“Yoğun biçimde öğrenmek, sağlam ve içten bir amacı olmak; ciddi olarak sorgulamak, kendine uygulayarak yansıtmak: İşte erdem böyle bir süreçtir.”
Konfüçyüs, belki de dünyadaki tüm filozoflar arasında en tanınmışlardan biridir. Fakat kesin olan bir şey varsa o da onun, en çok yanlış aktarılan filozof olduğudur. “Konfüçyüs der ki…” diye başlayan ve hatta çoğu kişinin hiç kuşku duymadan onun olduğuna inanarak söyledikleri sözlerin pek azı ona aittir. Genel kabulün tersine, Konfüçyüsçülük aslında bir din değildir. Bir sosyal, ahlaki ve siyasal felsefe sistemidir. Çin tarihindeki önemi de dinden değil, toplumsal, siyasal ve bürokratik örgütlenmelerden gelir.
Bu kitap, Konfüçyüs ile yirmi iki öğrencisi arasında geçen konuşma ve tartışmaların bir derlemesi olması yanı sıra Konfüçyüs’ün yaşamındaki bazı olayların kayıtlarından oluşmaktadır ve onu takipçileri tarafından bir araya getirilmiştir. Klasik Çin felsefesinin ve edebiyatının en önemli eserlerinden biri sayılmaktadır. Yapısı ve içeriği itibarıyla yalnızca Konfüçyüs’ün toplumsal ve siyasal felsefesinin dile getirilmesinden ibaret değildir; kendisinin ilginç bir portresini de vermektedir. Kitapta, devlet yönetimi, uyulacak ahlaki ilkeler, dinsel törenler ve ideal bir insanın ve toplumun nasıl olması gerektiği gibi pek çok konu anlatılmıştır.
Her ne kadar Konfüçyüsçülük süreç ve sıkıdüzene verdiği katı önemden ötürü itici bir imge edinmişse de, bu kitap bu öğretinin altında yatan iyimserliği ve insalcıllığı ortaya çıkarmaktadır.
Chinese philosopher Confucius, originally Kong Fuzi and born circa 551 BC, promoted a system of social and political ethics, emphasizing order, moderation, and reciprocity between superiors and subordinates; after his death in 479 BC, disciples compiled the Analects, which contains a collection of his sayings and dialogues.
Teachings of this social thinker deeply influenced Korean, Japanese, and Vietnamese life.
”Önceleri, insanların sözlerini dinler ve yaptıklarına inanırdım. Şimdi sözlerini d,nliyorum ve yaptıklarına bakıyorum…” . ”Halkın bir eylemin peşinden gitmesi sağlanabilir; ancak onu anlaması sağlanamaz.” . Konfüçyüs anlatıyor uzun süredir boynu bükük şekilde okunmayı bekliyordu ve nihayet elime alıp okuduğum için memnunum. Giriş kısmında belirtildiği üzere ‘Konfüçyüs der ki’ şeklinde başlayan çok az söz kendisine aitmiş. Belirtmek gerekir ki Konfüçyüsçülük bir din de değil sadece etik, ahlak vb değerlerin belirtildiği bir düşünce sistemi. MÖ 500 küsürden günümüze uzanan bu düşünceler aslında insanın özüne inildiğinde herkesin benzer fikirlere sahip olduğunu gösteriyor. Günümüzde de söylenilen ve amaç kabul edilen düşüncelerden oluşuyor çoğunlukla. İyilik et, dürüst ol, bilgili olmak için uğraş, erdemli ol, doğru yaşa gibi öğütleri içeriyor. Bunun dışında aslında daha çok Çin tarihiyle uğraşanları ilgilendirecek sözler yer alıyor filan kişi çok iyidir filan kişiyi ibret alın tarzı. Ben bazı düşüncelere katılıyorum bazılarına katılmıyorum. Kızların ve hizmetçilerin zor eğitildiğini söylemiş mesela. Bir de eşiğe basmadan geçmenin önemli olduğunu 😄. Ama bu kitleleri etkilemiş ve hala etkileyen filozofun sözlerini okuduğum için mutluyum. Hangi sözler ona aittir bilemem ben iyi olan bütün sözleri onun kabul edeceğim.
Çince gibi zor bir dilden Türkçe'ye çevirisi başarıyla yapılmış bir eser. Öncelikle yayınevini ve çevirmenini kutlamak gerekir. İçeriğine dönecek olursak, Konfüçyüs'ün öğretileri erdemli bir topluma ulaşabilmeyi amaçlıyor ve üstat bu yolda ahlaki terbiyeyi bireyin omuzlarına yüklüyor. Kitabın ilk bölümlerindeki birçok öğreti, günümüz için geçerliliğini yitirmiş olabilir. Fakat Konfüçyüs'ün en az 15 sözünü çok değerli buldum ve not alma gereği duydum. Bu yüzden, ülkemiz gibi yolsuzluğun had safhada olduğu coğrafyalardaki insanlar tarafından okunması ihtiyaç haline gelen bir eser.