Marksizm bireyi nasıl ele alır? Biyolojik, toplumsal ve psikolojik belirlenmelere nasıl yaklaşır? Bireyi incelerken yöntemini nasıl inşa eder, “bilişsel araçlar”ını nasıl oluşturur? Birey sorunsalı ekseninde “belirlenme”, “kültür”, “ruh/tin” gibi kavramların yeri neresidir? Toplumsallığın bireysel biçimi olarak ruhumuzu; ses tonumuzda, saç kesimimizde, öpüşmemizde, hatta tırnağımızda bile bulabilir miyiz? “Duygutür” nedir, birey konusuna yeni bir bakış açısı getiren bu kavrama nasıl ulaşıldı, her insanda beş duyu gibi bulunan altı “duygutür” hangileridir?
Cem Eroğul'un uzun yıllar süren araştırmalarına ve Birey Nedir? adlı özgün çalışmasına giriş niteliği taşıyan Marksizm ve Birey Sorunsalı, işte bu soruların ve daha fazlasının yanıtlarını oluşturuyor. Aynı zamanda, “diyalektik yöntem”e dair ufuk açıcı bir çerçeve sunuyor.
Cem Eroğul'dan bireye dair, Marksizmin bireye bakışına dair özlü bir rehber…
1960 yılında İstanbul, Saint Joseph Lisesi’nden mezun oldu. 1964 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Yüksek lisansını 1965 yılında Diplôme d’Etudes supérieures (DES), Faculté de Droit et de Science économique (Paris), doktorasını ise 1969 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Anayasa Hukuku asistanı olarak çalışmaya başlayan Eroğul, 1973 yılında aynı fakültede Anayasa Hukuku doçenti oldu. 1982 yılında yine aynı bölümde profesör unvanını aldı. 1983 yılında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın emriyle üniversiteden uzaklaştırıldı. 1990 yılında Danıştay’ın aldığı içtihadı birleştirme kararı uyarınca A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki Anayasa Hukuku profesörlüğüne geri döndü. 2010 yılının başında emekli oldu.
Bu kitapçıkta Cem Eroğul'un 14. Sosyal Bilimler Kongresi'ndeki açılış konuşması ve bir adet röportajı yer alıyor. 2 metin de Eroğul'un kapsamlı ve özgün bir çalışması olan "Birey Nedir?" kitabının tanıtımı niteliğinde. Marksizm ve Birey Sorunsalı, yazarın bu kitabına dair müthiş bir merak uyandırıyor. Tam da bu hisle kitapçıkta özetlenen tezlerin daha bütünlüklü olarak sunulduğu "Birey Nedir?" adlı yapıtı en kısa zamanda okumayı planlıyorum. Yazarın özgün bir şekilde ortaya attığı "duygutür" terimi ise bana biraz spekülatif ve fazlasıyla subjektif gelmekle birlikte yazarın insanın neliğini incelerken başarıyla kullandığı diyalektik yöntem, bu ifadenin daha detaylı incelenmeyi hak ettiğini gösteriyor. "İnsanın belirleyici özelliği toplumsal bir varlık olmasıdır." ana fikriyle yola çıkan Eroğul, Marksizm'in insana/bireye bakışını derinleştirebilecek bir perspektif sunuyor.
orijinalliğini bilemeceğim duygutür kavramı için kısa bir metin olmuş daha da temellendirme gerekiyordu. Orijinal bir fikirse umarım yazar bunun üzerine yeni bir metin yazar