Bu kitap Hitler'e insancıllığı, Beethoven'a damardan arabeski, Trumph'a da empatiyi öğreten bir taşyapıt. Bu nadide eser sayesinde kaç köçek klasik baleye başladı bir bilsen.
“Guernica” için “Bunu siz mi yaptınız?” diye soran aymaz bir generale “Hayır siz yaptınız!” diye cevap vermişti resmin en büyük fırçası...
Noel'i kutladığımızı söylemişti yılbaşında ağaç süslemenin eski bir Türk geleneği olduğundan habersiz bilgi yoksunlarının ağababası...
Bunun azı yararlıdır deyip radyasyonlu çay içmişti sağlık bakanlarının en unutulmazı...
iPhone'un ciddi bir pazar payı elde etme şansı hiç yok demişti Microsoft'un kurucu başkanlarının başkanı...
Dünyada sadece 5 bilgisayar olacağını öngörmüştü IBM'in duvarlarını hâlâ resimleriyle süsleyen dehaların dehası...
Pearl Harbor'da donanmamız asla gafil avlanmayacak iddiasında bulunmuştu ABD'nin çatık kaşlı donanma bakanı...
Metin Uca’yı yarışma zamanlarından hatırlarım. Yarışmayı mı izlerdim yoksa onu mu zevkle dinlerdim bilemiyorum. Türkiye’de belki de aklı başında konuşarak kendisini geliştiren ve çizgisini hiç bozmayan nadir insanlardan bir tanesi. Arkadaşımın kitap yorumunda bu kitabı görünce de hemen gidip aldım. Karşımda Metin Bey konuşuyormuş gibi büyük bir keyifle, üzüntü ile, mutluluk ile ve ağırlıkla can acısı ile okudum.
Tabi ki gündeme göre yazmış Sn. Uca. Kör göze parmak sokar gibi değil de ufaktan dokundurarak yazmış. Öyle bir yazmış ki, hikayenin kahramanına dair “yahu ben bu adamı tanıyorum” diye düşünürken sizi şok eden kahramanların(!) ortaya çıktığı hikayeler yazmış. Öyle bir yazmış ki, “ya ben bu ülkeyi her türlü korumaya çalışıyorum” diye düşünen senin, aslında hiçbir şey yapmadığını anlatmış. Öyle bir yazmış ki düşünmeyen beyinlere birazcık da olsa düşünce pompalamış. Düşün demiş, kurcala demiş, bu gelecek hepimizin demiş…
Tam da seçim öncesi okumak ile güzel bir şey yaptığımı düşünüyorum. Düşünen insanı biraz silkeleyen, düşünmeyen insanı birazcık düşünmeye davet eden yazılar. Müzik, icat, yönetim, yönetememe, yönetmeye çalışmak, yönetiyormuş gibi yapıp sömürmek,sömürmüyormuş gibi yapıp salak yerine koymak, sevgi dolu gösterip can almak, zeki olduğunu zannedip sonunda salaklıklarının ortaya çıkması, kandırılan insanlar, kandırılan devletler… yani tanıdık konular, tanıdık gündemler, tanıdık bir güzel adam tarafından yorumlanmış. Kısa hikayeler barındırsa da uzun düşüncelere yol açan bir kitap çıkmış ortaya…
Metin Uca'nın duruşunu çok beğenirim. Kitapta ele alınan konular gerçekten ilgi çekici. Ancak sunuş biçimi ve anlatımı ne yazık ki bana pek keyif vermedi.
Daha önceki kitaplarına göre daha farklı bir anlatımı var ve aslında 3 yıldız vermemin sebebi de bu, çünkü kitabın ortalarında kitaptan koptum diyebilirim, ama bırakmadım ve sonuna kadar okudum. Özellikle de en sonunda yazdıkları, toplumsal hafızamızı silkeler nitelikte ve çok değerli.
Neticede diyor ki: "Çoğunu unuttunuz, hatta bazılarını ilk kez duyuyorsunuz değil mi? Harika. Çok doğru yoldasınız. Sana ne kardeşim sen mi düzelteceksin, başkalarının enayisi sen mi olacaksın, dertsiz başını derde mi sokacaksın? Sen ne sağcısın, ne solcu, sen yolunu bulmaya bak. Sen mi kurtaracaksın memleketi? Hem sana ne zararı var? Böyle gelmiş böyle gider. Büyüklerimiz bizden iyi bilir. Bizim için önemli olan "Kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim" diyebilmektir."
Cesaretin, zihinlerimizi açışın için teşekkürler Metin Uca!
Metin Uca'yı çocukluk dönemlerimden Passaparola isimli yarışma programıyla ve Star TV'deki sabah haberleri sunumuyla hatırlıyorum. Sonraki dönemde çeşitli sebeplerle kendisini ekranlarda göremedik. Ancak onu hep zekice tasarlanmış ve tam hedefini vuran eleştirileriyle hatırlıyorum. Deneme kitabını bir çırpıda okudum. Yine anlatmak istediğini güzel bir şekilde anlatmış. Keyifli bir okuma oldu. Aşağıdaki cümleleri kitaptan alıntılıyorum çünkü çok beğendim.
"Derler ki Çehov'un "En tehlikeli insan tipi az okuyan çok inanandır." saptaması yaşadığımız günleri en iyi anlatan sözlerdendir. Örgütlü cehaletin, vasatların tahakkümü günlerimizi iyice geri zekalı yapması da bu nedenle kaçınılmazdır."
Üslubu ve mizah anlayışı ile tam bir Metin Uca kitabı olmuş. Uca'nın mizahını seviyorsanız bu kitaba bayılırsınız, ilk defa tanışıyorsanız biraz yadırgayabilirsiniz. Her ne olursa olsun içindeki bazı yaşanmış hikayeler için bile okunmaya değer bir kitap olmuş.