"Peygamberler kalp hastaliklarinin doktorlaridir. Aklin yarari ve islevi de, bize nubuvvet gercegini tanitmak ve nubuvvet gozu ile kavranani kavramaktan aciz oldugunu kabul ederek,nubuvveti tasdik etmek ve bizi elimizden tutarak, korleri rehberlere ve ne yapacagini bilmeyen hastalari musfik doktorlara teslim eder gibi, nubuvvete teslim etmektir. Aklin etki alani ve varip duracagi son nokta burasidir. Bunun otesinde, tabibin kendisine verecegi seyi anlamaya calismaktan baska yapacagi bir sey yoktur." Gazâlî'nin yucelttigi ve kast ettigi akil iste bu vahye/nubuvvete muhatap olan akildir. Dini ilimleri ve Sunneti ihya, bid'atleri imha eden Imam-i Gazâlî, bu hakikatleri avam nezdinde dahi tam ma'kes bulacak sekilde tasarlamis ve gercekte ruhî, kalbî ve aklî olarak Allah'tan bir hayli uzaklasmis olanlari yeniden Hidayete ve Kurtulusa sevk etmeye cagirmistir. Imam-i Gazâlî'nin hacimce kucuk, fakat tesiri bakimindan buyuk olan El-Munkiz-Mine'd-Dalâl eseri omrunu hakikati aramaya adamis hakikat âsiklari icin cok muhim bir kitaptir. Ozellikle, Ruh, kalb, fikir hatta hissi selamet ve istikamet arayanlar icin bir basucu kitabi da denebilir... (Tanitim Bulteninden)
Muslim theologian and philosopher Abu Hamid al-Ghazali of Persia worked to systematize Sufism, Islamic mysticism, and in The Incoherence of the Philosophers (1095) argued the incompatibility of thought of Plato and Aristotle with Islam.
Born in 1058, Abū Ḥāmid Muḥammad ibn Muḥammad al-Ghazālī ranked of the most prominent and influential Sunni jurists of his origin.
Islamic tradition considers him to be a Mujaddid, a renewer of the faith who, according to the prophetic hadith, appears once every century to restore the faith of the ummah ("the Islamic Community"). His works were so highly acclaimed by his contemporaries that al-Ghazali was awarded the honorific title "Proof of Islam" (Hujjat al-Islam).
Al-Ghazali believed that the Islamic spiritual tradition had become moribund and that the spiritual sciences taught by the first generation of Muslims had been forgotten.[24] That resulted in his writing his magnum opus entitled Ihya 'ulum al-din ("The Revival of the Religious Sciences"). Among his other works, the Tahāfut al-Falāsifa ("Incoherence of the Philosophers") is a significant landmark in the history of philosophy, as it advances the critique of Aristotelian science developed later in 14th-century Europe.
أبو حامد محمد الغزّالي الطوسي النيسابوري الصوفي الشافعي الأشعري، أحد أعلام عصره وأحد أشهر علماء المسلمين في القرن الخامس الهجري،(450 هـ - 505 هـ / 1058م - 1111م). كان فقيهاً وأصولياً وفيلسوفاً، وكان صوفيّ الطريقةِ، شافعيّ الفقهِ إذ لم يكن للشافعية في آخر عصره مثلَه.، وكان على مذهب الأشاعرة في العقيدة، وقد عُرف كأحد مؤسسي المدرسة الأشعرية في علم الكلام، وأحد أصولها الثلاثة بعد أبي الحسن الأشعري، (وكانوا الباقلاني والجويني والغزّالي) لُقّب الغزالي بألقاب كثيرة في حياته، أشهرها لقب "حجّة الإسلام"، وله أيضاً ألقاب مثل: زين الدين، ومحجّة الدين، والعالم الأوحد، ومفتي الأمّة، وبركة الأنام، وإمام أئمة الدين، وشرف الأئمة. كان له أثرٌ كبيرٌ وبصمةٌ واضحةٌ في عدّة علوم مثل الفلسفة، والفقه الشافعي، وعلم الكلام، والتصوف، والمنطق، وترك عدداَ من الكتب في تلك المجالات.ولد وعاش في طوس، ثم انتقل إلى نيسابور ليلازم أبا المعالي الجويني (الملقّب بإمام الحرمين)، فأخذ عنه معظم العلوم، ولمّا بلغ عمره 34 سنة، رحل إلى بغداد مدرّساً في المدرسة النظامية في عهد الدولة العباسية بطلب من الوزير السلجوقي نظام الملك. في تلك الفترة اشتُهر شهرةً واسعةً، وصار مقصداً لطلاب العلم الشرعي من جميع البلدان، حتى بلغ أنه كان يجلس في مجلسه أكثر من 400 من أفاضل الناس وعلمائهم يستمعون له ويكتبون عنه العلم. وبعد 4 سنوات من التدريس قرر اعتزال الناس والتفرغ للعبادة وتربية نفسه، متأثراً بذلك بالصّوفية وكتبهم، فخرج من بغداد خفيةً في رحلة طويلة بلغت 11 سنة، تنقل خلالها بين دمشق والقدس والخليل ومكة والمدينة المنورة، كتب خلالها كتابه المشهور إحياء علوم الدين كخلاصة لتجربته الروحية، عاد بعدها إلى بلده طوس متخذاً بجوار بيته مدرسةً للفقهاء، وخانقاه (مكان للتعبّد والعزلة) للصوفية.
Gazali bize bu kitapta ne düsündügünü degil, nasil aradigini anlatir. Yasadigi dönemde ilim, mevki ve itibar acisindan ulasabilecegi hemen her noktaya ulasmis. Ama bildiklerinin onu hakikate götürmedigini fark etmis, duyularini, aklini ögrendigi ilimleri ve mensubu oldugu cevreleri sorgulamaya baslar, ic muhasebesini yapma yolunda inkar degil, daha sahih bir iman arayisidir bu. Kitap boyunca Gazali, kelamcilari, filozoflari, batinileri ve sufileri kendi bakis acisindan degerlendirir. Her yolu da bizzat elestirmeden deneyerek tanimaya calisir. suraya varir: hakikat, sadece zihinsel bir dogruya ulasmak degildir. hakikat, bilginin insanin haline, ahlakina ve yönelisine dönusmesidir. bu yüzden tasavvufu, teorik bir disiplin degil yasanan, bedel ödenen bir yol olarak görür. Gazali, ilmin insani kurtarmaya yetmedigini vurgular, ilim- amel- ihlas üclüsüyle cok uyusan bir netice. bu kitap cevap sunmaktan cok soru sormayi ögreten bir eser bence. son olarak: hakikat, cok sey bilmekte degil, bildigiyle amel etmekten gecer sonucunu bu kitaptan cok rahat cikartabiliriz.
Descartes'ın yöntem araştırmasını bilip de Gazali'nin hakikat yolundan gafil olan bizler için okumanın ve Batı Felsefesinin yüzyıllar önce yaptığı gibi yaşamımıza doğru hamlelerle uygulamanın zorunlu olduğu bu kısa ama etkili eser, her ne kadar İslam coğrafyasında felsefe ve bilim etkinliklerinin tesirini yitirdiği dönemin başlangıç noktalarından kabul edilse de doğru bir okuma ile aynı coğrafyanın bir uyanış bildirgesi olması önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.