Son 4 ayda okuduğum 9.mektup içerikli kitaptı bu. Kitabı alırkenki beklentimin düşüklüğünü gayet iyi anımsıyorum. Fakat bu 4 ayda okuduklarım arasında beni en etkileyen mektup kitabı bu oldu (ki mektup kitabından "etkilemesini" beklemeyiz).
Kültür ve edebiyat tarihine ışık tutup bilgi vermesini bekliyorsak, onu da yeterince yapan bir kitap.
Halit Refiğ'e dair, Türk sinema yönetmeni olmasını bilmek dışında ek bir şey bilmiyordum.
Sinemada ulusalcılık konusunda kararlılığı, prensiplerinden hiç ödün vermeyişi, bir gün yılıp Amerika'ya gitmek "zorunda" kalışı, vb.. Zaten mektuplar da kendisi Amerika'dayken yazılıyor. Ve kitapta en sevdiğim kısımlardan biri; sadece kendisine yazılanlar değil, bazen kendisinin cevaben yazdıklarının da yer alıyor oluşu.
Kitapta ağırlıklı olarak Giovanni Scognamillo ve Oğuz Atay'ın kendisine yazdığı mektuplar yer alıyor ve aralarındaki arkadaşlık bağına hayran kalmamak elde değil.
Scognamillo'nun esprili, muzip satırları, Oğuz Atay'ın "Bizim memleket adam olmaz"ı klişelerden ve arabeskleşmeden uzak halde, kendine has nahifliği ile yazışı ve tabi ki Oğuz Atay'ın ölümcül ameliyatı (son mektubu ölümünden 2 ay önce).
TRT'nin iktidar değiştikçe değişen tipik yayın politikası, sinemalar, sansürler, edebiyat ödülleri, Ecevit'e suikast, vb pek çok şey mektuplarda anılıyor.
Halit Refiğ, sağlığındayken mektupları toplayıp Selim İleri'ye vermiş, İleri de bir an önce kitaplaşması için çalışmış. Tabi şu da enteresan; Oğuz Atay'ın 70'lerde yazdığı mektuplardan bazılarında Atay Selim İleri'nin kendisi ile ilgili yazdığı bir yazıdan ötürü hem eleştiriyor hem üzüntüsünü yansıtıyor. Selim İleri yıllar sonra bu mektuplarda bu duruma tanık olunca epey üzülüyor.
Artık mektup içerikli kitaplara bir süre ara veriyorum.. Bazen kitaplığımda gözüme takılan "Sinemada Ulusal Tavır; Halit Refiğ" adlı söyleşi kitabıyla ilgili "bu kitabı neden aldım ki" diye düşünüyordum. Artık öyle düşünmüyor ve okumayı hedefliyorum.