de bu konu hakkında konuşmayacağız. Kitabın kendisi bir şiir kitabı. Çeşit çeşit; uzunu, kısası, serbestli, kafiyeli, yarım uyaklı, tam uyaklı, cinaslısı, cinasmamalısı, hepsi var kitabın içinde.
Ali Lidar hakkında pek bir bilgim yok. Yazardan bağımsız olarak, yalnızca eseri incelediğimde birkaç farklı detay dikkatimi çekti. Hemen bu detayları sizinle paylaşmak isterim. İlk dikkatimi çeken unsur; birçok şiirde, alt alta sıralanan dizeler aynı kelime ile başlıyordu. Dizenin devamı farklı olsa da, ilk kelimeyi aynı tutarak kafiyeyi dizenin sonunda değil baştan yakalamak enteresan bir tercih. Kitabın birçok kısmında bunu yakalayabiliriz.
“Ağla, sararan yaprakları son defa görüyoruz / Ağla, sigaramı bitti saat onu geçti çoktan” “ben kendimde razı değilim Tanrı’m / ben kendimden razı değilim anne”
“belki mutsuz ve üşümüş / belki yalnız ve mağrur / belki ağır ve dikkatli / belki ağrılı ve zavallı”
Bu örneklerden daha çok sayılabilir. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Kitabın benimsediği tarz bu. Dizenin son kelimesinin ekleriyle yapılan uyaklardansa ilk kelimenin aynı, benzer ya da karşıt olmasıyla bir uyak yakalanıyor kitabın çoğunda. Benim için, kimi zaman bu dizenin vermek istediği mesajın gücü arttırdıysa da, kimi zaman pek etkilemedi.
Kitabın genel olarak modern bir yazım tarzı var. Günümüzde sık sık kullanılan terimlerle kitapta karşılaşabiliyorsunuz. OHAL, TRT 1, AVM, fast food gibi terimlerle kitabın içerisindeki şiirlerde karşılaşabilirsiniz. Bu biçimde olan, günümüzde anlam ifade eden kelimelerin şiirde olması, okuyucunun kafasında canlandıracağı imgelere yardımcı olması açısından güzel olsa da ben şöyle dizelere henüz alışamadım.
Ancak böyle dizelere tezat olacak şekilde dizelere de rastladım sayfaların arasında. Bu yüzden kitabın iki ucu farklı taraflar olan bir tahterevallinin tam ortasında durduğunu düşünüyorum. Enteresan bir şiir tarzı. Altı çizilecek dizelerle karşılaştım elbette. Kitabın yarısından fazlasını geçemese de bu dizeler, okuması keyifliydi.
Diğer şairlerin yazdığı ve yere göğe sığdıramadığımız o şiirlerin şaşalı tablolar olduğunu var sayarsak, bu kitaptaki şiirler dosya kağıdına hızla yapılan bir çizim gibi kalıyor. Yine çizim, yine emek, yine bir tarz sahibi ama aradaki fark belli.
Eğer şiir okumak istiyorsanız ama çok da derin sularda yüzmemek istiyorsanız yine de kendinizden bir şeyler bulmak istiyorsanız okunabilecek bir şiir kitabı, Aslında Herkes Haklı. Elbette üstüne düşündüğünüz de, bazı satırlarda sandığınızdan daha derin anlamlar çıkarabilirsiniz. Bu da okurun başarısı olur.
Yazara bir şans daha vermek istiyorum. Belki diğer kitaplarında anlatacakları bana daha çok hitap eder. Şimdilik, kötü olmayan, ortalama üstü olan bir kitapla burada bitiriyorum.
Herkesin haklı olacağı güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
‘annem belki annelikten belki de saflığından benden bir torun bekler babam kravat takmamı cumhuriyet irisi lök gibi ortalı ve traş losyonlu çocuklar günaydın bekler bilmezler her gelişimin ertelenmiş bilek kesiği olduğunu tahammül ede ede devirdim kırk yılı kendime, herkese ve her şeye...’