Günahkârların soluk aldığıbir diyardamasumu ayırt etmek zordur.
Mazinin ağır yükünü daha çocuk yaşlarında omuzlarına almak mecburiyetinde kalmış hastalıklı bir komiser… Telaşlı merakını dizginleyemeyen yaman bir komiser yardımcısı…
Kendi karanlığında yıllarca fenersiz dolaşmış merhametli bir adam… Kilisenin avlusunda yaşanan giz yüklü bir cinayet… İstiklal Caddesi'nin içine akan karmaşık bir hikâye ve hikâyenin yöresinde olgunlaşan hayatlar… İkinci Cihan Harbi'nin gölgesinde kuruyan insanlar… Savaşın getirdiği açlık, sefalet ve kıtlık… Hırsını parayla bileyen istifçiler, ülkenin üzerine sakat bir kuş gibi tüneyen buhran, Beyoğlu'nunçıkmazlarında masumiyetini yitirmişkalabalıklar… Ve bütün bunların dışında akan zamanın dizlerineuzanmış şehr-i İstanbul…
Yazıldığı zamanın ruhuna ve diline hâkim bir ilk roman. Neden daha önce adını duymadım, bilmem. Çok beğendim; iyi bir polisiye, yetkin ve lâtif bir dil. Sadece olay örgüsü değil, 2. Dünya Savaşı, Mübadele, Varlık Vergisi gibi derin meseleleri olabildiğince tarafsız bir şekilde verip yaşananları daha da etkili kıldığı için de takdire şayan. Karakterler ki polisiyenin bıçak sırtıdır, derinlikli, dertli kimseler; hepsi maharetle çizilmiş. Ömer Efendi bile onca az sahneye rağmen kalbimizde yer ediniyor. Yazar aynı zamanda çok iyi okuyucu zannederim, kitap hem yeni, kendine has, hem de dünya ve dil olarak o kadar tanıdık ki... Edebiyattan ve dahi Türk Filmlerinden simalar, akisler sizi sarmalıyor. Samiha Ayverdi'nin, Tanpınar'ın İstanbul'u da baş köşede yerinin alıyor haliyle. Dilerim yazmaya devam eder Tuncay Çevik. İştiyakla bekliyorum devamını...
Baskomiser Sabri ve yardimcisi Izzet'in cozmekle gorevli oldugu cinayetin hikayesi 1945'de Beyoglu'nda basliyor. Istanbullu Rumlar, mubadele, II. Dunya Savasi'nin Istanbul'daki etkileri gibi bircok konuda anektodlarla dolu hikaye adim adim akici bir sekilde islenmis. Donem hikayelerini cok sevmem ama bu romanda hersey dozunda. Sonunda devam hikayesi icin hazirlik da yapilmis. Dilerim Sabri ve Izzet'in ikinci hikayesini de okuruz.
Yazarın adı olmasa eserin üstünde kolaylıkla Ahmet Ümit diyebilirim, Büyükada detayına kadar Komiser Nevzat ruhu kokuyor, Komiser Nevzat sevenler bu kitabı da sevecektir.Sonu öyle boşlukta bitmiş ki devam serisi mutlaka gelecek diye düşündürdü,tarihteki önemli birkaç olaya değinmesi ve ara hatırlatmalar yapmasını sevdim♥️
Naif bir dönem polisiyesi. Anlaşılan Sadri ve İzzet ikilisinin yeni maceralarını merakla bekleyeceğiz. İstanbul’a dair anekdotlar tam dozunda serpiştirilmiş sayfalara